TURİZM VE OTELCİLİK PORTALI

Çok Gezenin Günlüğü / Ferda Çekem Yar-ATİNA

Yazar admin on Nis 6th, 2016

ATİNA

Yaz için seçenekler çoktur ama söz konusu kış olduğunda “gitme” duygusu yerini ince bir “ağırdan alma” duygusuna bırakır. Öyle ya, hava soğuk, bavul dolu, üst baş birkaç kat diye düşününce sıcak iklimler insanı ister istemez çeker kendine…

Ama kolay mı? Değil elbette. Ortalama bir bütçeye sahipseniz kemiklerinizin ısınacağı en yakın coğrafya Kuzey Afrika’nın alt kesimleri, belki şu sıralarda ılık ama kallavi bir bedel ödemek gereken Dubai ya da biriktirilmiş milleri sonuna kadar sömürecek olan Güney yarım küre seçenekleridir…

Eldeki malzemeye göre pasta yapacaksanız eğer yakın iklimlerden bir destinasyon bulmaya gayret edersiniz. Bizim seyahat tutkumuz da öyledir biraz eşimle…

En az iki haftada bir ayağımızı yerden kesecek bir nadasa hayır demeyiz mesela. Son bir ayda üç ayrı destinasyonu tercih ettiğimizde anılarımızda ve cebimizde kalanlar öyle boş verilir cinsten de değildir hani…

Bu köşe şimdilik seyahat ya da tatil rüyasını erteleyenlere küçük bir empati ve bilgi kaynağı olması amacıyla oluşturuldu. Herkesin seyahat ve tatil yapma hürriyetini de gözeterek elbette…

Atina; Bir ılık kış çarpıntısı…

Gitmesi ve entegre olması en kolay adreslerin başında gelir Atina. En azından bizim için bir küçük bavul ve bir miktar heyecanla ulaşılabilir bir adrestir…
Komşuda yaşanan ekonomik krizin turizmi bir miktar tesviye ettiğini göz önünde bulundurup, üzerine krizden fırsat çıkarmak isterseniz 45 dakikalık uçuş mesafesiyle Atina hem bütçeye hem de fiziğe tokat atmayan bir antik kenttir…

Öncelikle bireysel seyahat edenler grubundaysanız İngilizcenizin Tarzan dilinin bir miktar üzerinde olması kafidir…
Turizme odaklı Atina esnafı ve eşrafı Türk olduğunuzu duyduktan sonra kırık birkaç kelimeyle sizi kendisine bağlar bir şekilde…

Antik Yunan uygarlığının ikonu sayılan Akropolis ve Plaka bölgesinde bulunan üç ya da dört yıldızlı oteller gecelik 250 ila 400 liralık konaklama bedelleriyle iki kişiye çok ağır bir yük bindirmez…
Şehir turlarının neredeyse tam günü doldurduğu ve e kallavisinin bizim paramızla 100 liraya denk geldiğini de hesaba katarsanız yeme içme kültürünün yaygın ve ucuz olduğu Atina’da gördüğünüzün yanında yiyip içtiğiniz de yanınıza kar kalacaktır…
Ben Atina’ya ilk ziyarete niyetlenenler için şehrin dışındaki butik oteller yerine bahsettiğim lokasyondaki kolay ulaşılabilir otelleri öneririm. Böylece bize göre bir miktar daha pahalı olan ulaşım ücretinden kurtulmuş, hem de önemli bir miktarda de spor yapmış olursunuz. Neresinden bakarsanız, sağlıklı bir girişim…

PLAKA; Bizden bir esinti…

Atina’nın en eski bölgelerinden biri olan Plaka’da hem antik kentin izlerini hem de adım başı rastlayabileceğiniz hediyelik ve kahve dükkanlarını fazlasıyla bulabilirsiniz. Krizden sonra mantar gibi çoğalan kafeler ucuz menüleriyle hizmette sınırın olmadığını gösterirler size…
Özellikle Yunan usulü pişen Türk kahvesi ve küçük Ouzo menülerini tercih ederseniz kişi başı 20 liraya keyfinizi doyurmuş olarak çıkarsınız dükkandan…
Bu bölgedeki hediyelik eşya dükkanları sıradan esnaf menüsüne göre biraz daha pahalıdır ama kaliteli mallar en azından bavulunuzda parçalara bölünmeyecek kadar da iç huzuru verir size…
Akşam üstü Plaka’nın biraz üzerinde bulunan kahvelerdeki molaların hemen akabinde semtin ana sokaklarından birinde yer alan Plaka Taverna’da içki de dahil olmak üzere bir çok yemek çeşidini iki kişi 150 liraya çıkarabilirsiniz…
Yanında dinlediğiniz Buzuki ve Anadolu türküleri de unutulmaz bir anı olarak not düşülebilir defterinize…

NEA SMYRNA; Benim güzel İzmir’im…

“Ben biraz daha ekonomisi rahat bir kentte dolaşmak istiyorum” derseniz, bizdeki Bağdat caddesine tekabül eden Kolonaki meydanı ve caddeleri bütün dünya markaları ve çok şık restoranlarıyla şehre geldiğinize hiç de pişman etmez sizi…
Bu arada Atina Sosyetesiyle de tanışarak, denizin iki yakasından sohbet konuları çıkarırsınız kendinize. Yanınıza gelip oturan Yunan Başbakanı Çipras da günün bonusu olur belki. Orada politikacıların akıl almaz rahatlığı insanın içini bir miktar daha ısıtır güneşi olmayan bir Atina gününde bile…
“Bırakalım bu işleri, ben memleketimi özledim” diyenlere hızlı bir Nea Smyrna (Yeni İzmir) turunu özellikle öneririm. Spesifik bir rota yerine sokak aralarında dolaşabilir “Sarayli” gibi bizim muhallebicilerin bir miktar daha üst sınıfı sayabileceğimiz kafelerde Türkçe sipariş verebilirsiniz. Gitmişken bir porsiyon su böreği isteyin mutlaka. Saraylı’nın sahipleri hala Beyaz Fırın’a pasta koçluğu yapmaktadır, öğrenirsiniz usulca…
Ayrıca bu semtte dil sıkıntısı çekmeden istediğiniz taverna ya da dükkanda alışveriş de yapabilirsiniz. Mübadelede oraya gitmek zorunda kalan Rumların vatan hasreti ve gündelik politika kokan sohbetleri de ilginizi çekebilir hani…

PİRE; İlle de deniz diyenlere…

Atina’nın her yanı deniz ama Pire hem limanı hem de balıkçılarıyla denizciliğe dayanan antik yunan kültürünün yaşayan bir minyatürü gibidir…
Atina’nın gece 22.00’da başlayan yiyecek içecek hayatı ve peşinden limitsiz eğlence furyasının da başkenti gibi dikilir karşınıza…
Biz “Micro Limani” denilen ve görünüş olarak Kalamış ile Alsancak arasında gidip gelen küçük limandaki balıkçıları tercih etsek de dünyada sadece iki şubesi bulunan İtalyan Restoranı Cosa Nostra mönü ve içecek kavıyla Atina’da benzersiz bir İtalyan esintisini çarpar saçlarınıza. Hava da güneşliyse, üstü açılan mekanlarda denize bir adım uzaklıkta kedi ve yetenekli dilencilerle neşenizi bulacağınızı garanti edebilirim…
Pire’den yakın Atina adalarına kalkan günü birlik gezi tekneleri ayağı yerden kesilmek isteyenlere çok ucuz ve değişken rakamlarla hizmet verir. Gittiğiniz adalarda ikonlaşmış restoranlar kente göre biraz daha pahalıdır ama azıcık aşım, tuzsuz başım kafasındaysanız orada da bütçenizi zorlamayacağınızın garantisini verebilirim size. Biz o turlara bir miktar mesafeli olarak günü Pire’de noktalama taraftarı olduğumuz için dar alanda geniş mutluluklarla yetiniriz…

VENİZELOS MÜZESİ; Atina’ya veda ederken…

Üç günün nasıl geçtiğini anlamayacağınız bu küçük rotayı yaşayıp kentin çeşitli noktalarından kalkan ringlerden biriyle varacağınız Venizelos Havalimanında özel bir müzecik bulunmaktadır. Atina demokrasisinin ünlü ismi Venizelos’un hayatını takip edebileceğiniz bu müze içinde Mustafa Kemal Atatürk’ün de mütevazı bir yerinin olduğuna şahitlik edebilirsiniz…
Öyle büyük harflerle altı çizilen bir düşmanlıktan ziyade bin yıllardan gelen dostluk ve birlikteliğin tüm baştan çıkarıcı izleri bu müzenin detaylarında gizlidir…
Ülkeyi terk ederken mutlaka kuş bakışı atmanızı da öneririm. Güzel bir kent ve sulandırılmamış geleneksel mimari yukarıdan çok daha hoş bir fotoğraf verir. İyi tatiller…

ATİNA YOLCULARI DİKKAT!

Araba kiralamak isteyenler için Atina inceden bir cennet vaat eder. Kiralar çok ucuzdur. Üç günlük taksi fiyatına vurduğunuzda yaklaşık 500 lira paranız cepte kalacaktır…

Metro ve tramvay ulaşımının çok gelişkin olduğu bir kent olduğunu unutmayın Atina’nın. Dolayısıyla toplu taşıma ağını kullanmak çok akılcıdır…

Hediyelik eşya seçerken birkaç dükkandan karşılaştırmalı fiyat almanız yararınıza olur. Magnetlerin ucuz olanlarından kaçının, yahnisi kötü olur çünkü. İyisi mi antik Yunan düşünür ve tanrı ikonlarıyla güzel bir hediyelik koleksiyonu yapın siz…

Mutfağına kebap kültürü de giren Atina’da Döner’e Gyros ismi verilir. Siz içeriğini mutlaka sorun. Sonra mutsuz olabilirsiniz. Oğlak bozar, Domuz pişman eder…

Bizim yemeklerin adlarının sonuna bir –i harfi ekleyerek bildiğiniz bir menüye de çıkabilirsiniz. Baklavayı sahiplenmeye çalışan komşuya, yanınızda götürdüğünüz bir Antep baklavasıyla da nanik yapabilirsiniz…
Hediye, Atina kültürünün önemli bir parçası. Restoran ya da dükkanlarda ikramları geri çevirmeyin. Adamların eli bol. Ama yine de ikramın içeriğine göz atın isterim…

Atina’da bahşişler bizdeki gibi kallavi olmuyor. Hesap bütününüzün yüzde beş ila on’u ile size servis veren tüm yüzleri gülümsetebilirsiniz…

Şarap, Zeytin, Zeytinyağı ve Balık konservelerindeki çeşitlilik başınızı döndürebilir. Son zamanlarda moda olan Selanik ya da Kavala kurabiyeleri de eve taşınacak küçük anıların içinde yerini almakta zorlanmaz. Ucuz ve lezzetlidirler çünkü…

FERDA ÇEKEM YAR.

Yorum Yapın

Önemli not : Yorumunuz denetim için bekliyor.. Yazıya uygun olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Kategoriler

E-POSTA