TEMİZLİK MADDE VE MALZEMELERİ

Yazar admin tarih Ara 17th, 2008

Temizlik ve Dezenfeksiyon Kavramları

Herhangi bir yüzeyde bulunması istenmeyen kalıntılar kir olarak tanımlanır. Kir, organik veya inorganik nitelikte olabilir. Kir çeşitleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir; devamı »

MANGANEZ İN VUCUTTA DAGILIMI

Yazar admin tarih Eki 13th, 2008

 

Vücutta Dağılımı ve Görevi

Yetişkin insan vücudunda ortalama 12-20 mg. kadar manganez bulunur.Manganez, en çok kemiklerde, karaciğerde, pankreasta, hipofiz bezinde, ve meme bezlerinde bulunur; akciğer, kas, ve bağ dokuda çok azdır. Dokulardaki manganez miktarının oldukça durağan olduğu bilinmektedir. Hücrede, manganezin daha çok çekirdekte ve stoplazmadaki canlı birimlerde bulunduğu anlaşılmıştır.Manganez glutamin sentetaz, piruvat karboksilaz, aynı zamanda kofaktör olarak çinkoyu da kullanan süperoksit dismutaz gibi enzimlerin bileşiminde bulunur.Bu enzimlerin bazıları bağ dokunun oluşumu, büyüme, lipit karbonhidrat metabolizması için gereklidir.Mn içeren süperoksit dimutas hücreyi kimyasal ve radyasyonun oluşturduğu karsinojenesizden korur.Serum Mn. ile süperoksit dismutas aktivitesi arasında doğrusal ilinti bulunmuştur.Bu enzimlerin bazıları ile manganez bir kısım metal iyonlarının aktivitasyonunu sağlar.Bazı temel enzim tepkimelerinde magnezyum ile birlikte çalışır. Diyetle alınan manganezin insanlarda emilimi azdır ve ortalama %6 olarak bildirilmiştir.Manganez yetersizliği tanımlanamamıştır.Bilinen görevi bazı enzimleri etkinliğini arttırmasıyla ilgilidir.Dipeptidas, karboksipeptidas enzimleri; yağ asitleri metabolizması; kolesterol senteziyle ilgili bazı enzimlerin; üre senteziyle ilgili olan arginaz enziminin etkinliğini arttırdığı belirlenmiştir.Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda düşük miktarda manganez alınmasında kemik metabolizmasında bozukluklar meydana gelmektedir.Laboratuar hayvanlarında; büyüme geriliği,kemiklerde yapısal ve kimyasal anormallikler, dişilerde kısırlık ve lipit metabolizmasında bozukluklar şeklinde yetersizlik belirtileri oluşturulmuştur.Kuşlarda ve tavuklarda manganez yetersizliğinde kemik anormallikleri görülmüştür.Kemiklerdeki anormalliklerin mukopolisakkaritlerin sentezindeki bozukluktan ileri geldiği sanılmaktadır.Yetersizlikler manganez verilmekle iyileştirilmektedir.

İnvitro çalışmalardaki, manganezin, magnezyumun etkilediği deoksiribonükleas, fosfataz, arginaz, eksopeptidas, dipeptidas ve sistein disülfidiraz enzimlerinin aktivitesini arttırdığı bulunmuştur.
Demir yetersizliğinde manganez emilimi artmaktadır. Kana emilen 2 değerli manganez, 3 değerli manganeze okside olarak beta-1- globuline bağlanarak taşınır. Transferinin manganeze taşıdığı bildirilmiştir.Hücre içi ve dışı sıvılardaki manganez dinamik dengededir. Safra ile bir miktarı salgılanır ve tekrar geri emilir.

Kaynakları ve İhtiyaç

Manganez, daha çok bitkisel besinlerde bulunur. En iyi kaynakları fındık, fıstık, ceviz, çay, kuru baklagiller, tahıl taneleri ve bunların öz embriyo kısımları ve yapraklı besinlerdir.Öğütme sırasında tahıl tanelerinin embriyosu alınırsa manganezde önemli kayıplar olabilir. Yeşil yapraklı sebze ve meyveler de manganez açısından zengindir. Hayvansal besinler iyi kaynak sayılmazlar.

Günlük manganez ihtiyacının ne kadar olduğu bilinmemektedir. Yetişkin erkeklerin günlük diyetinde 3-9 mg. arasında manganez bulunduğu, bunun %40 kadarının emildiği ve emilen miktarın da yeterli olduğu sanılmaktadır. Günlük manganez ihtiyacının, 0-1 yaşında 0,5-1,0 mg. , ergenlerin ve yetişkinlerin 2,5-5,0 mg. arasında olduğu tahmin edilmektedir. Günlük 3 mg. manganez ihtiyacını karşılamak için örneğin; 50 gr. yulaf ezmesi, 150 gr. balık, 150 gr. kepekli buğday ekmeği, 150 gr. kurubaklagil, 100 gr. soya fasülyesi , 1000 gr. et, sakatat veya 1000 gr. peynirle karşılanabilmektedir.

Diyette fazla kalsiyum ve fosfor, bağırsakta manganez emilimini bozar. Kana geçen manganez, plazmada özel bir globuline bağlanarak taşınır. Bu manganez- globulin bileşiğine transmanganin denir. Safra ve pankreas özsuları yoluyla az miktarda manganez dışkıyla dışarı atılır. İdrarla atım çok azdır.

Manganez kullanılan endüstri yerlerinde fazla manganez alımı solunum sistemi hastalıkları, nörolojik ve troid hormonlarında bozukluklara neden olur. Vücuda fazla manganez alınması, vücutta zehirlenmelere yol açar. Bu uzun süre madencilikle uğraşan ve manganezin kullanıldığı işlerde çalışanlarda görülür. Solunum yoluyla vücuda yavaş yavaş manganez girer ve daha çok karaciğerde birikir. Ağızdan günlük 10mg. dan çok alım güvenilir değildir.

Ders Sorumlusu:Okt. Sevgi GÖKTEPE

Aslıhan KOBAZA Tarafından eklemıstır

MAGNEZYUM

Yazar admin tarih Eki 11th, 2008

Vücutta Dağıtım ve Görevleri
Yetişkin insan vücudunda toplam 21-25 gr. Kadar magnezyum bulunur. Bunun önemli bir kısmı kemik ve dişlerin yapısındadır. Kalanı: kas, karaciğer gibi yumuşak dokularda ve vücut sıvılarındadır. Vücut sıvılarındaki magnezyumun çoğu hücre içi sıvısındadır. Bunun bir kısmı iyonlaşmış, bir kısmı da proteinlere bağlı durumdadır. Hücre iiçnde en yoğun olarak mitokondria’da bulunur
Magnezyumun vücuttaki başlıca görevleri
1. Magnezyum, sinir sistemi ve kasların düzenli çalışmasında görev alır. Bu mineralin, sinirlerde elektriksel iletim ve ilgi olduğu bulunmuştur. Magnezyum yetersizliğinde sinir sisteminde iletim bozukluğu ve aşırı uyarılma nedeniyle tetani denilen durum görülür.
2. Magnezyum, kemik ve dişleri oluşturan maddelerdendir. Kemik külünün %1 kadarını magnezyum oluşturur. Yetersizlik durumunda, kemiklerdeki magnezyumun yarısında yakını çekilerek kullanılabilecek özelliktedir.
3. Vücut sıvılarındaki magnezyum, geçişme basıncının ve asit-baz dengesinin kurulmasına yardımcıdır.
4. Magnezyum, enerji oluşum sürecinde bazı enzimlerin etkinlik göstermesi için gereklidir.
Magnezyum kan basıncının düzenlenmesinde de yardımcıdır.
Yine yaşlılarda glikoz toleransını düzeltici etki yaptığı belirlenmiştir. devamı »

GÜNLÜK BESLENME REHBERİ ve BESİN GRUPLARI -5

Yazar admin tarih Eki 7th, 2008

GÜNLÜK BESLENME REHBERİ

Yeterli ve dengeli beslenmek için değişik yaş, cinsiyet ve özel durumlardaki bireylerin enerji ve besin öğeleri gereksinmeleri farklıdır. İnsan, gereksinmesi olduğu besin öğelerini tartarak alamaz. Bunlar doğal besinlerle karşılanır. Besinlerimiz, içerdikleri besin öğelerinin türleri ve miktarları yönünden farklıdır. Bazı besinler proteinden, bazıları herhangi bir vitaminden zengindir. Her besini yeme olanağımızda yoktur. Bu nedenle, besinlerimizi, besleyici değerleri yönünden 4 grup altında toplayabiliriz. Bu grup içinde yer alan besinler, birbirinin yerini tutar. Günlük diyetimizde her gruptan besin bulunur ve bunların miktarları gereksinmemize uygun olursa, yeterli ve dengeli besleniriz:
BESİN GRUPLARI

1.Et, Yumurta, Kuru Baklagiller, Yağlı Tohumlar

Etler, yumurta, kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, soya fasulyesi…) ve yağlı tohumlardan (fındık, fıstık, badem ve ceviz) oluşmaktadır. Bu gruptaki besinler diğer gruptakilerden daha fazla protein içermektedir; ayrıca demir, çinko, fosfor, magnezyum ve B vitaminleri açısından da zengindir.

Et grubundan günlük alınması gereken miktar 2 porsiyondur. 1 adet yumurta yarım porsiyon, 1 tabak kuru baklagil yemeği, 3 köfte büyüklüğünde et (90 g), 2 tabak etli sebze yemeği ise 1’er porsiyondur. Bir öğün tavuk yendiğinde, diğer öğün kuru fasulye veya sabah yumurta yendiğinde öğleyin bir tabak etli sebze, akşam bir tabak et yemeği yenilirse bu gruba olan gereksinim karşılanmış olmaktadır.

2. Süt ve Türevleri

Süt, yoğurt, peynir ve diğer süt ürünlerinden oluşan bu grup, proteinin yanı sıra kalsiyum, fosfor ve riboflavinin de zengin kaynağıdır.

Süt grubundan günlük alınması gereken miktar; yetişkinler için 2 porsiyon, çocuk, genç, emzikli, menopoz sonrası kadınlar için 3 – 4 porsiyondur. Her gün en az 2 su bardağı süt tüketmek dengeli beslenme için temel koşuldur. Süt yerine, aynı miktar yoğurt da yenilebilir. 2 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir, 1 kase muhallebi veya sütlaç, 1 su bardağı süte eşdeğerdir. Bir öğün peynir, bir öğün süt, bir öğün yoğurt tüketilerek bu gruba olan günlük gereksinim karşılanabilir.

3. Sebze ve Meyveler

Her türlü sebze ve meyvenin yer aldığı bu grup, özellikle A ve C vitamini, antioksidanlar, bitkisel kimyasallar ve diyet lifi açısından önemlidir.


Sebze ve meyve grubundan günde en az 5 porsiyon tüketilmesi gerekir. Büyük meyvelerin (portakal, elma, armut, muz gibi) orta büyüklükte bir tanesi, çilek, kiraz gibi meyvelerin yarım su bardağı, kayısı, erik gibi meyvelerin ise 3 – 6 adedi, birer porsiyon sayılmaktadır. Yeşil sebzelerin 200 gramı (kıyılınca yaklaşık 2 – 3 su bardağı), domates ve patatesin orta büyüklükte bir tanesi, patlıcan, kabak ve havucun 1 küçük boyu birer porsiyondur. Günde 3 adet meyve, bir porsiyon salata ve sebze yemeği yenirse bu gruba olan gereksinim karşılanmış olmaktadır.

4. Tahıl Grubu

Karbonhidrat açısından zengin olan bazı vitamin ve mineralleri de içeren bu gruptaki besinler (buğday, pirinç, mısır ve bunlardan yapılan ekmek, makarna, bulgur, şehriye…) günlük enerjinin esas kaynağını oluşturmaktadır. Bu grup niasin, tiamin gibi B vitaminleri ve enerji sağlamaktadır. Kişiler aktivite ve ağırlık durumlarına göre bu gruptan tüketmelidirler. Kilosu normal ve orta düzeyde aktivite yapan kişilerin, bu gruptan günde 4 – 6 porsiyon tüketmeleri yeterlidir. 3 – 5 yemek kaşığı pilav veya makarna, 1 kase çorba, 1 dilim börek 1’er porsiyon kabul edilmektedir. Her öğünde 1 – 2 dilim ekmek ve öğünlerde pilav veya makarna yenmesi ile bu gruba olan gereksinim karşılanabilmektedir.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayabilmek için, görevleri farklı olan bu 4 temel besin grubundan her öğün, bu mümkün değilse, her öğün belirli miktarlarda tüketilmelidir. Çeşitli besinler birlikte tüketildiğinde, besin öğeleri birbirinin etkisini arttırmakta, vücuda daha yararlı duruma gelmektedirler. Sinerjik etki adı verilen bu özelliğe en iyi örneklerden biri, yeterli alınan C vitamininin demirin emilimini arttırmasıdır. Örneğin, kahvaltıda yenen yumurtadaki demirin emilimi, içilen taze sıkılmış portakal suyu ile arttırılabilmektedir.

Bir gruptaki yiyeceklerden çok fazla alıp, diğer gruptakilerden çok az veya hiç almayan kimseler, dengesiz besleniyor demektir. Örneğin günlük yiyecekleri daha çok et, hamur işleri, pirinç, bulgur ve tatlılar olan, taze sebze ve meyvelerden yemeyen bir kimse vitaminlerin ve minerallerin bazılarını yeteri kadar sağlayamaz. Bunun yanında, herhangi bir meyveden çok fazla yemenin de bir yararı yoktur. Günlük yiyeceklerimiz seçilirken, her gruptaki yiyeceklerden gösterilen miktarlar kadar almak, yetersiz ve dengesiz beslenmenin önlenmesi için gereklidir.

Bu 4 grupta belirtilmeyen, fakat yiyeceklerimize lezzet vermek için kullandığımız yağlar, şekerler ve baharatlar vardır. Şeker, vücuda sadece enerji sağladığı için, fazla şeker yemek kişiyi dengesiz beslenmeye götürür. Bal, pekmez, reçel ve marmelat gibi yiyecekler, şeker yerini tutar. Beden hareketi çok olan işçiler ve sporcular her yemekte tatlı yiyebilirler.

Günlük yediğimiz yağların aşağı yukarı yarısı, yiyeceklerimizin bileşiminden gelir. Özellikle et ve benzeri yiyeceklerle; fındık, fıstık, badem, ceviz, süt, peynir, zeytin, yumurta gibi yiyeceklerin kullanıldığı yemeklere ilave olarak yağ koymaya gerek yoktur. Kahvaltılarda ve yemeklerde kullandığımız yağlar katı veya sıvı olabilir. Katı ve sıvı yağlardan dengeli bir şekilde yenmelidir. Günlük bir kişinin alacağı yağ miktarı 20-30 g. (2-3 silme yemek kaşığı) kadardır. Bu yağın yarısı, bitkisel sıvı yağlardan olmalıdır.

Dengeli Mönü Örnekleri

Kuru fasulye (et), Pirinç pilavı (tahıl), Yoğurt (süt), Elma (sebze-meyve)
Izgara köfte (et), Makarna (tahıl), Ayran (süt), Yeşil Salata (sebze-meyve)
Etli nohut (et), Bulgur pilavı (tahıl), Cacık (süt + sebze-meyve)
Etli biber dolma (et, tahıl, sebze-meyve), Yoğurt (süt)

Dengesiz Mönü Örnekleri

Ekmek arası köfte, Ayran (sebze-meyve eksik)
Zeytinyağlı taze fasulye, Marul salata, Yoğurt (et ve tahıl grubu eksik)
Sebze çorba, Makarna, Yeşil salata (et ve süt grubu eksik)
Pirinçli sebze çorbası, Üzüm, Ekmek (süt grubu eksik)

BAKTERILER VE OZELLIKLERI

Yazar admin tarih Eki 4th, 2008

BAKTERİLER

Tek hücreleri basit canlılardan olan bakteriler şekillerine göre yuvarlak (kok), çomak (basil),burgu (spiral) olarak ayrılabilir. Bunlar türlerine göre değişebilen şekiller gösterirler. Çifter çifter veya birkaçı bir arada kümeler, ya da zincir şeklinde dururlar ve bunlar ancak mikroskop altında görülebilirler. devamı »

Kategoriler

E-POSTA