BALIKESIR

Yazar admin tarih Eki 4th, 2008

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 14.292 km²

Nüfus: 973.314 (1990)

İl Trafik No: 10

Balıkesir, Marmara ve Ege Denizine kıyı veren Türkiye’nin en çok adasını bünyesinde barındıran tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle gerçek bir turizm cennetidir.

Temiz deniz suyunun kumlu plajlara kavuştuğu, parlak yeşil renkli zeytinliklerle sarılmış koyları, irili ufaklı adaları, dünyada oksijenin en çok bulunduğu Homeros’un destanındaki İda Dağı, insanlara binlerce yıldır şifa dağıtan termal kaynakları ile Balıkesir, ülkede turizmin ilk başladığı yerlerdendir.

İLÇELER:

Balıkesir (merkez), Ayvalık, Balya, Bandırma, Bigadiç, Burhaniye, Dursunbey, Edremit, Erdek, Gömeç, Gönen, Havran, İvrindi, Kepsut, Manyas, Marmara, Savaştepe, Sındırgı, Susurluk.

Ayvalık: Balıkesir’in ilçesi olan Ayvalık, temiz deniz suyu ve plajlarla, yeşil zeytinliklerle sarılmış güzel kıyılara sahip, tarihi ve arkeolojik değerleri barındıran bir tatil merkezidir.

Erdek: Balıkesir ilinin ilçesi olan Erdek, Marmara Bölgesinin Marmara Denizi’ne doğru uzanan Kapıdağ Yarımadası’nda Erdek Körfezi’nde yeralır. Eski adı Arktonnesos olan Kapıdağ yarımadası ile kuzey ve batı çevresindeki Marmara, Paşalimanı, Türkeli(Avşa), Ekinlik adalarından oluşmaktadır.

Erdek, antik kentleri, Açık Hava Müzesi, temiz denizi ve kumsalı ile güzel bir turizm merkezidir.

Edremit: Balıkesir ilinin ilçesi olan Edremit temiz denizi ve plajları tarihi ve Arkeolojik eserleri ile bir turizm merkezidir.

BALIKESİR

NASIL GİDİLİR?

Balıkesir Ankara ve İstanbul’u İzmir’e bağlayan karayolu üzerinde bir transit merkezi durumundadır. Bursa-Ankara-İstanbul, İzmir ve Çanakkale illerine düzgün asfalt yollarla bağlıdır. Ayrıca İstanbul üzerinden feribot ve deniz otobüsü ile ulaşılabildiği gibi, Körfez Havaalanı ve Balıkesir Havaalanının hizmete girmesiyle İstanbul havayolu bağlantısı da bulunmaktadır.

Karayolu: Balıkesir’den Türkiye’nin her yerine karayolu imkanı bulunmaktadır.

Otogar Tel: (+90-266) 241 11 99

Demiryolu: Ankara-Balıkesir, İzmir-Balıkesir ve Balıkesir-Bandıma arasında demiryolu ulaşımı mevcuttur.

İstasyon Tel: (+90-266) 713 60 89 – 715 30 50

Denizyolu: İstanbul’dan Bandırma ilçesine feribot ve yolcu vapuru ile seferler yapılmaktadır.

Havayolu: Körfez havaalanının hizmete açılmasıyla havayolu ile İstanbul’dan Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerine ulaşabilmek mümkün olmaktadır.Türk Hava Yolları Acentası Körfez Havaalanı içerisinde hizmet vermektedir.

Liman Tel: (+90-266) 312 11 30

THY Acentası: (+90-266) 376 13 36

COĞRAFYA

Balıkesir Anadolu’nun kuzeybatısındadır. Büyük bir kısmı Marmara diğer kısmı Ege Bölgesi’nde bulunur. Güneyinde Manisa ve İzmir, batısında Ege Denizi ve Çanakkale, doğusunda Kütahya ve Bursa İlleri vardır. Kuzeyi Marmara Denizi ile çevrilidir. Balıkesir’de yüksekliği 1800 metreyi geçmeyen dağlarla, meyilli ovalar, alçak tepeler göze çarpar.

Yörede, genellikle Akdeniz İklimi hüküm sürmekte ise de bu iklim karakteristiğine daha çok Ege kıyılarında rastlanmaktadır. İç kısımlarda kara iklimi hakimdir.

TARİHÇE

Balıkesir ve çevresinin tarih öncesi MÖ.3200′lü yıllardan günümüze kadar yerleşim gördüğü anlaşılmaktadır. MÖ 2000′li yıllarda Balkanlar üzerinden gelen Pelasgların koloniler kurdukları görülür. Balıkesir Frig, Lidya, Pers, Makedonya, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerini yaşamıştır.

1071 Malazgirt Savaşından sonra Selçuklu Beylerinden Kalem Şah Beyin oğlu Karesi Bey, Karesi Beyliğini kurarak Balıkesir’i merkez yaptı ancak Osmanlı egemenliğini kabul etti. Balıkesir 1923 yılında vilayet oldu. İlin Karesi olan ismi 1926 yılında Balıkesir olarak değiştirildi.
NE YENİR?

İlin höşmerim tatlısı ve Susurluk ayranı meşhurdur.

NE ALINIR?

İlin höşmerim tatlısı, kolonyaları, Yağcı Bedir halısı alışverişte alınması önerilen özgün ürünlerdir.

YAPMADAN DÖNME

Şeytan Sofrasında günbatımı izlemeden,

Cunda Adasında balık yemeden, Avşa şaraplarının tadına bakmadan

İlçe plajlarında denize girmeden,

Kaplıcalarından yararlanmadan,

Höşmerim tatlısı yemeden, Susurluk ayranı içmeden,

Kolonya ve almadan,Sındırgı’dan Yağcı Bedir halısı almadan,

…Dönmeyin

BALIKESİR

GEZİLECEK YERLER

Müzeler ve Örenyerleri
Kaz Dağı (İda Dağı)
Cami ve Kiliseler
Plajlar
Kaplıcalar
Mesire Yerleri
Müzeler ve Örenyerleri
Müze

Balıkesir Müzesi Detaylı Bilgi
Adres: Anafartalar Cad. Balıkesir
Tel: (266) 243 31 81

Örenyerleri

Kyzikos – Erdek
Deasklaion – Bandırma/Ereğli
Saraylar – Marmara
Antandros – Edremit/Altınoluk

Antandros (Edremit-Altınoluk) Antik Kenti

Mysia’da İda Dağı eteğinde çok eski bir şehirdir. Adramytteion’un denize bakan çıkıntısının kuzey kenarında, Alkaios’a göre bir leleg yerleşimi, Skepsis’li Demetrios’a göre bir Kilikya kuruluş; Herodot’a göre bir Pelasg yerleşimi; Thukydides’e göre bir Aiol yerleşimi. Edonis ve Kimmeris gibi yan adları da vardır. Bu adların, Aristoteles’e göre Antandros’u işgal eden kavimlerden kaynaklanması gerekmektedir. Diğer bir söylentiye göre de; buradan sonradan kovulan Andria’lılar tarafından kurulmuş olmasıdır. Antandros bölgesinde, sikkelere göre Astria’nın doğusundaki Asponeus’da , İda dağlarından elde edilen ve özellikle gemi yapımında kullanılan ağaç (Odun-Kereste) ticareti ileri düzeydeydi. Pers yönetimi sırasında Dareios tarafından ele geçirilmiştir. Pelopponnes savaşları sırasında birçok kez olayın içine çekilmiştir. Atinalılara tribut(vergi) ödemek zorunda idi. Sicilyalıların hareketi yüzünden tekrar Perslerin eline düşmüştür. Sonra Persler tarafından kovulmuşlardır. 4.yy’ın ikinci yarısınra özgür bir şehir olarak sikke basmıştır. Geç dönemlerde Titus’dan Elagabal ‘a kadar sikke basmıştır. Hristiyanlık döneminde bir psikoposluk merkezi idi. H.Kiepert tarafından bugünkü Avcılar yakınında, sahile doğru, iki yüz on beş metre yükseklikteki bir dağ üzerinde lokalize edilmektedir. Burada bulunmuş bir yazıt yayınlanmıştır.

Kaz Dağı (İda Dağı)

Edremit Körfezi’nin Kuzeyinde bulunan Kaz dağları 21.300 hektarlık alanıyla deniz ve yeşilin tarihi dengeler ile doğanın kucaklaştığı zengin fauna ve florası ile ülkenin görülmeye değer yerlerindendir. Kazdağlarına ilçenin dört noktasından ulaşılabilir. Bunlar Zeytinli, Kızılkeçili Köyü, Güre Köyü ve Altınoluk istikametinden çıkan orman yollarıdır.

Kazdağı Milli Parkı

Balıkesir – Kazdağı Milli Parkı

Yeri: Balıkesir ili, Edremit İlçesi sınırlarında, Edremit Körfezi’nin kuzeyinde bulunanmaktadır.

Ulaşım: Milli Park alanına, Balıkesir’den 230 nolu, Çanakkale’den 24 nolu karayolu ile ulaşılmaktadır. Saha, Çanakkale’ye 123 km.,Balıkesir’e 92 km. mesafededir.

Yörenin Tarihçesi: Kazdağı tarih öncesi yıllarda da çeşitli medeniyetleri barındırmış muhtelif tarihlerde kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa Şehri, Anderia şehri, Antandros şehri, Adramytteion şehri, Astrya şehri, Gargara şehri gibi şehirler kurulmuş bunlardan bir çoğuda Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir

Cami ve Kiliseler

Kurşunlu Cami: 1231 yılında Edremit Fatihi olan Selçuklu Komutanı Yusuf Sinan tarafından yaptırılmıştır. Caminin yanında Yusuf Sinan’ın türbesi vardır.

Ayazma Kilisesi: Günümüzde zeytinyağı fabrikası olarak kullanılan İon sütunlu Fenoremeni Kilisesi, ortadokslarca içindeki kutsal su nedeniyle “AYAZMA” olarak anılmaktadır.

Plajlar

Akçay: Edremit’e 10 km uzaklıktadır. Sahil şeridi olup, kısmen çakıllıdır. Her yerinden fışkıran tatlı , soğuk suları ve artezyenleri ile ünlüdür.

Altınoluk: Edremit’e 28 km. mesafededir. Oksijen deposu özelliğini taşıyan yörede çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanları bulunmaktadır.

Kaplıcalar

Edremit – Güre Kaplıcası: Edremit’e 12 km, Akçay’a ise 3 km uzaklıktaki kaplıca sağlık ve dinlenme yeridir. Kaplıcanın orijinal bölümlerinde ilkçağ Roma hamamı özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Suyun sıcaklığı 64*C olup, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları,guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile karciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. Konaklama imkanı vardır.

Bostancı – Entur Kaplıcaları: Burhaniye’nin Edremit çıkışında ve Burhaniye’ye 10 km uzaklıkta son derece modern tesislerdir. Ortalama 51derece sıcaklıktaki yıkanma suyu Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Burhaniye-Edremit yol ayrımında olduğundan ulaşım kolaydır.

Edremit – Derman Kaplıcası: Edremit ilçesine 3,5 km uzaklıkta olan kaplıca tesisinde 21 adet küvetli odada banyo imkanı mevcuttur. Kaplıca suyu çeşitli kadın hastalıklarına, romatizmaya ve içilmek suretiyle böbrek taşı rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

Mesire Yerleri

Pınarbaşı: Güre Köyü sınırları içinde Akçay’a 6 km mesafede bir piknik yeridir. Yamaçtan akan bol ve buz gibi su yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşedir. Orman Müdürlüğü’nce işletilmektedir. Ayrıca piknik alanı içerisinde Alabalık üretilen bir çiftlik bulunmaktadır.

Şahinderesi: Kazdağları’nın Altınoluk bölgesi eteğinde bulunmaktadır. Altınoluk’u tepeden görür.Temiz kaynak suları olan bol ağaçlı bir piknik yeridir.Ayrıca bir konaklama tesisi ve restoranı bulunmaktadır.

Öğr.Gör.Mehmet Aykaç Reşadiye Meslek Yüksekokulu

AMASYA

Yazar admin tarih Eki 4th, 2008

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 5.520 Km²

Nüfus: 357.191 (1990)

İl Trafik No: 05

Orta Karadeniz’de, Yeşilırmak vadisi Harşena Dağı eteklerine kurulan Amasya, 7 bin yılın üzerindeki eski tarihi boyunca krallık başkentliği yapmış, bilim adamları, sanatkarlar, şairler yetiştirmiş, şehzadelerin eğitim gördüğü bir belde olmuştur.

Kurtuluş savaşının başlangıç temelleri de Amasya’da atılmıştır. Amasya, tarihi ve kültürel zenginlikleri yanı sıra, özellikle Yeşilırmak kıyısına yapılmış Yalıboyu evleri ile dikkat çekmektedir.

Dünyanın en güzel Misket elması, kirazı, şeftalisi ve bamyasının üretildiği, tarih ve doğanın birlikte bulunduğu ilginç bir antik kent görmek istiyorsanız sıcak kanlı ve misafirperver Amasya sizi bekliyor.

İLÇELER:

Amasya (merkez), Göynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova, Taşova’dır.

Göynücek: Çekerek Irmağı Vadisi’nde kurulan ilçeye 8 km. uzaklıktaki Çekerek vadisine bakan kayalık üzerinde kurulmuş Gökçeli kalesi ilçenin önemli tarihi eseridir. Roma Döneminde garnizon olarak kullanılan Kalede 98 basamaklı merdiven ile gizli bir yol bulunmaktadır. İlçe merkezine 6 km. uzaklıkta bulunan Çamurlu köyü İlice mevkiinde çıkan kaynak suyunun böbrek taşlarına karşı tedavi edici özelliği olduğu söylenmektedir.

Gümüşhacıköy: İlçe merkezindeki Bedesten, Büyük hamam, Koyun pınarı ve Kabak çeşmesi; Gümüş beldesinde yer alan Haliliye Medresesi, Yörgüç Paşa Cami, Darphane Cami, Maden Cami (Eski Kilise) ilçenin Selçuklu ve Osmanlı dönemi mimari eserleridir. Şarlayuk beldesi ise yeşilin her tonunun bulunduğu, altyapısı olan bir mesire yeridir.

Hamamözü: İnegöl dağlarının doğu ve kuzey eteklerinde kurulmuştur. İlçe merkezinde bulunan Arkut Bey kaplıcası yörenin önemli dinlenme ve piknik yeridir. İlçe merkezine 1km. uzaklıkta olan Kahramanlar İçmesi bağırsak parazitlerine iyi geldiği bilinmektedir.

Merzifon: İl merkezine 49 km. uzaklıktadır. 7. yüzyıl sonlarında Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın Sadrazam olmasıyla Merzifon köklü imar değişikliğine uğramıştır.

AMASYA

NASIL GİDİLİR

Amasya; komşu illerden Samsun, Çorum ve Tokat’a Devlet Karayolu ile bağlıdır. Aynı zamanda Avrupa -İran Uluslararası (E-5) Karayolu üzerindedir.

İle en yakın deniz ve havayolu limanları 130 km. uzaklıkta olan Samsun İlinde bulunmaktadır.

Karayolu Otogarın şehir merkezine uzaklığı 1,5 kilometredir. Ulaşım şehir içi minibüs ve firma servisleri ile yapılmaktadır.

Otogar Tel : (+90-358) 218 80 12

Demiryolu Amasya, Sivas-Samsun demiryolu üzerinde Sivas’a 261 km. Samsun’a ise 134 km. uzaklıktadır. İl hudutları içerisinde iki gar (Amasya-Hacıbayram) ve 6 istasyon (Kızılca, Kayabaşı, Eryatağı, Bovazköy, Suluova, Hacıbayram) bulunmaktadır.

İstasyon Tel : (+90-358) 218 12 39

AMASYA

COĞRAFYA

Amasya, doğuda Tokat, güneyde Yozgat, batıda Çorum, kuzeyde Samsun İlleri ile çevrilidir. Yeşilırmağın Orta Karadeniz Dağları (Canik) arasında oluşturduğu vadi üzerinde kurulmuştur.
Akdağ, Tavşan Dağı, İnegöl Dağı, Kocacık Tepesi, Kırklar Dağı, Ferhat Dağı önemli dağlarıdır. Sulama amaçlı gölet ve barajlar ile sulanan verimli ovalara sahiptir. Borabay Gölü en önemli gölüdür. Yeşilırmak ve göletlerde yayın, sazan, turna, levrek, pullu gibi balık türleri bulunmaktadır.
İlde Karadeniz iklimi – kara iklimi arasında bir geçiş iklimi hüküm sürer. Yazları kara iklimi kadar kurak, Karadeniz iklimi kadar yağışlı değildir. Kışları ise Karadeniz iklimi kadar ılıman, kara iklimi kadar sert değildir.

AMASYA

TARİHÇE

İlk yerleşimin MÖ. 5500 yıllarına kadar uzandığı belirlenen Amasya; Antik Çağdan günümüze kadar geçen zaman içerisinde Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. 1386 yılında Osmanlı topraklarına katılan Amasya, Osmanlı padişah ve şehzadelerinin gösterdikleri özel ilgi nedenleriyle “şehzadeler şehri” olarak da ün yapmıştır.Amasya, Kurtuluş Savaşı sırasında ön plana çıkmıştır. 19 Mayıs 1919′da Samsun’da başlayan Milli Mücadelenin ilk adımı 12 Haziran 1919′da Mustafa Kemal’in Amasya’ya gelmesiyle devam etmiştir. Kurtuluş Mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin toplanmasına burada karar verilmiş, 22 Haziran 1919′da yayınlanan Amasya Tamimi ile “Milletin İstiklalini yine milletin azim ve kararının kurtaracağı” Amasya’da ilan edilmiştir.

NE YENİR?

Amasya tarihi, köklü bir kültür düzeyi yanında ekolojik yapısı itibariyle zengin bir bitki örtüsüne, dolayısıyla da zengin mutfak kültürüne sahiptir. Yöreye özgün yemekler arasında, çatal çorba, cırıkda-cızlak (akıtma), helle çorbası, ekmekaşı (papara), kesme ibik çorbası, toyga çorbası, cilbir, bakla dolması, hengel (kıymasız mantı), pancar (pastırmalı), kabak kabuklu pilav, sirkeli ciğer, yuka tatlısı (yufka patlıcanlı pilav tatlısı), gömlek kadayıfı, halbur tatlısı, zerdali gallesi, vişneli ekmek (Amasya çöreği), sini su böreği (Amasya usulü) ve Yakasal böreği sayılabilir.
AMASYA

NE ALINIR?

Amasya’dan El askısı yazma, yemeni, ev yapımı kuşburnu ezmesi, pirinç ve elma alınması önerilir.

AMASYA

YAPMADAN DÖNME

Amasya Müzesinin Mumyalar bölümünü ve Hitit Tanrı Heykelini (Teşup) görmeden,
Yeşilırmak Yalıboyu’nda Amasya Evlerini gezmeden,
Kral Kaya Mezarlarını ziyaret etmeden,
II. Bayezid Külliyesi, Bimarhaneyi gezmeden,
Borabay gölünü görmeden,
Amasya Misket elması yemeden,
…Dönmeyin

AMASYA

Müzeler ve Örenleri

Müzeler

Amasya Müzesi

Adres: Atatürk Cad. Amasya
Tel: (358) 218 69 57

Hazeranlar Konağı Etnografya Müzesi
Alpaslan Müzesi

Örenyerleri

Kral Kaya Mezarları

AMASYA MÜZESİ

1925 yılında Sultan II. Beyazıt Külliyesi’nin bir bölümü olan medrese binasının iki odasında toplanan az sayıda arkeolojik eserler ile İslâmi Devir mumyaları bir araya getirilerek önce bir “Müze Deposu” oluşturulmuştur.

Daha sonra eserlerin çoğalması ve teşhir edilecek yeni mekânlara ihtiyaç duyulması neticesinde, 1962 yılında Selçuklu Döneminin anıtsal eserlerinden olan 1266 tarihli Gökmedrese Camii’ne taşınmıştır. 1958 yılına kadar fahri memurlukla idare edilen müze, aynı yılın haziran ayından itibaren Müze Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.

22 Mart 1977 yılında yeni yapılan bugünkü modern binasına taşınmış; daha sonra yeniden düzenlenmiş ve tüm eserler kronolojik sıraya göre teşhir edilerek 1980′de hizmete açılmıştır.

11 ayrı medeniyete ait arkeolojik, etnografik, sikke, mühür, el yazması ve mumya olmak üzere yaklaşık yirmidörtbin civarında eseri ile bölgenin en modern ve en zengin müzesi olarak, ülkemiz kültür ve turizmine hizmet etmektedir.

Üç katlı olarak yapılan müzenin bodrum katında deposu, laboratuvarı ve diğer hizmet birimleri, alt katta büfe ve dinlenme salonu ve ufak bir teşhir salonu,üst katta ise arkeolojik, sikke ve etnografik eserlerin sergilendiği iki büyük salon yer almaktadır. Bahçede ise taş eserler ile Sultan I. Mesut Türbesi içerisinde 6 adet İlhanlı Dönemine ait mumya teşhir edilmektedir.

Alt Salon Teşhiri

Amphoralar
Roma ve Bizans Çağına ait pişmiş topraktan yapılmış, çift kulplu, sivri dipli, formlarıyla müzenin ilgi çekici eserleri arasında yer alırlar. Antik dönemde şarap, zeytinyağı ve benzeri sıvı maddelerin naklinde ve saklanmasında kullanılmışlardır. Bafra yakınlarında batık bir gemiden çıkarıldığı bilinen eserler 1977 yılında müzeye kazandırılmışlardır.

Lahitler
Bu bölümde dört adet lahit teşhir edilmektedir. Üçü pişmiş topraktan yapılmış olup diğeri bronzdandır.

Bronz Lahit
Dövme tekniği ile yapılmış, modern banyo küveti şeklindedir. Ağız kenarlarına yakın köşelerinde simetrik dört adet halka kulp vardır. Taşova İlçesi, Esençay Beldesi, Çakırmıstığın Tepesi olarak adlandırılan büyük tümülüsten çıkarılmıştır. Hellenistik Dönem eseridir.

Pişmiş Toprak Lahitler
Bir tanesi köşeli, diğeri silindirik, üçüncüsü ise küvet şeklindedir. Roma Döneminde mezar olarak kullanılmışlardır.

Heykeller
Bu bölümde Hellenistik ve Roma Dönemine ait iki heykel teşhir edilmektedir. Başı olmayan giysili rahip heykeli, diğeri ise tanrı Dionysos ve oğluna ait yüksek bir kabartma sergilenmektedir.

Lahitlerin bulunduğu bölümde Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Amasya’da inşa edilen cami, medrese ve benzeri yapıların orijinal mermer kitabeleri sergilenmektedir.

Amasya’da Azerbaycan ve yöresinden 1897-1898 Osmanlı-Rus Harbi sırasında göçle gelen bir kısım halkın yanlarında getirdikleri halılar, halı seccadeler, halı heybeler ve kilimler bu bölümde teşhir edilmektedir. Yine bu kısımda Milas, Kırşehir ve Avanos yöresi halı ve kilimleri yer almaktadır.

Ahşap Eserler

Bu bölümde Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait ahşap işçiliğin nadide örnekleri sergilenmektedir.

Bizans Dönemi Kapı Kanadı
Gümüşhacıköy İlçesi, Gümüş Beldesi’ndeki bir manastıra aittir. Üzerinde kabartma tekniğiyle yapılmış, bereketi simgeleyen asma dallarının birbirine dolanarak oluşturduğu dairelerin içerisi asma yaprağı ve iri taneli üzüm salkımı ile süslenmiştir. Geç Bizans Dönemine ait bir eserdir.

Selçuklu Dönemi Kapısı
Selçuklular Döneminde 1266-1267 tarihlerinde inşa edilen Gökmedrese’nin orijinal kapısıdır. Abanoz ağacından yapılmış, çift kanatlı anıtsal boyutlu bir eserdir. Üzerinde oyma tekniğiyle işlenmiş, rumî ve kıvrak dallı yuvarlak kemerli, bordür kuşak içerisinde, alınlık bölümünde, Arapça sülüs hatla yazılmış grift kitabede “İnsan ölünce kendisinden ameli kesilir. Bundan üç şey müstesna; onlar ya sadaka-ı cariyedir, veya kendisinden istifade edilen ilimdir. Veyahut da kendisine dua eden salih evlattır” hadisi yer almaktadır. Kapının göbek kısmında ise kırık çizgilerin birbirine geçmesi ile oluşan üçgen, beşgen ve sekizgenler üzeri rumî ve kıvrak dal motifleri ile bezenmiştir.

Osmanlı Dönemi Cami Kapısı
Osmanlı Dönemi 1485 tarihli Mehmet Paşa Camii’nin orijinal kapısıdır. Kündekârî tekniğiyle iç içe geçmiş kırık çizgilerden oluşan beşgen ve üzeri yıldız motifleriyle bezeli çift kanatlı bir kapıdır. Klasik Osmanlı ahşap işçiliğinin ender örneklerinden biridir. Bu bölümde 19. yy. Amasya sivil mimarlık örneklerinden derlenen dolap kapakları ve şerbetlikler yer almaktadır.

Üst Salon Teşhiri

Burası arkeolojik ve etnografik olmak üzere iki seksiyona ayrılmıştır. Ayrıca arkeolojik seksiyonun son bölümünde sikkelerin ve definelerin teşhir edildiği vitrinler yer almaktadır.

Tunç Çağı Eserleri (M.Ö. 3500-2100)
Müzede bu çağı temsil eden eserler üç ayrı vitrinde teşhir edilmiştir. İlk iki vitrinde, pişmiş topraktan yapılmış siyah ve kırmızı renkli, iyi perdahlanmış ve bazılarının üzeri yivle bezenmiş maden taklidi, kulplu ve kulpsuz küre gövdeli, yuvarlak ağızlı, düz dipli, çanak çömlek ve testiler yer almaktadır.

Amasya merkez Mahmatlar ve Merzifon Oymaağaç Köyü’ndeki kazılarda çıkarılmış eserlerin tümü el ürünüdür.

Diğer vitrinlerde ise bronz hançerler, baltalar, kemik iğne bizler, ağırşaklar ve damga mühürler teşhir edilmektedir.

Hitit Çağı (M.Ö. 1750-1200)
İki ayrı vitrinde teşhir edilmektedir.

Birinci vitrinde; gaga ağızlı süzgeçli, deve tüyü renkli hamurlu, pişmiş topraktan testiler, çanaklar, kâseler ve pişmiş topraktan yapılmış bir sunak sergilenmektedir.

İkinci vitrinde ise; bronz ve taş mühürler, pişmiş topraktan boğa başları, insan figürleri, idoller ve değişik tipte pişmiş topraktan ritonlar ile dini törenlerde kullanılan üçlü kutsal kaplar teşhir edilmektedir.

Hitit Tanrı Heykelciği
Arkeoloji literatüründe “Amasya Heykelciği” veya “Hitit Fırtına Tanrısı Teşup” olarak tanınan eser, dünya arkeolojisinin ünik eserlerinden biridir.

Amasya merkez Doğantepe Beldesi’ndeki bir höyükte 1962 yılında tesadüfen bulunmuştur. Bronzdan, döküm tekniğiyle yapılmış olan eserin bacakları kolları ve bazı parçaları henüz bulunamamıştır.

Hitit İmparatorluk Dönemi kaya kabartmalarında yer alan tanrı tasvirleri ile, özellikle Boğazköy (Hattuşaş) Yazılıkaya açıkhava tapınağındaki tanrı kabartmaları ile benzerlik gösterir.

Sivri külahlı, kısa etekli, öne doğru adım atmış vaziyette duran, eserin mevcut bölümünün yüksekliği 21,5 cm., ağırlığı ise 1.340 gr.dır.

Hitit İmparatorluk Dönemine (M.Ö. 1400-1200) ait olup bulunabilen diğer metal heykeller içerisinde en büyük boyuttaki insan heykelidir. Kalın kaşları, çukur gözleri, düzgün yivli hatlarıyla ılımlı görünmekle beraber, güçlü ve mağrur bir ifadeye sahiptir.

Urartu Çağı (M.Ö. 900-600)
Doğu Anadolu’da Van yöresinde yaşamış olan bu medeniyete ait eserler, müzeye satın alma yoluyla gelmiştir. Vitrinde stilize aslan başlı bronz bilezikler, bronz kaplar ve bir adet kazan kulpu teşhir edilmektedir.

Frig Çağı (M.Ö. 850-600)
Anadolu’ya M.Ö. 1200 civarında kavimler göçü ile gelen Frigler genellikle Hititlerin yaşamış olduğu bölgelerde hüküm sürmüşlerdir. Başkentleri Ankara yakınlarındaki Gordion’dur. Müzede bu çağın eserlerini; deve tüyü hamurlu, çarkta yapılmış, yonca ağızlı, geniş gövdeli, tek kulplu düz dipli, üzeri krem renk astarlı, kırmızı, kahverengi boya ile gövdeye paralel bant şeklinde motiflerle bezeli eserler yanında özel günlerde libasyon için kullanılan değişik hayvan tiplerindeki ritonlar temsil etmektedir.

İskit Çağı (M.Ö. 6.YY.)
1970 yılında Gümüşhacıköy İlçesi, İmirler Köyü’nde yapılan bir kazıdan çıkan eserlerdir.

Bir İskit süvarisine ait mezarda ele geçen, bir adet ikiye bükülmüş demir kılıç, bronzdan yapılmış sap delikli harp baltası, çok fazla miktarda mahmuzlu bronzdan söğüt yaprağı şekilli ok uçları, at koşum takımına ait gem parçası ve bir adet kabartma ile bir adet bronz orta boy çandan oluşan buluntular teşhir edilmektedir.

Hellenistik Çağ (M.Ö. 330-29)
Bu çağa ait müzede teşhir edilen eserler arasında pişmiş topraktan geniş ağızlı, düz kaideli, açık kiremit renk hamurlu, çarkta yapılmış, çift ve tek kulplu tabaklar, testiler, depaslar yanında üzerinde üzüm salkımı ve asma yaprağı motifi ile kabartma olarak bezenmiş, bir kap ve geniş yayvan bir tabak bulunmaktadır.

Bu bölümde pişmiş topraktan, içbükey ağız kenarlı, bombe gövdeli, yuvarlak halka kaideli, çift kulplu, gövde üzeri metoplara bölünmüş, içleri bej zemin üzerine kahverengi ile ördek figürü işlenmiş bir eser yer almaktadır. Geometrik şekillerle bezenmiş, geometrik çağa ait bir kâse ile yuvarlak ağızlı, kısa silindirik boyunlu, gövde üzerinde kırmızı figür tekniği ile işlenmiş, bir kuğu figürü tasviri yapılmış olan pişmiş toprak testi de teşhir edilmektedir.

Roma Çağı (M.Ö. 29-M.S. 476)
Bu çağa ait eserler müzemizin en zengin koleksiyonunu oluşturmaktadır. Beş ayrı vitrinde üç grup halinde teşhire sunulmuştur.

Cam Eserler
Roma Çağına ait cam eserlerin çoğunu ince uzun formlarıyla gözyaşı şişeleri, koku kapları ve kâseler oluşturmaktadır. Bu vitrinde yuvarlak ağızlı, kısa boyunlu, ince uzun, tabana doğru daralan amphora tipli, çift kulplu, sarı renkli gövde üzerine siyah, mavi ve kahverengi renklerle bezemeli kum kalıbı tekniğiyle yapılmış (M.Ö. 7.yy.) bir eser de sergilenmektedir.

Roma Seramikleri
Çift ve tek kulplu testiler,değişik formlardadır.

Genellikle açık kiremit renk hamurlu ve kırmızı boyalıdır. Bazılarının gövdelerinde ve kulp başlarında bezemeler mevcuttur. Birbirinin benzeri yayvan şekilli, çanaklar da yer almaktadır.

Masklar
Pişmiş topraktan yapılmış, sadece yüz hatları işlenmiş, ağızları şarkı söyler pozisyondaki tiyatrocu masklarıdır.

Kadın Ziynet Eşyaları
Altın, gümüş ve camdan yapılmış, ziynet eşyalarının çoğunu yüzükler ve küpeler teşkil etmektedir. Akik taşlı olan yüzüklerin taşları üzerine insan ve hayvan figürleri işlenmiştir.

Küpeler şekil itibarıyla çok çeşitlidir. Bir kısmının sarkaçlarına kıymetli taşlar yerleştirilmiştir. Bunların yanında renkli camdan yapılmış bilezikler ve altından yapılmış diademler de teşhir edilmektedir.

Bu bölümde 1988 yılında müzeye kazandırılan çift başlı kuş figürü dizilerinden oluşan gerdanlık, bir çift küpe ve Roma Dönemine ait bir yüzük yer almaktadır.

Bronz Kaplar
Bunlar tek kulplu, kulpsuz ve sadece kazan kulpludur. Dövme ve dövme tekniğiyle günlük kullanım için yapılmış Roma Dönemi eserleridir. Ayrı bir vitrinde ise, genel olarak çocuk mezarlarına bırakılmış, ölü armağanı niteliğindeki bronz objeler sergilenmektedir. Bilhassa boğa ve kartal heykelcikleri ile yılan figürü, dikkati çeken eserler arasında yer almaktadır.

Kandiller
Hellenistik ve Roma Çağında aydınlatma aracı olarak kullanılmışlardır. Pişmiş topraktan yapılmış bu eserler, çeşitli boy ve tiplerde olup, genellikle kiremit renk hamurludurlar.

Sikkeler
Arkeolojik bölümün sonunda teşhir edilen sikkelerin çoğunluğunu Hellenistik, Roma bronz sikkeleri ile Bizans Dönemi bakır, Selçuklu Dönemi gümüş ve Osmanlı Dönemi altın sikkeleri oluşturmaktadır ve kronolojik sıraya göre yerleştirilmiştir.

Son iki vitrinde ise defineler teşhir edilmektedir.
Vitrinin birisinde Hellenistik Döneme ait bronz bir define ve Roma İmparatoru Büyük Costantinus’un (M.S. 306-337) Döneminde İstanbul ve Antakya’da darp edilen, dokuz değişik tipteki 1134 adet bronz sikkeden oluşan define ile, Bizans Çağına ait bakır sikke definesi ve bakır Selçuklu defineleri teşhir edilmektedir.

Diğer vitrinde ise Ortaçağ Avusturya Dukalığına ait sikkelerle, İlhanlı ve Osmanlı Dönemi gümüş sikkeleri sergilenmektedir.

Bizans Çağı (M.S. 476-1453)
Bu devre ait eserler, arkeolojik seksiyonun son vitrininde teşhire sunulmuştur. Burada tek kulplu krem renkli testiler, bronzdan yapılmış kandiller, ağırşaklar, ziynet eşyaları, taştan yapılmış kutsal ekmek damgaları, kurşun mühürler ile 1992 yılında müzeye kazandırılan üç adet pişmiş toprak çanak teşhir edilmektedir.

Bu eserler, kiremit renk hamurlu, yayvan geniş ağızlı, içbükey gövdeli, yuvarlak halka kaidedir. İç ve dış yüzleri uçuk sarı renklidir; astar üzerine tabağın merkezinde stilize hayvan figürleri işlenmiştir. İç kenarlarında geometrik yıldız ve kaligrafik süslemeler de bulunmaktadır. (M.S. 12-13. yy.)

Etnografik Eserler Seksiyonu

Bu bölümde eserler cinslerine göre ayrı ayrı vitrinlerde teşhire sunulmuştur. Salonun güneyinde tarım araç ve gereçleri, iplik eğirme ve dokuma aletleri sergilenmektedir. Vitrinlerde teşhire sunulan eserler ise şunlardır.

Mutfak Eşyaları
19.yüzyılda Osmanlı Döneminde kullanılan bakırdan yapılmış, günün beğenisini yansıtan, üzerleri kazıma tekniği ile bezenmiş, günlük kullanım için yapılmış, ibrikler, leğenler, bakraçlar, taslar ve tencereler teşhir edilmektedir.

Kadın Ziynet Eşyaları
Gümüş, bafum ve kıymetli taşlardan yapılmış, Osmanlı kadınlarının zarafetini ve beğenisini yansıtan, aksesuar ve takılar -bilezik, akik kolye, yüzükler, tepelikler, gümüş örgü çanta ve kemerler- sergilenmektedir.

Sedef Sandıklar
Bu vitrinde Osmanlı Dönemi sedef işçiliğinin nadir örneklerinden olan ahşap üzerine beyaz renkli sedefler yerleştirilerek çeşitli desenler işlenmiş sandıklar, allık kutusu, nalınlar ve kaşıklar yanında çerçevesi sedef işlemeli Milli Mücadele dönemindeki Atatürk ve silah arkadaşlarının portrelerinin yer aldığı “Hatıra-i Zafer” panosu yer almaktadır.

Silahlar
Osmanlı Devri silahları eskiden yeniye doğru, tipolojik olarak üç ayrı vitrinde teşhir edilmektedir. Ok, yay, topuzlar, kamalar, kılıçlar, hançerler, baltalar, teberler, salık ve şiş bastonlar, altın işlemeli çakmalı tüfekler, tabancalar, boynuz ve metalden barutluklar, yağdanlıklar ve kurşun kalıpları koleksiyonu tamamlayan eserlerdir.

Seramikler
Selçuklu Döneminden sigrafitto tekniğiyle yapılmış, üzerinde kanatlı melek figürü bulunan bir kâse ile Osmanlı Dönemi 17-19. yüzyıla tarihlenen üzeri sırlı, mavi beyaz renkli, Kütahya, İznik, Çanakkale işi seramik tabak ve testiler sergilenmektedir.

Astronomi Aletleri
Osmanlı Dönemi II. Beyazıt Külliyesi’nden getirilen bu eserler, medresede astronomi eğitiminde ve muvakkithanede ezan vakitlerinin ayarlanmasında kullanılmış, ahşap üstürlap, kiblenumalar, pusula, yer küre ve astronomi aletleri teşhir edilmektedir.

Hamam Takımları
Osmanlı Dönemine ait hamam takımlarından kadife üzerine sim işlemeli bohça, havlu ve peşkirler sedef ve gümüş kakmalı nalınlar, kildanlık, kese ve hamam tası teşhire sunulmuştur.

Saatler
Bu bölümde altın ve gümüş muhafazalı kadranlar, mineli cep saatleri yanında ahşap muhafazalı duvar saatleri sergilenmektedir.

Lambalar
Osmanlı Döneminde aydınlatma aleti olarak kullanılan mavi, sarı ve kırmızı renkli camdan ve porselenden yapılmış gaz lambalarıdır.

Çay, Kahve ve Sigara Takımları
Osmanlı Döneminde kullanılan çay ve kahve takımlarından, kahve kavurma tavası, kahve değirmeni, cezve ve ahşap kahve kutusu, fincan muhafazaları ve semaver yanında tütün takımları, nargile, tütün tabakası, çakmak, ağızlık ve pipolar teşhir edilmektedir.

Etnografya salonunun orta bölümünde değişik vitrinlerde Osmanlı Döneminde kullanılan Amasya’ya özgü geleneksel sim işlemeli bindallılar, gece kıyafetleri, cepken ve yelekler, yöresel motiflerle dokunmuş, yün çoraplar, halı ve heybeler, çeşitli tip ve boyutlarda para keseleri, sim işlemeli bohça, peşkirler, yazmalar ve uçkurlar sergilenmektedir.

Şifa Tasları, Buhardanlıklar ve Muskalar
Bu vitrinde iç ve dış yüzeylerinde çeşitli duaların yazılı bulunduğu şifa ve nazar tasları, buhardanlıklar, üzeri dua yazılı sedefler, çeşitli boyutlarda gümüşten yapılmış, üzeri savat tekniğiyle işlenmiş muskalık ve hamayiller, bronzdan yapılmış çeşitli boyutlarda şamdanlar teşhir edilmektedir.

El Yazma Kuran-ı Kerim’ler
Bu vitrinde tezhipli el yazması Kuran-ı Kerim’ler, Padişah tuğralı fermanlar, yazı takımları, divit, hokka, kağıt makası ve divit muhafazası, Kuran-ı Kerim muhafazası ve ahşap rahle sergilenmektedir.

Sancaklar

Etnografik salonun son bölümünde Sultan II. Beyazıt Camii’nden getirilen iki adet sancak teşhir edilmektedir.

Küçük Sancak
Bu vilayet sancağının bir yüzünde Sultan Reşat tuğrası, Osmanlı arması mevcut olup diğer yüzünde ise Kelime-i Tevhit yazısı yer almaktadır.

Büyük Sancak
Besmele, Ayet-el Kürsi’nin tamamı, Fetih Suresinin başından 17. ayetin sonuna kadar olan kısmı atlas üzerine işlenmiş, orta kısmında hilal içerisinde Besmele, Mümin Suresi ve H. 1326 (M.1708) tarihi yer almaktadır. “İşkodra Sancağı” ismiyle anılır.

Açık Hava Teşhiri

Müze binasının batısında bulunan müze bahçesinde Hitit, Hellenistik, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait boyutları büyük olan taş eserler teşhir edilmektedir. Doğantepe ve Esençay beldelerinden getirilen Hitit Kapı Aslanları, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait kitabeli ve büstlü mezar stelleri, İon ve Korinth tarzında yapılmış sütun başlıkları, anıtsal yapı parçaları, Roma Dönemine ait mermer ve kireç taşından yapılmış asma dalı bezeli lahitler, Bizans Dönemine ait mezar stelleri, kabartmalı lahitler, mimari parçalar, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait inşa kitabeleri, sanduka tipi başlıklı ve başlıksız mezar taşları, pişmiş toprak erzak küpleri ve Sultan II. Beyazıt Camii’ne ait 1939 depreminde yıkılan son cemaat mahallinin orijinal sütun başlıkları sergilenmektedir.

Roma Kitabesi
Bahçe içerisinde türbenin batısında yer alır. Amasya Merkez Yüzevler Mahallesi’ndeki bir inşaatın temelinde bulunmuştur. Büyük bir yapıya ait kalker taşından yapılmış bir ithaf kitabesidir. Bu Grekçe kitabe Pontus Eyalet başkanı tarafından yaptırılmış ve Roma İmparatoru Alexander Severus ve annesi İulia Mammia’ya ithaf edilmiştir.

Mil Taşları
Erba’dan, Esençay, Çakırsu, Yukarı Baraklı, Yassıçal, (Ebemi) ve Zile’ye uzanan “Antik Roma Yolu” üzerinden ve Amasya’nın değişik yörelerinde bulunmuş kilometre taşı olarak kullanılan mermer mil taşları sergilenmektedir. Bu mil taşları içerisinde Uygur Beldesi’nde in situ bulunan yuvarlak sütun şeklindeki taşların üzerinde 21 rakam mevcut olup Roma İmparatorları II. Contantinus ve Diocletianus ile eyalet yöneticilerinin (vali) isimleri yazılıdır. Eserler M.S. 237-305 dönemine aittir.

Mumyalar
Müze bahçesinde Sultan I. Mesud türbesi içerisinde altı adet İlhanlı Dönemine ait mumya teşhir edilmektedir. Bu bölüm müzenin en çok ziyaret edilen bölümüdür.

Mumyalar, Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Nuyin, İzzettin Mehmet Pervane Bey, Cariyesi, erkek ve kız çocuklarına aittir. Bunlar Amasya Burmalı Minare ve Fethiye Camilerinin türbelerinden getirilmiştir.

KRAL MEZARLARI

Amasya İli’nin birçok yerinde irili ufaklı olarak yapılmış olan kaya mezarları Amasyalı tarihçi Strabon’un vermiş olduğu bilgilere göre, Pontus krallarının mezarlarıdır. Strabon’un sözünü ettiği, “Kızlar Sarayı” diye bilinen anıtsal nitelikteki beş kaya mezarıdır. Buradaki kral kaya mezarları şehre egemen bir noktada yapılmış ve varlıklarını günümüze değin devam ettirmişlerdir.

Pontus hakimiyetine son veren Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu döneminde bazı kaya mezarları birer şapel olarak değerlendirilmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı Çağında da çeşitli amaçlarla kullanılan kaya mezarları günümüzde insanların ziyaretine sunulmuştur.

Kızlar Sarayı mevkiindeki kral mezarlarıyla şehrin 1 km. dışında, ziyaret yolu üzerindeki Aynalı Mağara diğer kaya mezarlarından gerek boyut, gerekse de biçim olarak ayrılmaktadır. Bu eserler yöredeki diğer kaya mezarlarından farklı olarak bulunduğu kaya blokundan ters U biçimli bir galeri ile ayrılmaktadır. Diğerlerinde bu özellik pek görülmez, buradan yola çıkarak diyebiliriz ki anıtsal olan bu kaya mezarları Pontus krallarına; diğer küçük boyutlu ve daha basit olarak yapılmış olan kaya mezarları da bir takım varlıklı kişiler ile kahinlere (din adamlarına) ait olabilir.

HAZERANLAR KONAĞI (ETNOGRAFYA MÜZESİ)

Konak Amasya Merkez Hatuniye Mahallesinde sur duvarları üzerine 1865 yılında, Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa’nın Defterdarı Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmış, Hasan Talat Efendi’nin kız kardeşi Hazeran hanımın uzun yıllar burada yaşamasından dolayı, “HAZERANLAR” adını almıştır.

Antik dönem sur duvarları üzerine; bodrum üzeri iki katlı ahşap çatkı arası kerpiç dolgulu olarak yapılmış olan konak haremlik ve selamlık olarak iki bölüm halinde düzenlenmiştir.

Geleneksel Osmanlı konut Mimarisinin seçkin örneklerinden olan yapı. Orta sofalı. Dört eyvanlı plan tipinde, iç avlulu, dışa kapalı yapı tipidir.

Yalı boyu, Yeşilırmak sahil şeridi üzerinde yen alan, 19. yüzyıl sivil mimarlık örneği yapılar arasında önemli bir yeri olan, Hazeranlar Konağı 1976 yılında Bakanlığımızca kamulaştırılmıştır.

Konağın restorasyon uygulamalarına 1979 yılında başlanılmış ve 1983 yılında Restorasyon çalışmaları tamamlanarak 1984 yılında Etnografik eserlerin teşhir edildiği Müze Ev olarak hizmete açılmıştır.

Hazeranlar Konağı’nda depremler nedeniyle meydana gelen zemin sorunlarının giderilmesi ve teknolojik müze donanımlarının tesis edilmesi amacıyla yeni restorasyon çalışmalarına, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce 1998 yılı sonlarında başlanılmış, Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğü’nün de katkılarıyla uygulamalar, 12 Haziran 2001 tarihinde tamamlanarak yeni teşhir düzeni ile Hazeranlar Konağı “Müze Ev” olarak yeniden ziyarete açılmıştır.

ALPASLAN MÜZESİ

Amasya İli, Taşova İlçesi, Alpaslan Beldesi Belediye Müzesi’nin ilk çekirdeği 1964′te yöreden toplanan arkeolojik ve etnografik eserlerle oluşturulmuştur. 1991 yılında Osmanlı Döneminden kalma bir hamam müze olarak yeniden düzenlenmiş ve 1994′te de Alpaslan Beldesi Belediye Müzesi olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Müzede yörenin kültür ve medeniyet tarihine ışık tutan Eski Tunç, Hitit, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait seramik, bronz ve altın eserler sergilenmektedir.

Ayrıca yine yörede bulunan çeşitli fosiller sergilenmektedir. Yöresel köy odası teşhirinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi ahşap işçiliğini yansıtan örneklere yer verilmektedir.

Medreseler

Bimarhane (Darüşşifa): İlhanlı döneminden günümüze ulaşan tek eserdir. İlhanlı Hükümdarı Sultan Mehmet Olcaytu ve hanımı Ilduz Hatun adına 1308 yılında yaptırılmıştır. Yapının özellikle ön cephesi sanat bakımından değerlidir. Sadece Amasya Bimarhanesine mahsus bir özellik olan kapı kilit taşında diz çökmüş vaziyette insan kabartması mevcuttur. Sultan II. Bayezid Külliyesi:Sultan II. Bayezid adına 1485-86 yılında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret türbe ve şadırvandan oluşmaktadır. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.
Haliliye Medresesi: Gümüşhacıköy İlçesi Gümüş Beldesi merkezinde bulunan eser, Çelebi Sultan Mehmed’in Beylerbeyi Halil Paşa tarafından 1413 de yaptırılmıştır. Kare planlı kapalı avlulu bir medresedir.

Kapı Ağa Medresesi:Sultan II. Bayezid’in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Ön Asya ve Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması fonksiyon itibariyle ilk defa bu medresede tatbik edilmiştir.

Diğer Medreseler;

- Gökmedrese 1267)
- Çelebi Mehmed Medresesi (1415) Merzifon
- Büyük Ağa Medresesi (1488)
- Küçük Ağa Medresesi (1463- 1464)
- Hakala Yolpınar Köyü Kasım Bey Medresesi (1463- 1464)

Han, Hamam ve Çarşılar

Ezine Han : Amasya – Tokat Karayolunun 35. km.sinde bulunan Ezinepazar beldesi içerisinde yolun sol yanındadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad’ın hanımı Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Taşhan: Merzifon ilçesinde, 17. yüzyıl mimarı üslubunda dikdörtgen planla yapılmıştır.

Bedesten : Merzifon ilçesinde, dikdörtgen planlı, kubbeli dış cephelerde dükkanlarla çevrilidir.

Eski Hamam: Merzifon ilçesindedir. Kitabesine göre 1678 yılında yaptırılmıştır.

Diğer Hamamlar;

- Karsavul Hamamı (Roma)
- Yıldız Hamamı (13. Yy.)
- Arkut Bey Hamamı (13. Yy.)
- Çifte Hamam- Merzifon (1388)
- Hızırpaşa Hamamı (15. Yy.)
- Mustafa Bey Hamamı (1436)
- Kumacık Hamamı (15. Yy.)
- Çukur Hamamı (15. Yy.)
- Sinan Paşa Hamamı- Uluköy (15. Yy.)
- Kızlar Sarayı Hamamı (15. Yy.)
- Gediksaray Hamamı (15. Yy.)
- Ziyaret Hamamı (15. Yy.)
- Çayüstü Köyü Hamamı- Suluova (15. Yy.)
- Maarif Hamamı- Merzifon (16. Yy.)
- Maarif Hamamı- G. Hacıköy (16. Yy.)
- Paşa Hamamı- Merzifon (1677)
- Tuz Pazarı Hamamı- Merzifon (1677)
- Ekin Pazarı Hamamı- G. Hacıköy (1658)
- Eski Hamam- Gümüş (19. Yy.)

AMASYA

Kaleler, Kaya Mezarları

Amasya Kalesi: Şehrin ve Yeşilırmağın kuzeyinde bulunan Harşane Dağı adlı dik kayalıklar üzerindedir. Kalenin Belkıs, Saray, Maydonos ve Meydan adlarına dört kapısı, kale içinde Cilanbolu adlı su kuyusu, sarnıç, zindan bulunmaktadır.

Kaleden 70 m. aşağıda Yeşilırmağa ve kral mezarlarına kadar uzanan M.Ö. III. yüzyıla ait merdivenli yer altı yolu, burç ve cami kalıntıları vardır.

Kral Kaya Mezarları: Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar misali dikine uzanan kalker kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar, yapıları ve mevkileri itibariyle ilk bakışta dikkati çekmektedir.

Çevreleri oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılmışlar ve kaya bloklarına merdivenlerle bağlanmışlardır.

Vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Amasya’da doğan ünlü coğrafyacı Strabon’un (M.Ö. 63-M.S. 5) verdiği bilgiye göre kaya mezarları Pontus krallarına aittir.

Aynalı Mağara (Kaya Mezarı): Çevre yolunun Samsun güzergahından sağa ayrılan Ziyaret beldesi yolu üzerinde, şehir merkezine yaklaşık üç kilometre uzaklıktadır. Kral Kaya Mezarlarının en iyi işlenmiş ve tamamlanmış olanıdır.

Tonoz kısmında 6’sı sağda, 6’sı solda olmak üzere 12 havari tasviri ile kuzey ve güney duvarlarında bir takım kadınlı erkekli figürler, doğu cephesinde ise İsa, Meryem ve Yoannes’ten oluşan bir kompozisyon bulunmaktadır.

Ferhat Su Kanalı: Kentin su ihtiyacını karşılamak için Helenistik dönemde yapılmış olan su kanalı yaklaşık 75 cm. genişliğinde 18 km. uzunluğundadır. Terazi sistemine göre kanallar oyularak, tünel açılarak bazı yerlerinde duvarlar örülerek inşa edilmiştir.

Kaplıcalar

Terziköy Kaplıcası ilin önemli kaplıcasıdır. Gözlek Kaplıcası, Hamamözü (Arkut Bey) Kaplıcası ve Ilısu Kaplıcası diğer kaplıcalarıdır.

Terziköy Kaplıcası

Yeri : Amasya’nın güneyinde belediye ve mücavir saha dışındadır.

Ulaşım : Amasya il merkezine 30 km. uzaklıktadır

Suyun Isısı : 37oC

PH Değeri : 6,6

Özellikleri : Bikarbonatlı, Kalsiyumlu, kısmen Karbondioksitli bir bileşime sahiptir.

Yararlanma Şekilleri : İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar : Romatizma, mide ve bağırsak, böbrek ve idrar yolları, beslenme bozukluğu gibi hastalıklarda olumlu etki yapar.

Konaklama :90 yataklı bir motel tesisi mevcuttur.

AMASYA

Konaklar

Hazeranlar Konağı : Yalı boyu evleri dizisindeki en güzel konak olan Hazeranlar Konağı Osmanlı döneminin en zarif sivil mimari örneklerinden birisidir. Konak Defterdar Hasan Talat Efendi tarafından kız kardeşi Hazeran Hanım adına 1872 yılında yaptırılmıştır. Diğer kapı Hatuniye Cami avlusu ile bağlantılıdır. Çift kanatlı selamlık kapısından alçak tavanlı bir mekana girilir. Dört köşede birer oda ve odaların arasında orta sofanın uzantıları eyvanlar yer alır. Batı eyvanlarını giriş kata bağlayan sade korkuluklu ahşap merdivenler işgal eder. Katlarda oturma ve yatak odaları, avlu, kahve odası, ocaklı oda, ebeveyn ve selamlık odaları ile hela sofa etrafında yer almaktadır.

AMASYA

Mesire Yerleri

Yedi Kuğular Kuş Cenneti (Yedikır Barajı) Amasya -Suluova karayoluna 7 km. uzaklıkta bulunur. Baraj gölü çevresinde yer alan doğal güzelliği, yürüyüş parkuru, DSİ sosyal tesisleri ve balık üretim tesisleri ile amatör balık avcılığı nedeniyle bölgenin çekici piknik alanı durumundadır. Göl; kuğu, yabankazı, yaban ördeği, angut, karabatak ve balıkçıl vb. 34′den fazla kuş türünün barındığı bir kuş cenneti haline gelmiştir.

Borabay Gölü Amasya- Taşova karayolunun 44. km.sinden sola ayrıldıktan sonra Taşova-Samsun karayolunu 14. km.den tekrar sola ayrılarak ulaşılan, doğa harikası Borabay Gölü ve çevresi turizm merkezi ilan edilmiştir.

Ormanlık alan içerisinde her biri 3 yataklı 9 adet bungalov tipi evler, gazinosu kamp imkanı, piknik alanları, doğa yürüyüşü ve dinlenme imkanları nedeniyle yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak merkezi durumundadır.

Baraklı Şelalesi Taşova ilçesinde,Taşova İlçesine 30 km. uzaklıkta olan Özbaraklı beldesi sınırları içerisindedir.

Camiler

Burmalı Minare Cami, Gökmedrese Cami görülmeye değerdir.Amasya’nın diğer önemli camileri Gümüşlü Cami, Bayezid Paşa Cami, Yörgüç Paşa Cami, Sofular Abdullah Paşa Cami,Şirvanlı (Azeriler) Cami, Abide Hatun Cami ve Halifet Gazi Kümbetidir.

Amasya Camileri

Gök Medrese Cami (Merkez)

Selçuklu valilerinden Torumtay’ın (1267) Amasya’da yaptırdığı kabul edilen Gökmedrese Cami, belirli şekilde derinliğine uzanan, kubbe ve tonozlarla örtülü, üç nefli bir yapıdır. Kesme taş mimarisi, olgun nispetleri ve sade süslemeleriyle ağırbaşlı ciddi bir üsluptadır. Caminin çok uzun olan giriş bölümü medrese olarak kullanılmıştır.

Burmalı Minare Cami (Merkez)

Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Vezir Ferruh ve kardeşi Haznedar Yusuf tarafından 1237-1247 yıllarında yaptırılmıştır. Girişin sol tarafındaki cepheye bitişik sekizgen biçimli klasik Selçuklu kümbeti ve sonradan eklenmiş burmalı minaresi caminin belirgin özelliklerindendir.

Sultan II. Bayezıt Külliyesi (Merkez)

Sultan II. Bayezıt adına 1485-86 yılında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret türbe ve şadırvandan oluşmaktadır.
XV. yüzyılın son çeyreğinde yapılan, yan mekanlı (L planlı) cami mimarisinin gelişmiş son örneğidir. Caminin iki minaresi vardır. Batıda medrese, doğuda imaret ve konukevi vardır. Her iki minare hizasında bulunan yaşlı çınar ağaçlarının külliye ile yaşıt olduğu tahmin edilmektedir.

Diğer Camiler;
- Fethiye Camii (Bizans- Danişmend 11. Yy.)
- Gümüşlü Camii (1326)
- Saraçhane Camii (1372)
- Çilehane Camii (1413)
- Medreseönü Camii (1427) Merzifon (II. Murad Camii)
- Yörgüç Camii (1428)
- Yörgüç Rüstem Paşa Camii (1429) Gümüş
- Hızırpaşa Camii (1466)
- Kilari Süleyman Ağa Camii (1489)
- II. Bayezid Külliyesi (1486)
- Mehmet Paşa Camii (1486)
- Şamlar Ayas Ağa Camii (1495)
- Sofular Abdullah Paşa Camii (1502)
- Hatuniye Camii (1510)
- Pir Mehmet Çelebi Camii (15. Yy.)
- Temenna Mescidi (1567)
- Sofular Camii (15- 16. Yy.) Merzifon
- Bozacı Camii (16- 17. Yy.) Merzifon
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa C. (1666)
- Darphane Camii (18. Yy.) Gümüş
- Maden Camii (1800) Gümüş
- Azeriler Camii (1876- 1895)

Ahşap Camiler

- Abide Hatun Camii (1680)
- Eyüp Çelebi Camii (1725) Merzifon
- Hacı Hasan Camii (1714) Merzifon
- Çay Camii(1774)
- Eski Kışlacık Köyü Camii (1865)
- Aşağı Baraklı Camii (1870)
- Kaleköy Camii (1870)
- Yukarı Baraklı Camii (1875)
- Ziyaret Camii (19. Yy.)
- Şıhlar Köyü Camii (1924)
- Eliktekke Köyü Camii (1928)
- Müftü Camii (20. Yy.) Gümüşhacıköy
- Kızılca İstasyon Camii (1956)

kaynakça:
gop.edu.tr myo
Öğr.Gör.Mehmet Aykaç

« Önceki

E-POSTA