YAGLAR VE GIDA MADDELERINE ETKILERI

Yazar admin tarih Kas 19th, 2008

Yağlar tabiatta bulunan hayvanlarda ve sebzelerde bulunur. Yağlar bir molekül gliserol ile 3 molekül yağ asitlerinin bileşiminden oluşur. Çeşitli yağlı asitler vardır. Çeşitli yağların karakteristiğini gliserol ile karışan değişik yağlı asitler belirler. Maksimum miktarda H atomlarını kapsamında bulunduran yağ asitlerine doymuş yağ asitleri denir. Doymamış yağ asitleri kolaylıkla mikro-organizmaların saldırısına uğrar.
Doymamış yağ asitlerine hidrojen ekleyerek katı duymuş yağ elde edilir. Buda margarin yapımında kullanılır.
Hidrolozis esnasında bazı yağ asitleri çok fena kokular saçar. Moleküller ağırlığı az olan butrik asit süt yağının büyük bir yüzdesini oluşturur. Hidrolozis süresinde ağır ve kuvvetli bir kokusu olur.
Domuz yağı ve bazı sebze yağları (ki moleküller ağırlılıkları yüksek olup stearik ve palmatik asitleri kapsamlarına alırlar.) Hidrolozis sürecinde çok az hoş olmayan kokular neşr ederler.
Kat sıva yağlar kapsamlarına aldıkları yüksek enerji bakımından bitki ve hayvanların en önemli rezerv maddelerini oluşturur.
Yağların yapılarına giren yağ asitlerinin yağa verdikleri özel karakterler ve yağlardan elde edilen faydalanma üzerine direkt olarak etkin oluşlarından dolayı bunlar hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır.
Yağ Asitleri Aşağıdaki Tabloda Gösterilmiştir. devamı »

YAŞLILIK ÖNCESİ BESLENME VE YAŞLILIĞA HAZIRLANMA

Yazar admin tarih Kas 11th, 2008

Yaşlanma sürecinde görülen bozuklukların önemli bir bölümünde beslenmenin de rolü vardır. Bu bozuklukların oluşumunu hızlandırdığı ve kolaylaştırdığı sanılan yanlış beslenme şekli düzeltilirse, sorunları daha az bir yaşlılık dönemi geçirilebilir. Yaşam boyu yeterli ve dengeli beslenmenin, yaşlılıkta bazı sorunları azaltıcı rolü olduğu gibi, yaşam süresini etkilediği de söylenebilir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırma sonuçları; yaşam boyu yeterli ve dengeli beslenen hayvanların, böyle beslenemeyenlerden daha geç yaşlandıklarını ve daha uzun süre yaşadıklarını göstermiştir. Benzer durum insanlarda da gözlenmektedir.

Her dönemdeki beslenme şekli, bireyin sonraki dönemde genel durumunu etkiler. Bebelikte beslenmenin çocukluk çağına, çocukluk çağında beslenmenin gençlerin durumunu etkilemesi gibi; yaşlılar, her dönemdeki beslenme ve yaşam biçiminin etkilerini taşırlar. Bu yüzden her yaş grubunun özelliklerine göre beslenmesi, sonraki dönemlere hazırlık yönünden önemlidir. Yaşlanma sürecinde oluşan yetersizlikleri, bozuklukları hafifletme, geciktirme ya da önlemeye yardımcı olmak için, özellikle orta yaşlarda aşağıda belirtilenlere uyulmalıdır: devamı »

YAGLAR VE GIDA MADDELERINE ETKILERI

Yazar admin tarih Kas 11th, 2008

Yağlar tabiatta bulunan hayvanlarda ve sebzelerde bulunur. Yağlar bir molekül gliserol ile 3 molekül yağ asitlerinin bileşiminden oluşur. Çeşitli yağlı asitler vardır. Çeşitli yağların karakteristiğini gliserol ile karışan değişik yağlı asitler belirler. Maksimum miktarda H atomlarını kapsamında bulunduran yağ asitlerine doymuş yağ asitleri denir. Doymamış yağ asitleri kolaylıkla mikro-organizmaların saldırısına uğrar.
Doymamış yağ asitlerine hidrojen ekleyerek katı duymuş yağ elde edilir. Buda margarin yapımında kullanılır.
Hidrolozis esnasında bazı yağ asitleri çok fena kokular saçar. Moleküller ağırlığı az olan butrik asit süt yağının büyük bir yüzdesini oluşturur. Hidrolozis süresinde ağır ve kuvvetli bir kokusu olur.
Domuz yağı ve bazı sebze yağları (ki moleküller ağırlılıkları yüksek olup stearik ve palmatik asitleri kapsamlarına alırlar.) Hidrolozis sürecinde çok az hoş olmayan kokular neşr ederler.
Kat sıva yağlar kapsamlarına aldıkları yüksek enerji bakımından bitki ve hayvanların en önemli rezerv maddelerini oluşturur. devamı »

YAGLAR

Yazar admin tarih Kas 8th, 2008

zeytinyagresimler-large-300x201 YAGLAR
YAĞ METOBOLİZMASINDAKİ BOZULMALAR
Kandaki kolestrol ve yağ seviyesinin artması (hiperlipoproteinemi)arteri oskleroz , enfarktus ve damar içi kanamalar için risk faktörü olarak görülmektedir. Hiperlipoproteinemi bu hastalık için seçilmiş bir tanımlamadır. Çünkü fosfatitler ve kolestrol kandan önce proteinler tarafından taşınmaktadır.
Kandaki kolestrol seviyesinin artmasındaki temel sebebi gıdalarla alınan kolestrol değil, organizmanın sentezlediği kolestroldür. Bu genel olarak kalıtsal metobolizma hastalığıdır. Normal kan kolestrol seviyesi 150 - 200 mlg - 100 ml kadardır. Kan kolestrolunun daha fazla artmasıyla kan damarlarının duvarlarında kolestrol birikmektedir. Bu düzensizlik kan damarlarında kireçlenmeye neden olan kalsiyum depolanmasını ortaya çıkarır . bunun sonucunda kalp krizi meydana gelebilmektedir. Yüksek kolestrol düzeyi diyetik önlemlerle düşürülebilir. Alınacak gıdaların kolestrol oranının düşük tutulmasına dikkat edilmelidir. Bu sebeple yumurta tereyağı sakatatlardan sınırlı tüketim yapılmalıdır. Kolstrol düzeyinin azalmasında lifli gıdalarda etkili olabilmektedir. Meyve ve sebze gibi lifce zengin gıdalar bolca tüketilmelidir. Aynı şek,ilde yulaf ve fasulye gibi suda çözülen lifli maddeler içeren gıdalarda kan kolestrol seviyesini düşürmektedir.

KOLESTROL DÜŞÜRÜCÜ DİYET TAVSİYELERİ devamı »

Sonraki »