TURİZM VE OTELCİLİK PORTALI

IC ANADOLU BOLGESI

Yazar admin on Kas 19th, 2008


Türkiye’nin merkezinde bulunan İç Anadolu Bölgesi çeşitli güzellikleri bünyesinde barındırır. Geçmişte çeşitli büyük kültürlerin yaşandığı bu bölge bugün modern Türkiye’nin politik merkezidir.

Bölgede yer alan iller Ankara, Çankırı, Eskişehir, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat, Aksaray, Karaman ve Kırıkkale’dir.

Başkent Ankara, İç Anadolu Bölgesi’nin merkezinde yer alır. Ankara’nın en görsel yapısı Atatürk için yaptırılmış olan Anıtkabir’dir. Atatürk, İstiklal Savaşını gerçekleştirerek çağdaş Türkiye Cumhuriyetini kurmuş, Ankara’yı başkent yapmıştır. Ankara modern bir şekilde planlanmış ve gelişmiştir. Burada bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi Türkiye’nin en zengin müzelerindendir. Müzede, Anadolu Medeniyetleri’ne ait eserler M. Ö. 50.000′den başlıyarak, periodlar halinde M. S. II. yüzyıla kadar sergilenir.

Ankara çevresinde Anadolu Medeniyetlerinin önemli yerleşim bölgeleri bulunur. M.Ö. 2000 yıllarında Kafkasya’dan Anadolu platosuna gelen Hitit’ler, Anadolu’da sınırları Karadeniz’den Akdeniz’e ve Ege’den doğuya kadar uzayan Anadolu bütünlüğünü tarihte ilk olarak Hitit İmparatorluğu adı altında kurmuşlardır. Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşaş (şimdiki Boğazkale) ve ikinci büyük kenti Şapinuva Ankara’nın kuzeydoğusunda Çorum ilinde bulunur. Büyük surlarla çevrili olan Hattuşaş bir tapınaklar şehridir. Şehrin yakınında bulunan Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’nda tüm Hitit tanrıça ve tanrılarının rölyefleri bulunur. Yazılıkaya önemli bir Hitit panteonudur. Hattuşaş yakınlarında bulunan diğer önemli bir Hitit yerleşim merkezi de Alacahöyük’tür. Alacahöyük özellikle şehir giriş kapısında yer alan sfenksleriyle tanınır.

M. Ö. 120Ü yıllarına doğru Frigyalı’lar Trakya’dan Anadolu Platosu’na gelmişlerdir. Ankara’nın batısında, Polatlı yakınlarında yer alan Gordion, Friglerin başkenti idi. İnanışlara göre Büyük İskender Gordion’daki kördüğümü çözerek Önasya’ya hakim olmuştur. Mitolojiye göre dokunduğu her şeyi altın yapan Frigya Kralı Midas’ın mezarı Gordion yakınında yer alır. Eskişehir ve Afyon yakınlarında Friglerce ait kentler ve tapınma merkezleri bulunmaktadır.

Şimdi yönümüzü Toros Dağlarının kuzey eteklerinden başlayarak geniş bir alana yayılan bereketli Konya Ovası’na çevirelim. Bu ovada yer alan dünyanın en eski şehirlerinden birisi olan Çatalhöyük. Cilalı Taş Devri’nden kalmadır. Konya’nın güney doğusunda yer alan Çatalhöyük önemli bir kültür merkezi olmuş, kentte yaşayan sanatçılar kentin mabetlerini fresklerle bezemişlerdir. Konya ve çevresi daha sonraları, Kalkolitik, Bronz Devri, Hitit, Frig, Pers, Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerini yaşamıştır. M. S. XII. yüzyılda Konya Selçuklu Devleti’nin başkenti olmuş ve tüm bölge böylelikle tarihinin en önemli kültürel Rönesans devrini yaşamıştır.

XIII. yüzyılda Konya, baştan aşağı Selçuklu mimari eserleriyle süslenmiştir. Felsefesini insan sevgisi üzerine kuran ve mistik dünyaya dervişlerin müzik eşliğinde dönerek yaptığı “Sema” ile ulaşılabileceğine inanan büyük Türk filozofu Mevlana, Konya’da yaşamış ve fikirleri burada gelişmiştir.

Her yıl Aralık ayında, Konya’da Mevlana Haftası düzenlenir ve “Sema” gösterileri yapılır. Mevlana, Konya’nın sembolü olan Yeşil Türbenin içinde babası Bahaeddin Veled ile beraber yatmaktadır. Türbe çevresinde bulunan Dergah, Mevlana Müzesi olarak ziyaret edilmektedir.

Konya’nın güneybatısında bulunan Beyşehir Gölü doğal güzelliklerle dolu, henüz keşfedilmemiş bir cennettir. Gölün güneybatısında yer alan Selçuklulara ait yazlık Kubad Abad Sarayı ile Kızkalesi Adası’nda bulunan Saray görülmeğe değer yapılardır. Beyşehir ilçesi içinde bulunan Eşrefoğlu Cami ve Türbesi, Selçuk ahşap mimari eserleri arasında önemli bir yer tutar.

Konya’dan çıkıp Akşehir’e doğru yola koyulduğunuzda yüzünüze tatlı bir tebessümün yayıldığını hissedersiniz. Zira Nasreddin Hocaya yaklaşıyorsunuz. Ünlü halk filozofumuz ve mizah ustamız Nasreddin Hoca (XIII. yy.), parlak zekası ve hazır cevaplığı ile sevilmiş, ince nükteler taşıyan ahlaki hikayelerinin ünü ülke sınırlarını aşmıştır. 1284 yılında Ölen Nasreddin Hocanın Türbesi bugün Akşehir’in en sembolik yapısıdır.

Eskişehir yöresine yapacağınız gezi sırasında kuşkusuz dudaklarınıza Yunus Emre şiirlerinden dizeler dökülecek. Türkçe şiirin öncüsü bu dev şair, halkın sözcüklerini, halkın deyim ve kavramlarını öylesine sade biçimde kullanarak bize, tanrısal adalet, sevgi ve dostluk üzerine öylesine derin anlamlı mesajlar iletmiştir ki, onun Yunus Emre Köyü’ndeki mezarını ziyaret etmemek büyük bir eksiklik olur.

Yorum Yapın

Önemli not : Yorumunuz denetim için bekliyor.. Yazıya uygun olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Kategoriler

E-POSTA