İNSANLARI TURİSTİK HAREKETLERE YÖNELTEN SEBEPLER VE TURİZM ÇEŞİTLERİ

Yazar admin on Mar 5th, 2009

Turizm,Tatil, eğlence, sağlık, din, spor gibi çeşitli nedenlerle (ticari nedenler dışında) ve sürekli

 yerleşmemek kaydıyla seyahat eden insanların, seyahatleri süresince ihtiyaç duydukları hizmet ve malları

satın almalarıyla ilgili olayların ve ilişkilerin tümüne turizm denir. Turistin geldiği yer açısından turizm ikiye ayrılmaktadır: Bir ülkede yaşayan insanların, turizm amacıyla başka bir ülkeye seyahat etmesine dış turizm;

bir ülkede yaşayan insanların, kendi ülkeleri içerisinde katıldıkları turizm faaliyetlerine, iç turizm denir.

Turizmin Tarihsel Gelişimi

Günümüzde modern turizm hem bir bilim dalı hem de bir endüstri koludur. Turizmin

bugünkü şeklini anlayabilmek için tarihini incelemek gereklidir. İlk çağlarda Romalılar, en

çok seyahat eden insanlardır; izlenecek yolları, konaklama yerlerini ve uzaklıkları işaretleyen

yol haritaları yapmışlardır. Bu nedenle Romalıların zevk için seyahat eden ilk turistler

olduğu, seyahat hedefi olan yollarda ve konaklama yerlerinde güvenliği sağladıkları ileri

sürülmektedir. Romalılar, ünlü tapınakları ve eserleri görmek için seyahat etmişlerdir. Bunlar

arasında en gözde olanları, Mısır piramitleri ve anıtlarıdır. Büyük İskender döneminde, M.Ö.

334’te sadece bir sezonda akrobasi, sirk, sihirbazlık gösterileri için 700.000 turistin Efes’e

akın etmesi, o dönemlerde turizme gösterilen ilginin bir göstergesidir.

Orta Çağda, Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne paralel olarak Avrupa ve Ortadoğu’daki turizm, genişlemeye başlamış; ilk çağlarda girişilen eğlence, zevk, merak,dinlenme turizminin yerine din turizmini ön plana çıkarmış ve toplumlar bundan etkilenmiştir. Orta çağın en önemli turizm hareketleri; İslam’ın hızlı yayılmasına paralel olarak her yıl birçok insanın, Mekke ve Medine’yi ziyaret etmeleri, Hıristiyan ve Müslüman topluluklar arasında yaşanan Haçlı Savaşlarının büyük kitlesel hareketlere dönüşmesi, dini amaçlı seyahatlerden sayılmıştır. Yeni Çağ’da Rönesans hareketleri nedeniyle İtalya’ya yapılan yoğun seyahatler, kültür turizmini yaratmıştır. Endüstri devrimi, sosyal ve ekonomik yapılarda önemli değişiklere yol açmıştır. Demir yolu üzerinde yolcu taşınması, ilkel taşıma düzeninden çağdaş taşıma düzenine geçişi simgeleyen bir dönemeci vurgulamaktadır. Bu çağın son dönemlerinde nüfusun, gelirin ve şehirleşmenin artması ile turizmde artış meydana gelmiş, seyahatlerin önceden planlanması, organize edilmesi için ‘’seyahat acenteleri“ kurulmuştur. İngiltere’nin ilk seyahat acentecisi olan Thomas COOK, aslında içkinin kötülükleri konusunda vaaz veren bir vaizdir. COOK, 1841 yılında İngiltere’nin Leichester-Loughborough kentleri arasında, trenle 570 yolcuyu taşıyarak tarihte ilk defa tur düzenleme işine başlamıştır. Yakın Çağ, turizmin en hızlı geliştiği dönemdir. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ulaşım sektöründeki hızlı gelişme, hava yolu ulaşımının ucuzlaması, insanların seyahati ve tatili bir ihtiyaç olarak görmeye başlamaları, her geçen gün daha çok insanın seyahat etmesi sonucunu doğurmuş ve bugünlere gelinmiştir.

Turizmin Önemi

Günümüzde bazı ülkelerin, bazı kentlerin ya da bölgelerin yaşam kaynağı, yalnızca

turizme dayalıdır. Hizmet sektörü olması sebebiyle, makineleşme ve otomasyona, ancak çok

kısıtlı alanlarda gidilebilmektedir. Bu da emek-yoğun bir sektör olmasına ve sayısal olarak

büyük işgücüne ihtiyaç duyulmasına yol açmaktadır. Üretilen hizmetin, ancak üretildiği

yerde tüketilmesi mümkün olduğundan, turistin yapacağı bütün harcamalar, ülkenin ya da

kentin doğrudan kazancı olmaktadır. Turizm sektörü; ulaşım, konaklama, yeme içme ve

Eğlence gibi sektörler ile doğrudan ilişki içindedir. Öte yandan, hemen bütün sanayi ve tarım

Sektörü ile de dolaylı ilişki halindedir. Turizm, bugün ülkemizin dördüncü büyük iş koludur.

2004 yılında; 17 milyon yabancı turist ağırlanmış ve yaklaşık 12 milyar dolar gelir elde

Edilmiştir.

Turist Kavramı

Turistin Tanımı

Tatil, eğlence, sağlık, din, spor gibi çeşitli nedenlerle para kazanma amacı olmaksızın

ve sürekli yerleşmemek kaydıyla seyahat eden, seyahatin sonunda yaşadığı yere geri dönen

kişiye turist denir.

 Turistin Çeşitleri

Nitelikleri Açısından Turist Çeşitlerini Şöyle Sıralamak Mümkündür

 Yerli Turist

Kendi ülkesi içinde seyahat eden turistdir. Örneğin; Istanbul’dan Antalya’ya tatile

gelen Türk vatandaşları yerli turist sayılırlar.

 Yabancı Turist

Ülkesi dışına seyahat eden turistler, tatillerini geçirdikleri ülkelerde yabancı turist

sayılırlar. Örneğin Bodrum’a tatile gelen Almanlar, Türkiye’ de yabancı turisttir.

Günübirlikçi

(Excursionist): 24 saatten daha kısa süreli olarak bir yere seyahat eden ve

konaklamayan turistlere günübirlikçi denir. Örneğin; Gemi ile Kuşadası’na gelip gündüz

Efes’i gezerek akşam ülkemizden ayrılan turistler ve gemi personeli günübirlikçi turist kabul

edilirler.

 Turist Sayılmayan Yabancılar

Diplomatlar, hava alanlarından transit geçenler, sınır bölgelerinde oturmakta olup

çalışmak ya da iş için günübirlik komşu ülkeye gidip gelenler, mülteciler, göçmenler,

yabancı bir ülkede bulunan askerler, turist sayılmazlar.

İnsanları Turistik Hareketlere Yönelten Sebepler

İnsanları turizme yönelten sebeplerin bilinmesi ve iyi değerlendirilmesi, turizmin

gelişmesi, ülke kaynaklarının verimli kullanılması ve daha çok gelir elde edilebilmesi için

çok önemlidir.

Bilinmeyenleri görme, anlama, öğrenme isteğine merak denir. İnsanoğlu, sürekli

içinde bulunduğu ortamdan çıkarak diğer kültürleri tanıma, tatmadığı zevkleri tatma, güneşin

nasıl tutulduğunu ya da günde 20 saat nasıl ışık saçtığını görme veya şampiyonlar ligi finali

futbol maçının hangi atmosferde gerçekleşeceğini yaşama arzusu duymaktadır. Özellikle

ülkemiz, insanların merak duygusunu körükleyebilecek çok zengin kaynaklara sahiptir.

Pamukkale’den Nemrut’a; Kaymaklı Yeraltı Şehri’nden, Ölü deniz’e; Ağrı Dağı’ndan,

Topkapı Sarayı Harem Dairesi’ne sayısız doğal ve kültürel varlığa sahiptir. Bu yönüyle

merak edilmeyecek gibi değildir.

Din

Bütün toplumlardaki kuralların temel kaynağı olan dinin, turizm hareketlerinde de

etkisini göstermemesi kaçınılmazdır. Orta Çağ’da hemen hemen bütün dinlerin rehberleri,

dini kurallar arasında inananlarına kutsal şehirlerin ziyaretlerini de emrederlerken, yalnız

dini bir borç yüklememiş, aynı zamanda ekonomik bir hareket de oluşturmuşlardır. Orta

Çağ’ın Hıristiyan inancı, sınırların ötesine taşan bir özellik göstermiştir. Orta Çağ’ın kutsal

şehirlerinde görülen zenginlik ve refah, dinî seyahatlerden doğmuştur. İslamiyet’te ‘’Mekke

ve Medine“, Hristiyanlıkta ise “Kudüs ve Efes” büyük turist akınları çeken başlıca

merkezlerdir. Özellikle Anadolu, inanç turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir.

İstanbul’da Topkapı Sarayı’ndaki “Kutsal Emanetler”, Urfa’da Hz. İbrahim’in doğduğuna

inanılan mağara ve Hz. Eyyüp’ün makamı ve türbesi, Konya’da Mevlana Türbesi, Efes’te

Meryem Ana Evi, Demre’de Aziz Nikola Kilisesi ve daha birçok cami, kilise ve diğer

mabetler, kutsal bir nitelik taşımaktadır. Bu özellilkteki yerler ve eserler, insanları turizm

hareketine yöneltmektedir.

 Kültür ve Eğitim

Kültür; bir toplumun maddi ve manevi değerlerini, gelenek ve göreneklerini, yaşam ve

düşünce biçimlerini ve bu değerlerin maddî sonuçları olan sanatsal varlıkları kapsayan

değerler bütünüdür. Dolayısıyla, bu değerleri tanımak öğrenmek ihtiyacı ve merakı

insanları, seyahat etmeye yöneltmektedir. Dünyanın her yerinde turistler; tarihi eserler,

halıcılık, çinicilik gibi el sanatları ile fuarlar, festivaller, şenlikler, halk oyunları ve halk

mutfağı gibi kültür zenginliklerini tanıma arzusu içinde olmuşlardır. Yurdumuz bu açıdan da

inanılmaz fırsatlar sunmaktadır.

Bir diğer önemli seyahat gerekçesi de eğitimdir. Bugün Londra, Paris gibi kentler

sadece dil öğrenmek isteyen gençlerin akınına uğramaktadır. Ülkemiz de bu konuda son

yıllarda ciddi bir atılım yapmış, özellikle Orta Asya Türk Cumhuriyetlerden ve

topluluklarından binlerce genç, tıp, ekonomi, mühendislik ve turizm gibi birçok alanda

eğitim almak üzere ülkemizi ziyaret etmektedir. Bildiğiniz gibi en az 1 gün konaklamak

kaydıyla, yurtdışına eğitim amaçlı gidenler de yabancı turist sayılmaktadırlar.

Dinlenme- Eğlenme

Halâ günümüzdeki en önemli seyahat sebebi, dinlenme ve eğlenme ihtiyacıdır.

Günümüz insanı büyük kentlerin stresli ortamından kaçarak iç huzuru bulma, kendilerini

maddi ve manevi olarak yenileme arzusundadır. Özellikle 3S olarak adlandırılan (Sea-Sun-

Sand) deniz- güneş-kum üçgeni, tatil denince akla gelen ilk olgu olmaktadır. Yılda 300

günden fazla güneş alan, eşsiz güzellikte ve 8000 km den fazla sahillerimiz, ülkemize gelen

turistin büyük çoğunluğunu ağırlamaktadır.

İş-Toplantı

Çağımızı, iş ve toplantı çağı olarak nitelendirmek bir bakıma doğru bir tespittir.

Bilimsel, sa-natsal, kültürel, siyasi ya da dini nitelik taşıyan toplantı-lar, oldukça

yaygınlaşmıştır. Bu toplantılara katılanlar, aynı zamanda turizm hareketine de

katılmaktadırlar. Toplantı öncesi ve sonrasında, çeşitli gezilere katılarak önemli gelirler elde

edilmesine imkan vermektedirler.

Spor

Spor, kişiliğin oluşumu için insanın bedensel, ruhsal ve zihinseleğitimidir.

Günümüzde her bireyin doğal ihtiyacıdır spor yapmak. Spor, bu ihtiyacınyanında

profesyonel ve muazzam bir sektördür de. Bu nedenle, sportif faaliyetler vespor tesisleri

turist çeken unsurlar arasında yer almaktadır. Bunun çok açık birörneğini Antalya’ da

görmekteyiz. Her yıl, yalnızca kamp yapmak için, yüzlercefutbol takımı kente gelmektedir.

Bunun yanında otomobil yarışları, kayak, tenis, golf vb. spor dalları, ciddi potansiyel

yaratmaktadır.

 Sağlık

Tarihin en eskiçağlarından beri insanlar, sağlık, güzellik ve tedavi uğruna seyahat

etmişlerdir. Kaplıcalar ve diğer şifalı sular, daima bir çekim merkezi oluşturmuştur.

Kleopatra’nın da ziyaret ettiği Bergama Asklepion’u, iki bin yıl önceki Anadolu’nun en

önemli merkezlerinden biridir. Günümüzde de bu ilgi devam etmektedir. Afyon, Kütahya,

Bursa, Denizli gibi kentlerimizin yaşamında termalizm, (kaplıca, ılıca, çamur banyosu gibi

doğal kaynakların bazı hastalıklarda tedavi aracı olarak kullanılması) ciddi bir rol

oynamaktadır. Günümüzde yeni yöntem ve teknolojik gelişmeler, sağlık turizminin

patlamasına yol açmıştır. Birçok otelimizde yosunla ve deniz suyu ile tedavi merkezleri

(SPA-Wellnes), diyaliz merkezleri (böbrek hastaları için), turizmin çeşitlendirilmesini

sağlamaktadır.

Macera

Serüven tutkusu, heyecan duyma, keşfetme isteği, insanları seyahate yönelten etkenler

arasıdadır. Trekking (Yürüyüş), rafting, mağaralar, su altıdalışları gibi birçok olgu bizzat

nedeni olabilmektedir.

Ziyaret, Taklit ve Gösteriş

Özellikle ülkemizde, eş-dost ve akraba ziyareti, turizm hareketleri içinde önemli bir

yer tutmaktadır. Güçlü aile yapısı olan toplumlarda bu tür ziyaretler, seyahat sebepleri

arasında yer almaktadır.

Bir diğer neden de, modaya uymak ve başkalarını taklit etmek için seyahat (snobizm)

etmektir. Bir filmin çekildiği mekanı, bir ünlünün gittiği yeri görmek için yapılan seyahatler

bu türdendir.

Kişisel Alışveriş

Bazı ülke ya da kentler, tüketiciler için cazip alışveriş imkânları sunar. Örneğin; tekstil

sanayiinin geliştiği bölgelerde fabrikadan halka doğrudan satış gibi imkânlar, doğrudan turist

çeken unsur olarak öne çıkmaktadır.

 Dış Faktörler

Tanıtma, Reklam ve Propaganda

Her ne kadar yukarıda birçok seyahat nedeni sayılsa da tüketicinin bir tatil paketini

satın alma kararı vermesi tanıtım, reklam ve propaganda faaliyetlerinden önemli ölçüde

etkilenmektedir. İnsanların, ülkemize gelmeleri için birçok neden birarada bulunsa da doğru

zamanda, doğru yerde ve doğru şekillerde yapılan tanıtma faaliyetleri, seyahatin nereye

yapılacağını etkilemektedir. Turistin önünde birçok seçenek bulunmaktadır. Yazılı ve görsel

basın, filmler, fuarlar, çeşitli kültür etkinlikleri, tanıtım maksadıyla çok iyi

değerlendirilmelidir.

 Yeni Turistik Bölgeler

Yeni turizm alanları, daima insanların ilgisini çekmiştir. Alışılmışın dışında olması,

gizemli bir yanının olması, özellikle de farklı bir tarz yaratılabilmesi turistin seyahat

arzusunu kamçılamaktadır. Örneğin, Antalya’da Aksu bölgesinin turizm alanı olarak

düzenlenmesi ve temalı oteller inşa edilmesi (Topkapı, Kremlin Palace gibi), bir anda

bölgenin tanınmasına ve ilgi görmesine sebep olmuştur.

Turizm Çeşitleri

Turizm kelimesinin kökeni, Latincede dönme hareketini ifade eden “tornus”

kelimesinden gelmektedir. İngilizcedeki “tour” kelimesi, “hareket edilen yere dönmek

şartıyla yapılan seyahat” anlamına gelir. Turist sözcüğü ise, seyahat eden anlamına gelen

“tourist” kelimesinden doğmuştur. Kelimenin Türkçedeki karşılığı ise “seyahat”tir Seyahat

eden kimseye de “seyyah” denilmektedir.

Yapısal bakımdan turizm hareketleri, çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Ülkelerin ya

da kentlerin ulaşmak istedikleri hedef kitleleri tanımlamak ve bu grupların özelliklerine

uygun düzenlemeler yapmak, mutlak bir gerekliliktir.

 Katılan Kişi Sayısına Göre Turizm Çeşitleri

 Bireysel Turizm

İnsanların tek başına veya ailesi ile katıldıkları turizm hareketidir. Turizmin tarihi

incelendiğinde, başlangıcın bireysel turizm hareketi olduğu görülür.

 Grup Turizmi

Seyahatlerin gruplar halinde düzenlendiği turizm hareketine grup turizmi denir. Grup

turizmi, gerek katılımcıların yaptıkları organizasyonlar, gerekse profesyonellerin (seyahat

acentalarının) organizasyonu ile gerçekleştirilen bir turizm olgusudur.

 Kitle Turizmi

Seyahat acentelerinin, bir paket program dahilinde, genellikle yüksek sezon olarak

adlandırılan dönemlerde, (örneğin Marmaris için mayıs-eylül, Uludağ için kasım-şubat

dönemi gibi) çok sayıda turist gruplarını sürekli olarak bir bölgeye yönlendirmeleri ile ortaya

çıkan turizm hareketine kitle turizmi denir.

Katılanların Yaşına göre Turizm Çeşitleri

 Gençlik Turizmi

Gençlerin seyahat etmeleri; kişiliklerinin gelişmesini, yeni yerleri ve kültürleri

tanımalarını ve sosyal ilişkilerini artırmalarını sağlayan en etkin yollardan biridir. Güvenilir,

temiz ve uygun fiyatlı dinlence ve eğlence imkânlarının yaratılarak gençlerin turizme

katılımlarının teşvik edilmesi, devlet kurumlarının olduğu kadar, turizm alanında faaliyet

gösteren özel sektör kuruluşlarının da görevidir.

Gençlik turizmi; hümanist, iş birliği yapmaya yatkın ve seyahat için imkanları kısıtlı

gençlerin turizm hareketine katılmalarına imkan verir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi

ülkemizde de bu maksada uygun şekilde gerek kamu sektörüne gerekse özel sektöre ait

tesisler bulunmaktadır. Bu kamplardan bazıları, Antalya, Muğla, İzmir, Mersin, Aydın,

Tekirdağ, Balıkesir illerindedir. Orman Bakanlığı ‘’Orman İçi Dinlenme Kampları’’,

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ,’’Gençlik Kampları’’ ile gençlere özel indirim uygulayan

özel işletmelerle ilgili bilgileri, Turizm Bakanlığı’nın web sayfasında bulabilirsiniz.

Uluslararası birçok kuruluş gençlik turizmi alanında hizmet vermektedir. Bazıları

şunlardır:

·     Uluslararası Gençlik Hostel Federasyonu (IYHF)

·     Uluslararası Öğrenci Seyahat Konfederasyonu (ISTC)

·     Uluslararası Gençlik Seyahat Organizasyonları Federasyonu (FIYTO)

Bu kuruluşlar tarafından verilen kartlar ile birçok avantaj elde edilmektedir.

Uluslararası Hostel Kartı (Iyhf)

·     International Youth Hostel Federation (IYHF) Üyesi kuruluşlar tarafından dağıtılır.

·     Dünya çapındaki 5000 gençlik hostelinde, ucuza kalma olanağı sağlar.

·     Hostel kartı almak için öğrenci olma koşulu ve yaş sınırlaması yoktur.

·     IYHF kartı olmayanlar, özellikle yoğun talebin olduğu yaz aylarında hostellere alınmazlar.

·     Hosteller, otellere oranla % 60-75 daha ucuzdur.

·     Hostellerdeki konaklama, genelde 4-6 kişilik yatakhanelerdedir;ancak bir çok hostelde tek ve2 kişilik odalar da bulunmaktadır.

·     Hostelde kalış; değişik uluslardan gençlerin bir arada bulunmaları, tanışmaları

ve kaynaşma ları olanağını sağlar.

·     Pek çok hostelde spor alanları ve eğlence merkezleri bulunmaktadır.

Uluslararası Kartların temini için Turizm Bakanlığı ve Türsab aracılık etmektedir.

Orta Yaş Turizmi

30-50 yaş grubu geniş halk kitlelerinin katıldığı turizm hareketleridir. Ekonomik gücü

olanların ve daha çok ailelerin oluşturduğu bir turizm çeşididir.

Üçüncü Yaş Turizmi

50 yaş üstü ve aktif çalışma hayatını sona erdirmiş kişilerin katıldığı turizm

hareketidir. Bu turizm çeşidi son yirmi yılın gelişen en önemli pazarlarından biridir. Turizm

Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırma; turist sağlığını koruyucu önlemler alınması,

standardı yüksek termal tesislerin bulunması, gümrük-vize işlemlerinin süratle yapılması,

yeterli güvenlik önlemlerinin alınması, tesislerde yüksek merdiven türü mimari hataların

bulunmaması halinde üçüncü yaş turizmi için Türkiye’nin çok önemli potansiyel olduğunu

göstermektedir.

Ülkemize gelen yaşlı yabancıların çoğunluğu, mayıs, haziran, eylül ve ekim aylarını

tercih etmekte, özellikle dini merkezleri (Efes Meryem Ana Evi, Trabzon Sumela Manastırı,

Demre Aziz Nikola Kilisesi gibi) görme arzusu taşımaktadırlar.

Katılanların Sosyo-Ekonomik Gücüne Göre Turizm Çeşitleri

Sosyal Turizm

Alt ve orta gelir grubundan insanların katıldıkları bir turizm türüdür. Geniş halk

kitlelerinin seyahat etmeleri, dinlenmeleri, eğlenmeleri, yeni kültür ve zevkleri tanımaları,

hem sosyal barış ortamı hem de bireysel refah ve mutlu bir yaşam için gereklidir. Halkın bu

talebine cevap vermek, aynı zamanda sosyal devletin anayasal görevleri arasındadır.

Sosyal turizm, çalışanların ücretli izin hakkı elde etmeleriyle gündeme gelen bir

konudur. Satın alma gücü düşük olan ancak tatil ihtiyacının giderilmesi gereken bu kitlelerin

desteklenmesi için çeşitli önlemler alınmaktadır.

Sosyal turizmi doğuran en önemli nedenlerden biri, çalışanların, tatil dönüşlerinde

dinlenmiş şekilde işe başlayarak daha verimli olmalarıdır. Ülkemizde kamu kuruluşlarının

çeşitli tesisler kurmalarının (öğretmenevi, orman kampı, TRT kampı gibi) nedeni de aynıdır.

 Lüks Turizm

Yüksek gelir grubuna mensup insanların tatil taleplerine yönelik turizm hareketlerine

lüks turizm denir. Bu gelir grupları standardı yüksek ve kaliteli hizmet sunan pahalı

konaklama tesislerinde kalır. Ulaşım ve diğer hizmet ürünlerinde de pahalı ve kaliteli olanı

talep eder. Dolayısıyla bunlar, yüksek harcamalar yapar. Kabul etmek gerekir ki kitle

turizmine hitap eden konaklama tesisleri bu grubun ihtiyaçlarına cevap veremez. Bu nedenle

konaklama, yiyecek-içecek ve eğlence tesisleri planlamasında hitap edilecek sosyal sınıfların

beklentilerine uygun davranmak gerekir.

 Katılanların Amacına Göre Turizm Çeşitleri

 Tarih ve Kültür Turizmi

Kültür, toplumun sahip olduğu maddi ve manevi değerleriyle tarih, felsefe, ahlâk,

bilim, sanat, teknik, spor, ekonomi, sanayi, eğitim, hukuk, sağlık, turizm vb. alanlardaki

varlıkları ve bu varlıklara bağlı gelişmelerinin oluşturduğu bir bütündür. Değişik kültürlerin

ve kültür eserlerinin görülmesi için yapılan seyahatler, tarih ve kültür turizmi olarak

adlandırılır. Antik yerleşim yerleri, camiIer, kiliseler, hanlar, hamamlar,türbeler, su

kemerleri, köprüler, kervansaraylar gibi örnekler ile arkeolojik eserler, ören yerleridir. Bu

yerler, araştırmacılar, mimarlar, sanat tarihçileri ve öğrenciler için önemli birer araştırma

konusu olup bu kişileri yöreye çeker. Bunun yanında, kültür- turizm ilişkisi incelenecek

olursa eski sanat eserlerinin, tarihi yapıların, müzelerin, eski uygarlıklara ait kalıntıların

görülmesi amacıyla yapılan seyahatler, araştırma ve inceleme için yapılan geziler, kişilerin

ufuklarını açmakta ve kültür turizmini oluşturmaktadır. Dünya Turizm Örgütü (WTO),

seyahat endüstrisinde yeni yüzyılın yükselen değerlerini açıklarken, kültür turizminin

yükseliş göstereceğini ve dünya insanlarının birbirlerini anlayarak ve kültürlerini keşfederek,

etnik tatlar aramalarının artarak devam edeceğini ve kültür turizmi merkezlerinin yüzyılın

gözdeleri arasında yer alacağını ortaya koymaktadır.

 Özendirme (İncentive) Turizmi

Özendirme turizmi, 21. yüzyılın yeni eğilimlerindendir. Özendirme turizmi,

kentleşmenin, ticaretin, haberleşme imkânlarının artması, tatil ihtiyacının en az iş kadar

önemli hale gelmesi sonucu ortaya çıkmış bir turizm hareketidir. Özendirme turizmi, bir

şirketin, çalışanlarını, işbirliği yaptığı veya ürünlerini sattırdığı firma elemanlarına maaş dışı

ödüllendirmek ve iş performanslarını yükseltmek amacı ile bütün masrafları şirket tarafından

karşılanmak koşuluyla tatil amaçlı olarak yapılır.

Özendirme turizmi programlarını diğer turizm programlarından ayıran ciddi

farklılıkları vardır. Her şeyden önce, tatil masraflarını katılanlar değil, şirket ödemektedir.

Dolayısıyla programın zengin ve şirketin imajına, prestijine, ticari itibarına uygun olması ve

özellikle başka şirketlerin programlarına benzememesi gerekir. Bu nedenle yaratıcılığa çok

açık bir alandır.

Ülkemiz, özendirme turizm pazarı için çok cazip imkanlar sunmaktadır. Bir yandan

yüksek standartta konaklama tesisleri, diğer yandan tatil, kültür, eğlence ve alternatif turizm

hareketleri potansiyeli ile ülkemiz bu pazardan daha fazla pay almalıdır.

 Dağ Turizmi

Türkiye; farklı yüksekliklerde, zengin jeomorfolojik ve tektonik yapıya, flora ve

faunası olan ormanlara sahip, zengin av ve yaban hayatı olan dağlarıyla hem kış turizmi hem

de dağ yürüyüşü ve tırmanışları için dağcılık sporunu sevenlere olağanüstü çekici ve ilginç

olanaklar sunar. Her yıl, dünyanın çeşitli yerlerinden çok sayıda turist, dağ tırmanışı ve

yürüyüşü için Türkiye’yi ziyaret etmektedir.

 Kongre -Seminer Turizmi

Kongre sözcüğü, Lâtince biraraya gelmek anlamına gelen “congressus” kelimesinden

gelir. Tarih boyunca insanlar görüşmek, konuşmak, birbirlerini tanımak, birbirleriyle iletişim

kurmak amacıyla biraraya gelmiş, toplanmışlardır. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra,

bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler, dünyanın globalleşmesi, birçok yerde sınırların

kalkması, turizm hareketlerinin artması doğal olarak gerek ulusal gerekse uluslararası

toplantıların artmasına yol açmıştır.

Uluslar arası toplantıların sayısında meydana gelen artışların ulaştığı boyut

kongreciliğin bir meslek haline gelmesi ve kongre olgusunun bir turizm hareketliliği olarak

değerlendirilmesi sonucunu doğurmuştur. Bunun sonucunda “Kongre Turizmi”, başlıbaşına

bir turizm dalı olarak her yıl giderek artan bir öneme sahip olmuştur.

Uzun geçmişi olan meslekler, sanat ve bilim dalları, davranış bilimleri, sosyal

hizmetler, sanayi ve ticaret, seyahat ve turizm kongre nedeni olarak en sık konulardır.

Turizmin gelişmesini sağlayan seyahat kolaylıklarının ve gelirlerin artması, boş zamanların

çoğalması gibi sosyo-ekonomik faktörler, kongre seyahatlerinin de gelişmesine büyük

ölçüde katkıda bulunmuştur. Ancak bunun yanında, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ve

uzmanlaşmanın artması ile buna paralel olarak, insanların bilgi alışverişinde bulunmak üzere

yüz yüze temas etmeye gereksinim duymaları ve toplantılara katılan delegelerin seyahat,

konaklama ve katılım ücretlerinin bağlı bulundukları kurum ve kuruluşlarca karşılanması

gibi kongre turizmini kolaylaştıran, hatta teşvik eden özel nedenler de bulunmaktadır.

Uluslararası kongre organizasyonlarının en önemli özelliği, uzun vadeli çalışma ürünü

olmalarıdır. Bir kongre organizasyonunun planlama, hazırlık ve tanıtım çalışmaları ise 6-7

yıl öncesinden başlamaktadır.

Düzenlenme amaçları ve katılımcıların (kongresist) niteliği açısından toplantı

biçimleri, değişik şekillerde adlandırılmıştır. Bazıları şunlardır:

·     Toplantı: Daha çok yasal bir gereklilik için yapılan toplantılardır. Şirket

toplantısı, Ticaret Odası Genel Kurul Toplantısı gibi.

·     Seminer: Eğitim amaçlı toplantılardır. Çoğunlukla yeni bir gelişmeyi ilgililere

anlatmak için düzenlenir.

·     Sempozyum: Bilimsel içerikli toplantılardır.

·     Kongre: Birçok insanın aynı anda, politik, ekonomik, bilimsel ve teknik konular

gibi değişik konularda, önceden belirlenen süre içinde bilgi alışverişinde

bulunmasıdır. En yoğun katılımlı toplantılardır. Kongre kelimesinin Amerikan

ingilizcesindeki karşılığı “convention”dır.

Kongrenin yapılacağı ülkenin ya da şehrin sahip olduğu imkanlar, o yerin toplantı yeri

olarak seçilmesini etkiler. Bir kongre merkezinin şu özelliklere sahip olması gerekir:

Antalya, AKM, Perge Salonu

·     Ulaşım kolaylığı olmalı

·     Salonlar çok amaçlı kullanılabilmeli (kullanım amaçlarına göre salonların

kapasite tespiti yapılır)

Çeşitli düzenlemeler mümkündür. Bazıları: Tiyatro düzeni, toplantı düzeni, ziyafet

düzeni, kokteyl düzenidir.

·     Bir otelde ya da çevresinde konaklama tesisleri olmalı

·     Görsel-işitsel ve diğer teknik ekipman bulunmalı

·     Merkez ve çevresinde cezbedici çeşitli imkanlar (eğlence, gezi, alışveriş gibi)

olmalıdır.

Ülkemiz kongre turizmine elverişli bir ülkedir. Özellikle Istanbul ve Antalya’da bu

amaca uygun salonlar süratle yapılmaktadır. Bugün, birçok konaklama tesisisinin 100

kişiden, 1500 kişiye kadar kapasitesi olan salonları bulunmaktadır. Ancak kongreler ve

uluslararası toplantılarla ilgili hiçbir yayında “Türkiye bir kongre ülkesidir” sloganı yer

almamaktadır. Ülkemizde çeşitli organizasyonlar (Habitat gibi) yapılmaktadır; fakat bu

toplantılar yeterince duyurulamamaktadır. Oysa bir kongre katılımcısı, ortalama bir turistin

en az 4-5 katı harcama yapmaktadır. Bu da ciddi bir kaynaktır.

Sağlık Turizmi

Önemli bir jeotermal kuşak üzerinde yer alan Türkiye, kaynak zenginliği ve

potansiyeli açısından dünyada ilk yedi ülke arasına girmektedir. Sıcaklıkları 20ºC – 110ºC

arasında, debileri ise 2 – 500 l./ sn arasında değişebilen 1000’nin üzerinde kaynak

bulunmaktadır. Bu kaynaklardan 200’ün üzerinde termal merkez oluşturulmuştur.

Türkiye’nin Marmara ve Ege bölgelerinde yoğunlaşan bu termal merkezlere, İstanbul,

İzmir, Pamukkale, Marmaris ve Fethiye gibi popüler turizm merkezlerinden kolaylıkla

ulaşılabilir. Eski Hieropolis (Pamukkale) şehri zengin maden suları mekanı üzerinde inşa

edilmiştir, Dağdan akan kaynak suları, yamaçları göz kamaştıran beyaz kalkerli taşlardan

yumuşak katmanlarla bezeyerek büyük dairesel havuzlar meydana getirmiştir. Kuşkusuz,

eski Likya şehri Kaunos’un sakinleri, yakınlarındaki Köyceğiz Gölü’nün maden bakımından

zengin çamurunda banyo yapmışlardır.

İzmir – Balçova termal kaynakları, Roma çağında sularının tedavi özelliği bilinen ve

yararlanılan, Agamemnon Hamamları mekanı içinde yer almaktadır. Osmanlı

İmparatorluğu’nun ilk başkenti Bursa, eskilerin Olimpos Dağı olarak bildiği Uludağ‘ın

karşısında kurulmuştur. Burada, Çekirge doğal termal kaynakları, Osmanlıları, daha önceki

Roma ve Bizans hamam yapılarının yer aldığı mekanda daha büyük kubbeli hamam yapıları

inşa etmeye özendirmiştir.

Ege kıyısında bulunan Çeşme, doğal termal kaynakları ve deniz sularının tedavi edici

etkisi ile ünlüdür. Marmara Denizi’nin güney sahilindeki yeşil ormanlar arasında yer alan

Yalova termal kaynakları, maden bakımından zengin, çeşitli rahatsızlıkları tedavi ettiğine

inanılan, sulara sahiptir.

Orta Anadolu Bölgesinde yer alan “ Kangal Balıklı Çermiği”, olağanüstü nitelikte ve

kendi türünde dünyada önde gelen bir termal merkezdir. Sivas ili, Kangal ilçesine 13 km.

mesafede yer alan bu merkez, 36 derece sıcaklıktaki şifalı suları, bikarbonat, kalsiyum,

magnezyum ve çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde hayati rol oynayan (2 – 10 cm.

uzunluğunda) küçük balıklar barındırmaktadır. Bu ilde sağlık kazandırıcı tedavileri ile ünlü

‘’Sıcak Çermik’’ ve ‘’Soğuk Çermik’’ isimli iki termal merkez daha bulunmaktadır.

Deniz suyu ile tedavi ve cilt bakımı, son yılların gözde sağlık turizmi türlerinden

biridir. Akdeniz bölgesinde birçok konaklama tesisi “thalasso merkezi” kurarak turist çeken

önemli merkezler haline gelmişlerdir.

Thalasso, Yunanca bir kelimedir ve deniz suyu demektir. Günümüzde ise bu

kelimenin anlamı sadece deniz suyu ile yapılan tedavi değil, çamur ve yosunlarında

kullanıldığı bilimsel bir sağlık terimidir. Deniz suyu, insan vücudunun doğal yapısına

uyumludur. Modern biyoloji, deniz suyunun insan vücudundaki bulunan plazma ile kimyasal

olarak aynı özellikte olduğunu kanıtlamıştır.

Günlük yaşantımızda suyun yerini ve önemini unutmak mümkün değildir. Bilindiği

üzere su, dünyanın ve insan vücudunun %75’ini oluşturur. İnsanlık başlangıçtan beri sağlık

için suyun önemli rol oynadığına inanmıştır. Eski Yunanlılar, deniz suyunun vücudu

tümörlerden ve kötü düşüncelerden arındırdığına inanırlardı. Roma İmparatoru Augustus ,

hastalıklardan kurtulmak için deniz suyu banyoları yapardı.

 Yat Turizmi

Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Marmara Denizi, Türkiye’yi kuzey, batı ve güneyden

çevrelemektedir. Türkiye, yatçıların her gece değişik bir yerde, özel demir atacakları koy,

körfez ve plajlarıyla mavi yolculuğa ev sahipliği yapmaktadır. Bu şiirsel deniz yolculuğu,

insanın tarihi yapılara denizden bakması, körfezlerde ve denizlerde rüzgara yelken açması ve

tabiatla birleşmesi anlamındadır. Bu yolculuk, aynı zamanda sizi Kleopatra’ nın özel plajına,

Olimpos Dağı’nın ebedi ateşine ve eski uygarlıkların binlerce arkeolojik kalıntısına götüren

bir yolculuktur.

1950’li yıllarda ünlü yazar ve tarihçi Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) bu

dönemde arkadaşları Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat gibi hümanist aydınlarla küçük

balıkçı veya süngerci tekneleriyle birkaç günlük kısa Gökova turları yapmaya başladı.

Sonraki yıllarda, her yıl artan sayıda insanın katılımı ile sürdü bu turlar. Bu turlara “Mavi

Yolculuk” adını, çok mütevazi şartlarda başlayan bu ilk yolculukları yapanlar verdiler.

Türkiye’de, yaz mevsiminin uzunluğu yat turizmi için idealdir. Özellikle Antalya-

Marmaris arasındaki kıyılarımızda, nisan-ekim ayları arasından değişik rotalarda gulet (Egeli

balıkçıların kullandıkları görece alçak ve yuvarlak kıçlı bir tekne tipidir.) adı verilen

teknelerle birçok farklı programlar düzenlenmektedir. Genel olarak bu programlarda

konuklar, iki kişilik kamaralarda, tam pansiyon konaklarlar.

Deniz turizminin bir diğer önemli dalı da Kruvaziyer Turizmi’dir. Büyük yolcu

gemileri ile tatil amaçlı yapılan geziler, kruvaziyer (Cruise) turizminin konusunu oluşturur.

Kruvaziyer, iki nokta arasında yolcu taşımak değildir; konaklama, yeme-içme, eğlence, spor

gibi birçok faktörün oluşturduğu tatil, paket olarak turiste satılır. Dünyanın dört bir

tarafından rezervasyon yaptıran konuklar; uçak, tren, otobüs gibi ulaşım araçları ile geminin

bağlı olduğu limana getirilir. Yolcular, gemi ile programda öngörülen limanlara hareket

ederler. Tur esnasında tüm ihtiyaçları, gemide karşılanır. Bu gemiler, bir tür, mobil tatil köyü

gibidir. Sakin, dış dünya ile ilişkinin kesildiği, trafik derdinin ve gürültünün olmadığı bu

olağanüstü ortamlar, herkesin hayalidir.

 Av Turizmi

Türkiye; coğrafi yapısı, bitki örtüsü ve yaban hayatı bakımından av turizminin

gelişmesine elverişli konumdadır. Av turizmine açılacak avlaklar, ülkemizin av hayvanı

potansiyeli dikkate alınarak Orman Bakanlığı (Milli Parklar, Av ve Yaban Hayatı Genel

Müdürlüğü) tarafından tespit ve ilan edilmektedir. Av amaçlı olarak ülkemize gelen turistler,

Orman Bakanlığınca, A Grubu Seyahat Acentalarına verilen Av Turizmi İzin Belgesi ile

avlanabilmektedirler. Ayrıca, bu avcılar, Orman Bakanlığı Milli Parklar, Av ve Yaban

Hayatı Genel Müdürlüğünce tescil edilen özel avlaklarda, sadece buralarda üretilip serbest

bırakılan türleri avlayabilmektedir.

Seyahat acentaları aracılığıyla avlanabilen yabancı turistler , 6136 Sayılı Kanunun

uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve MAK (Merkez Av Komisyonu)nun ilgili kararına göre

av tüfeği ve aksamını beraberlerinde getirebilmektedirler.

Av İzin Belgeleri’nde: Av partisine katılacak avcının adı, soyadı, uyruğu, yurdumuza

giriş ve çıkış yapacakları gümrük kapıları ve tarihleri, avlanacakları yer, avlanma tarihleri ve

avlayabilecekleri av hayvanı türleri ve sayıları belirtilmektedir.

Türkiye’ de Avlanabilen Av Hayvanları

Türkiye’de avlanmasına izin verilen yaban hayvanları, türlerine ve avlanma sürelerine

göre yıldan yıla değişmektedir. Bu değişiklikler, her yıl düzenlenen Merkez Av Komisyonu

Kararları ile belirlenir.

Büyük av hayvanlarından ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi (şamua), yaban keçisi

(bezoar), yaban domuzu, vaşak, kurt, çakal, tilki, av turizmi başlığı altında yerli ve yabancı

avcıların kullanımına, bedeli karşılığı sunulmuştur. Bunların dışında kalan avların, yabancı

avcılara avlatılması, sadece özel avlaklarda mümkündür.

Yabancı avcılar özel avlakların haricinde, yukarıda adı geçen av hayvanlarından başka

av hayvanlarını avlayamazlar.

Güzel yurdumuzun çeşitli bölgelerinde; yaban domuzu, dağ keçisi (ibex ve çengel

boynuzlu), ayı ve kurt avı organizasyonları yapılabilmektedir. Başlıca av

organizasyonlarımızdan birisi olan domuz avi Ankara’nın kuzey bölgeleri olan Çamlıdere,

Kızılcahamam, Beypazarı, Nallıhan ve Antalya-Kas ilçesinde düzenlenmektedir. Bu bölgeler

bilindiği gibi son derece bakirdir. Ve trofe değeri yüksek domuzlar yaşamaktadır. Domuz

avları, köpeklerle sürek ve bek avı şeklinde yapılmaktadır. Diğer bir av çeşidi olan Dağ

keçisi (ibex) avı, Toros dağlarındaki çeşitli bölgelerde yapılmaktadır. Antalya-Düzlerçamı,

Akseki, Pozantı ve Mersin özellikle dağ keçisinin sıklıkla görüldüğü yörelerdir. Çengel

boynuzlu dağ keçisi ile ayı avı ise, Artvin-Yusufeli bölgesindeki Kaçkar dağlarında

düzenlenmektedir. Rehber ve çantacı eşliğinde çıkılacak olan bu avlarda, iyi bir kondisyon

gerekmektedir. Avlar günübirlik tertiplenebileceği gibi dağda, kamp yerinde veya mağarada

kalmak suretiyle, yatılı olarak da düzenlenebilmektedir.

Av turlarında, otellerde, av köşkleri veya evlerinde, köy evlerinde, avlağin yerine ve

tipine göre av kamplarında ve mağaralarda konaklanmaktadır.

Tamamen kontrol altında düzenlenen av turizmi, ciddi bir gelir kaynağıdır. Bu turizm

hareketine katılan avcı turistler, organizasyon paketi için ödedikleri ücretin yanı sıra, attıkları

her bir fişek, vurdukları her bir yaban hayvanı için de ücret ödemektedirler. Elde edilen bu

gelirler, yine doğal hayatın korunması için harcanmaktadır.

Özel İlgi Turizmi

Çok geniş kapsamlı ve yaratıcılığa çok açık bir turizm alan olan Özel İlgi Turizmi,

ekstrem sporlar, küçük azınlıkların özel ilgi alanlarına giren sosyal, kültürel faaliyetleri

kapsar. Örneklendirmek gerekirse:

Botanik Turizmi: Çeşitli coğrafi özelliklerinin ve coğrafi farklılıklarının getirdiği

iklim çeşitliliğinin olması, üç kıta arasında doğal bir köprü olması, Anadolu Yarımadası’nı

dünyada benzerine az rastlanan bir bitki çeşitliliğine sahip kılmıştır. Avrupa’nın

tamamındaki bitki çeşidi toplam 12.000 iken bu sayı ülkemizde 9.000 dir. Dünyada sadece

belli bir bölgede yetişen veya ana vatanı belli bir bölge olan (endemik) bitkiler açısından

ülkemiz, dünyanın birkaç önemli bölgesinden biridir.

Ülkemizde en çok endemik bitkiye sahip 3 ilimiz; 578 bitkiyle Antalya, 478 bitkiyle

Konya ve 366 bitkiyle İçel’dir. Görüleceği üzere Antalya ili, tek başına İspanya’dan daha

zengindir. İçel İlimizin de Endemik (ve Endemik olmayan) bitki zenginliği açısından çoğu

Avrupa ülkesinden zengin olduğu kolayca tahmin edilebilir. Antalya ve İçel bir arada

düşünülürse, bu iki ilimizin bitki potansiyeliyle Avrupa ülkeleri karşısında rakipsiz

olacakları kolayca görülür.

·    Yayla Turizmi: Tatillerini alışılmışın dışında, temiz hava, bol oksijen, kaynak

suyu içeren doğal ortamda geçirmek isteyenlerin yaylalara giderek yaptıkları

gezilere yayla turizmi denir.

Türkiye’ nin zengin yaşama kültürü içinde yayla yaşantısı çok önemli yer tutar.

Türkiye yaylaları, tüm dünyanın giderek daha fazla birbirine benzemeye başladığı yeni

yüzyılda, geçmişten gelen ve günümüz modern yaşamına göre gizemli yerlerdir. Yaylalar;

temiz havası, billur gibi soğuk suları, yazın en sıcak günlerinde bile ferahlatıcı serinliği,

büyüleyici güzellikteki manzaraları ile de çekici olmaktadır. Bozulmamış bir çevrede

yaşayan bin bir çeşit yabani hayvan ve bitki, insanı televizyonlarda izlenen belgesellerin

sanal aleminden kurtarıp gerçek yaşamın bir parçası kılar. Bu nitelikleri ile yaylalar turizm

sektöründe her geçen gün daha fazla değerlendirilmektedir.

Kuş Gözlemciliği: Kuş gözlemciliği, doğayı kuşların dünyasından tanımayı sağlayan

bir gözlem sporudur. Sağlıklı bir çevrenin en iyi göstergesi olan kuşlar, her türlü yaşam

ortamında bulunur. Kent içerisinde parkta, sulak alanda, bozkır, orman, çöl gibi hemen her

yerde kuş gözlemciliği yapılabilir. Kuş gözlemciliğinin mevsimi, zamanı da sınırlı değildir;

365 gün 24 saat yapılabilir. Türkiye’de şimdiye kadar 450 çeşit kuş türü kaydedilmiştir.

Ülkemizin önemli sulak alanlarında (Manyas, İzmir, Göksu Deltası vb gibi) kuş

gözlem istasyonları ve gözlem kuleleri kurularak ornitoturizm ile ilgili atılımlar yapılmıştır.

Ülkemizde özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülen kuş göçlerinin önemli geçiş

noktaları İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Doğu Akdeniz (Adana, Hatay, Gazi Antep) ve

Kuzeydoğu Anadolu’dur (Artvin, Rize, Kars). Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi özellikle yırtıcı

kuşlar açısından önemli bir potansiyel arz etmektedir. Örneğin; Kuzeydoğu Anadolu’da,

sadece Gürcistan ve bu yöreye has bir tür olan Kafkas Horozu’na dünyanın başka hiçbir

yöresinde rastlanamaz. Özellikle kuş göç yolları üzerinde yer alan sulak alanların kuşlar

açısından çok önemli potansiyel içerdiği dikkat çekmektedir. Türkiye’de, kuş gözlemciliği,

son yıllarda hızla yayılmaktadır.

Rafting: Şişme bot ile uygun akarsularda yapılan spora rafting denir. Zengin doğal

kaynaklarıa sahip olan Türkiye, su sporları (rafting, kano ve nehir kayağı) için ziyaretçilerine

önemli bir akarsu turizmi potansiyeli sunmaktadır. Ülkemizin tarihi, arkeolojik, kültürel ve

otantik değerlerine entegre olan akarsu turizmi, çevreyle ve diğer turizm çeşitleriyle bir

bütün oluşturmaktadır.

Türkiye’de irili ufaklı yüzlerce akarsu bulunmakta olup birçoğu akarsu sporlarına

elverişli yapıdadır. Yeryüzünün en hızlı akan nehirlerinden biri olarak ün yapan Çoruh nehri,

dünyaca tanınmakta olup 1993 yılında 28 ülkeden 300 sporcu, bilim adamı ve basın

mensubunun katıldığı 4. Dünya Akarsu Şampiyonasına ev sahipliği yapmıştır.

Yine yalnızca Antalya’daki Köprüçay’da yaz sezonunda günde üçbin turist, rafting

yapmaktadır.

Rafting yapılan güzergâhların çeşitli özellikleri bulunmaktadır. Profesyonel yaklaşım

gerektiren akarsu sporlarının güvenli bir şekilde yapılabilmesi için bir acenta ile bağlantı

kurulması tavsiye edilmelidir. Katılımcılar rafting sırasında, ayakkabı giymek zorundadır.

Herkesin can yeleği takması zorunludur. Kask takılması tavsiye edilmektedir.

Yurdumuzda rafting için elverişli nehirlerimizden bazıları şunlardır:

·     Artvin -Çoruh Nehri

·     Rize- Fırtına Deresi

·     Antalya- Köprüçay

·     Antalya- Alanya, Dim Çayı

·     İçel- Göksu Nehri

·     Muğla- Dalaman Çayı

Mağara Turizmi

Dünyadaki diğer ülkelere göre ‘’ mağara cenneti ülke ‘’ durumunda olan yurdumuzda,

yaklaşık 40.000 mağara bulunmaktadır. Mağara oluşumları bakımından önemli bir jeolojikjeomorfolojik

nitelik olan karstlaşma (karstik alanlar), ülkemizde Batı ve Orta Toros

dağlarında (Muğla, Antalya, Isparta, Burdur, Konya, Karaman, İçel ve Adana ) yer

almaktadır. Türkiye’nin en uzun ( Beyşehir Gölü batısındaki Pınarözü Mağarası, 16 km) ve

en derin mağaraları (Anamur’un kuzeyinde Çukurpınar Düdeni, 1880 m) bu dağ kuşağı

üzerindedir.

Ülkemizde mağara araştırmaları, 1964 yılında kurulan Mağara Araştırma Derneği

(MAD) tarafından başlatılmıştır. Daha sonra, ilk üniversite kulübü olan 1973 yılında

Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü ( BÜMAK ) kurulmuştur. 1979 yılında

MTA Jeoloji Etütleri Dairesi bünyesinde kurulan Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi,

bugün mağara araştırmalarının büyük bir bölümünü gerçekleştirmektedir. Günümüze kadar

tüm yerli ve yabancı mağaracı gruplarının inceleyerek belgelendirdiği mağara sayısı 800’dür.

Trekking: Trekking, önceden belirlenmiş iki nokta arasında yapılan birkaç günlük

yürüyüştür. Konaklama ve ulaşım açısından diğer turizm faaliyetlerinden farklıdır. Klasik

turizm aktivitelerinde misafir, standart turistik tesislerde konaklar ve klasik ulaşım araçlarını

kullanır. Trekking organizasyonlarında ise konuklar, çadırlarda kalırlar. İşin doğası gereği

yürüyüş yapılır ve bu esnada eşya taşımak için binek hayvanları kullanılır. Konaklama

kamplarda yapılır.

Trekking bir ülkeyi yerinde tanımanın en iyi yollarından biridir. Turist, mesleği turizm

olmayan yerel halkla tanışır.

İlk trekking turları yetmişli yıllarda başlamış önce Nepal’e, sonra Çin’e, Hindistan’a

ve diğer ülkelere hızla yayılmıştır. Avrupa’da gerçek anlamda trekking yapılabilecek tek

ülke, Türkiye’dir. İklim koşulları, coğrafi güzellikleri, doğal kaynakları ve ortalama 800 m

yüksekliği ile Türkiye, trekking için çok uygundur. Henüz ülkemizde doğa çok bakirdir.

Avrupa’da dağlara o kadar çok gidilmiş ve o kadar çok tesis yapılmıştır ki artık doğal ortam

bulmak zorlaşmıştır.

Trekking’in değişik alternatiflerini oluşturan alt türleri de turistleri cezbetmektedir.

Kısaca açıklamak gerekirse:

·     Hiking: Bir günlük yürüyüştür.

·     Sail-trek: Grup geziye bir tekneyle başlar. Ulaşılan ilk noktada tekneden ayrılır.

Sonraki hedef noktaya yürür ve orada tekneyle buluşur. Bu tür geziler, mavi

yolculuk ile trekking’in bileşimi sayılabilir.

·     Kamping Tur: Seyahat özel imal edilmiş trek kamyonları ile düzenlenir. Bu tür

turlara “kamyon turları” da denilir. Kamyonlar 15-20 kişi kapasitelidir. Grubun

tüm ihtiyaçlarını karşılayan ekipman (çadır, gıda, kişisel eşyalar) kamyonla

taşınır ancak grubun izleyeceği güzergah ile kamyonunki ayrı tutulur. Böylelikle

grubun kendini doğanın içinde hissetmesi engellenmemiş olur.

Pony Trekking: Bu tür geziler, atlarla yapılır. Genellikle günü birliktir. Kapadokya’da

ve Akdeniz Bölgesinde yaygın olarak düzenlenmektedir.

·    Su Alti Dalış Turizmi: Son yılların en gözde tatil aktivitelerinden biridir.

Ülkemize sadece dalış için gelen çok sayıda turist bulunmaktadır. Türkiye

sularında bulunan önemli batıklar ve su altı mağaraları dalıcılar tarafından

keşfedilmeyi beklemektedir.

Bazı Dalış Bölgeleri

Antalya Kemer: Ülkemizde, en çok dalış okulunun bulunduğu bu dünyaca ünlü

turistik beldemiz, bünyesinde çeşitli dalış alternatifleri bulundurmaktadır. Hemen Antalya

liman girişinde bulunan Fransız askeri nakliye gemisi, 20-30 metre derinliklerde

yatmaktadır. Genelde bulanık olan su batık meraklıları için çok ilginçtir. Kemer Marinası

açıklarında 33 metre derinlikte, kumluk dipte yatan”Paris Batığı’’, her dalıcının ziyaret

etmesi gereken bir batıktır.

Tekirova açıklarındak“Üç Adalar’’, çeşitli dalış türlerini gerçekleştirilebildiği bir

bölgedir. Bölgenin zengin bir dalış noktası olan kanyonda iri vatozlar ve her çeşit balık

görülebilir. İç adalar, mağara dalışı için de idealdir. Ağustos ve eylül aylarında, orkinos

sürüleriyle karşılaşıldığı gibi fok balığına da rastlanabilir. Yine bu sular makro ve gece

fotoğrafçılığı için harikadır. Kıyı sularda, yunuslarla her an karşılaşılabilir.

Yukarıda anlatılanların yanında, çok farklı başka alanlarda da organizasyonlar yapmak

mümkündür. Örneğin:

·     Gurme Turizmi (Özel yemek hazırlama ve sunma faaliyetlerini içerir)

·     Bağ Bozumu Turları

·     Yamaç Paraşütü

·     Yön Bulma (Orienteering, doğada yön bulma sporudur.)

·     Model Uçak Uçurma

KAYNAK

MEB MEGEP

KONAKLAMA VE SEYAHAT HİZMETLERİ TURİZM HAREKETLERİ ANKARA 2007

 

Yorum Yapın

Önemli not : Yorumunuz denetim için bekliyor.. Yazıya uygun olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

E-POSTA