SAMSUN

Yazar admin on Mar 17th, 2009

Samsunun Yüzölçümü: 9.579 km² ,Nüfus:1.261.810 (2013) ,İl Trafik No: 55,Karadeniz Bölgesinde yer alan Samsun, doğal tarihi ve kültürel zenginlikleri, deniz, kara, hava, demiryolu ulaşım olanakları ile bölgenin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biridir. Anadolu’nun savunulmasını planlamak amacı ile Atatürk’ün 19 Mayıs, 1919′da gelmesi ile Samsun, Türk İstiklal Savaşı’nın başladığı yer olma özelliği ile önemini her zaman korumuştur.  Samsun ilinin ilçeleri,

Alaçam, Asarcık, Ayvacık, Bafra, Çarşamba, Havza, Kavak, Ladik, Ondokuzmayıs, Salıpazarı, Tekkeköy, Terme, Vezirköprü ve Yakakent’tir.
Alaçam: Samsun’un 78 km batısında bir sahil kasabasıdır. İlçenin Geyikkoşan sahili, temiz kumsalı, çınar, kavak ve taflan ağaçlarından oluşan koruluğu ile denize girmek için idealdir.Asarcık: Samsun merkezine 44 km. güneyinde yer alır.

İlçede bulunan Gökgöl Cami (1180) ahşap cami mimarisi tarzına güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Bafra: Samsun merkezine uzaklığı 51 km.dir. İlçedeki kaya mezarları, camiler, hamamlar ve çeşmeler görülmeye değer eserleridir.

Çarşamba: Samsun merkezine uzaklığı 37 km.dir.

İlçede ilk Tunç çağı yerleşmeleri olan Tepecik, Kilise Tepe, Tünbü Tepe höyükleri tespit edilmiştir. 1206 yılında yapılan Göğceli Cami Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır. Caminin en önemli özelliği hiç çivi kullanılmadan yapılmış olmasıdır.

Havza: İlçenin Samsun’a uzaklığı 86 km’ dir.

İlçede termal turizm de önemli bir yere sahiptir. İlçede yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu çok sayıda höyük ve tümülüs saptanmıştır.

Kavak

Ladik: İlçenin Samsun’a uzaklığı 82 km.dir.

İlçe merkezine 10 km. uzaklıktaki Hamamayağı (Ladik) kaplıcasının suyu Türkiye’deki birinci dereceden önemli ve öncelikli kaplıca suyu olarak belirlenmiştir.

Ondokuzmayıs: İl merkezine 33 km uzaklıktadır. Nebyan ormanları ve çevresi doğal güzelliğinin yanı sıra ilçede yapılan yayla şenliklerine de mekan oluşturur. Bölgenin en temiz denizi ve kumu ilçenin Yörükler mevkiindeki sahilinde yer alır.

Salıpazarı

Tekkeköy

Vezirköprü: İl merkezine uzaklığı 116 km.dir. Fazıl Ahmet Paşa Camii ve Bedesteni ile Taşkale Camii ilçedeki önemli eserlerdendir.

Yakakent: İl merkezine uzaklığı 84 km. dir. İlçe doğal güzelliklerin zenginliği ile göze çarpar. Çam ormanları ile kaplı yeşil tepeler, masmavi sularla buluşur. Yakakent sahillerinde denize girmek için ideal doğal plajlar ormanla iç içe uzanmaktadır.

SAMSUN A NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Otobüs terminali, İl merkezindedir.
Otogar Tel: (+90-362) 238 17 06

Demiryolu: Samsun-Sivas ve Samsun-Amasya demiryolu bağlantıları mevcuttur. Gar kent merkezinde bulunmaktadır.

İstasyon Tel: (+90-362) 233 22 93

Denizyolları: Samsun’da feribot seferleri Haziran-Ağustos ayları içerisinde yapılmaktadır. Liman kent merkezindedir.

Havayolu: Samsun Havaalanı kent merkezine 19 km mesafede yer almaktadır. Havalimanına kent merkezinde bulunan THY bürosu önünden kalkan servis araçları ile ulaşmak mümkündür.

Hava Limanı Tel: (+90-362) 844 88 30-844 88 24- 844 88 25

SAMSUN COĞRAFYA SI
Samsun İli genelde pek yüksek olmayan plato ve dağlardan oluşan topografik yapı göstermektedir. İlde, Canik, Çangal Akdağ, Kunduz, Bunyan, Sırçalı, Yurt Dağları ile Bafra, Çarşamba, Samsun Ovaları yer almaktadır. İlde bulunan akarsular, Kızılırmak, Yeşilırmak, Ters Akan, Mert Irmağı, Terme Çayı, Karaboğaz Deresi, Kürtün Çayı, Abdal Deresidir. Karaboğaz, Balık, Liman, Dutdibi, Uzun, Hayırlı, İnce, Çernek, Tombul, Simenlik, Ladik ve Akgöl de ilin göllerini oluşturmaktadır.

Samsun İli doğal bitki örtüsü açısından zengindir. Kızılırmak sulak alanı; eko sistemi biyolojik çeşitlilik açısından son derece zengindir. Deltada 312 kuş türü tespit edilmiştir. Kuş varlığı açısından uluslararası ornitolojik öneme sahiptir.

Samsun İli kıyı kesiminde tipik Karadeniz iklimi hakimdir. Ancak iç kesimlere gidildikçe karasal iklimin etkileri görülmeye başlanır. Samsun ‘da yağış Doğu Karadeniz’e göre az, sıcaklık ise yüksektir. Kıyı kesiminde kışlar ılık, ilkbahar sisli ve serin, yaz mevsimi ise kuraktır. Yağışlar genelde yağmur şeklindedir.

Samsun İlinin Kültürel Detayları

COĞRAFYA

Samsun ili genelde pek yüksek olmayan plato ve dağlardan oluşan topografik yapı göstermektedir.

İl sınırları içinde doğu, batı doğrultusunda uzanan iki dağ sırası bulunmaktadır. Bunlar il topraklarının güney kesiminde doğuda Canik Dağları ve batı kısmında ise Çangal Dağlarıdır. İlin en yüksek noktası 2062 m. ile Akdağ’dır. Kunduz dağı, Bünyan dağı, Sırçalı dağ, Yurd dağları ilin diğer yükseltileridir.

Samsun ili topraklarında platolar geniş bir alana yayılmış olup, il topraklarının % 37.2′sini kaplar. İl topraklarının %17.9′unu da ovalar oluşturmaktadır. Akarsuların açmış olduğu vadilerde ve akarsuların denize ulaştığı yerlerde birikinti ovaları oluşmuştur. İlin en önemli vadileri Kızılırmak ve Yeşilırmak vadileridir. Bafra ve Çarşamba ovaları ve bu iki ovanın arasında Samsun ovası ilin en önemli ovalarıdır. Bütün bu ovalarda başlıca geçim kaynağı tarımdır. Doğal bitki örtüsü açısından Samsun ili zengindir. 1000-1200 m. yüksekliklerde gürgen, meşe, ıhlamur, kestane, kayın, dışbudak; 1200-1800 m. yüksekliklerde ise iğne yapraklı ağaçlara rastlanır. Kıyılara yaklaştıkça özellikle akarsular boyunca, söğüt ve kavak ağaçları vardır.

En zengin orman alanları Çarşamba, Alaçam, Kavak ve Vezirköprü ilçelerinde bulunmaktadır.

Samsun ilinin iklimi kıyı ve iç kesimlerde ayrı özellikler göstermektedir. Kıyı kesimlerinde Karadeniz, iç kesimlerde ise Akdağ ve Canik dağlarının etkisi izlenmektedir.

Samsun ili sıcaklık ve yağışlar açısından Doğu ve Batı Karadeniz iklimine benzememektedir.

Ülkemizin en büyük akarsularından olan Kızılırmak ve Yeşilırmak Samsun ilinden Karadenize dökülmektedir. Samsun’un diğer akarsuları da; Tersakan Çayı, Mert Irmağı, Terme Çayı, Karaboğaz Deresi, Kürtün Çayı, Abdal Deresidir.

Su varlığı açısından oldukça zengin sayılabilecek Samsun’da çok sayıdaki doğal göllerin yanı sıra baraj gölleri ve göletler de mevcuttur. Doğal göllerin çoğunu Çarşamba ve Bafra’daki delta gölleri oluşturur.

Bafra gölleri, Bafra ovasının ortasından geçen Kızılırmağın her iki yakasındaki çukurlukların dolması ile oluşmuştur. Bu göllerin başlıcaları; Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Liman Gölü, Dutdibi Gölü, Uzungöl, Hayırlı Göl, İncegöl, Çernek Gölü ve Tombul Göl’dür. Bu Göllerin çoğu su ürünleri bakımından oldukça zengin olup ekonomik öneme sahiptir. Bu bölge kuş varlığı açısından da ülkesel önem taşımaktadır.

Çarşamba gölleri de, yine ovadaki çukurların dolması ile oluşmuş göllerdir.

Terme Çayının yatağının değişmesi sonucu oluşan Simenlik ve Akgöl’de de çok sayıda balık bulunmaktadır. Ladik ilçe merkezine 10. Km. uzakta, Ladik ovasının doğusundaki çukurda oluşmuş Ladik gölü, Akdağ’dan inen akarsularla beslenmektedir. Samsun’daki baraj göllerinden Altınkaya ve Derbent Baraj Gölleri Kızılırmak üzerinde, Hasan ve Suat Uğurlu Baraj Gölleri ise Yeşilırmak üzerindedir.

SAMSUNUN TARİHÇE Sİ

Samsun M.Ö.750-760 yılları arasında İon şehir devletlerinden Miletoslular (Millet) tarafından Amisos adı ile kurulmuş küçük bir yerleşim merkezi idi. Samsun, daha sonra Pers, Makedonya, Pontus, Roma, Bizans, Danişment, Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

Samsun Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919′da milli mücadeleyi başlatmak üzere ilk adımı attığı yer olarak tarihimizdeki önemli yerini almıştır.

Samsun İlinin Kültürel Detayları

SAMSUNUN TARİHİ

AMİSOS’TAN SAMSUN’A SAMSUN ADININ KAYNAĞI

Samsun adının Yunanca “Amisos” kelimesinden gelme olduğu ileri sürülmüşse de bu kelimenin kökeninin eski yunan öncesi döneme dayandığı daha kuvvetli bir ihtimaldir. Söz konusu kelimenin Yunanca olmayıp Palaskça olduğu bugün Yunan tarihçileri tarafından da kabul edilmektedir. Amisos adının bölgeye deniz yoluyla gelen Yunanlalar tarafından verilmeyip, Amasia gibi Anadolu menşe’li bir kelime olduğu ihtimali daha ağır basmaktadır. Roma İmparatoru Pompeius M.Ö.64 yılında Amisos’a geldiği zaman şehrin ismini Pompeiopolis’e çevirmişse de bu isim kalıcı olmamış ve Amisos adı bundan sonraki dönemlerde de geçerliliğini korumuştur.

Bugün kullandığımız “Samsun” adının ortaya çıkışı, Türkler’in buraya hakim olmasından sonradır. XII.ve XIII. asırlardaki Türk kaynaklarında Samsun ismi kullanılırken aynı tarihlerdeki Batı kaynaklarında ise “Sampson” adı kaydedilmektedir. Gerek Samsun gerekse Sampson kelimelerinin Amisos’tan tahvil edildiği şüphesizdir. Osmanlı dönemi kaynaklarında ise yazılış farkları olsa bile Samsun kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu dönemde şehrin adı Samsun olarak anılmakla birlikte, sancak adı olarak “Canik” adı kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde idari düzenleme ile vilayet haline getirilen şehir günümüzde de “Samsun” adı ile anılmaktadır.

TÜRKLER’DEN ÖNCE SAMSUN

Samsun’un ilk insanlarının Gaskalar olduğu mahalli kazılarda bulunan eşyalardan anlaşılmaktadır. Buraya daha önce gelenlerle birleşerek Mert Irmağı ağzında küçük bir kent kurmuşlardır. Gaskalar daha sonra Hitit egemenliğine girerek yok oldular. Böylece Samsun bir Hitit şehri oldu. Hititler de M.Ö. 1200 yıllarında Frigler tarafından yıkılmıştır.

Bazı eski Yunan kaynaklarında Samsun ve civarında Amazon adı verilen savaşçı kadınların yaşadığı ve kendi topraklarına asla yabancı erkek sokmadıkları yazılıdır. Amazonlar’ın bugünkü Çarşamba ve Terme ovalarında yaşadıkları iddia edilmektedir.

Friglerden sonra Doğu Karadeniz kıyı şeridinde Kemmerler’in tarih sahnesine çıktığı görülmektedir. Bu bölgeyi ele geçiren Kimmerler Trabzon ve Sinop’u yağmalamışlardır. Lidya kralı Giges Kimmerleri yendikten sonra Ege’nin denizci kavimlerinden olan Miletliler Amisos’a gelip yerleşmişlerdir.

Anadolu hakimiyeti yüzünden Lidya Kralı Krezüs ile Pers imparatoru Kurus M.Ö. 546 yılında Amisos şehrinin güneyinde savaştılar. Bu savaşta Krezüs’ün yenilerek esir düşmesi üzerine hem Anadolu hem de Amisos şehri Pers hakimiyetine girmiştir. Büyük bir sefer hazırlığı için Amisos’a gelen Pers İmparatoru Darius şehrin yerini beğenmeyerek üç kilometre batısındaki Toramantepe’de şehri yeniden kurdurmuştur ki burası daha sonraları “Kara Samsun” adıyla anılmıştır. Bir ara Yunan kralı Perikles tarafından ele geçirilen Amisos, tekrar Persler tarafından alınmış ve bu hakimiyeti M.Ö. 331 yılına kadar sürmüştür.

Büyük İskender’in Persler’i yenmesi üzerine Amisos şehri Makedonyalılar’ın hakimiyetine girmiştir. İskender’in ölümünden sonra Pers kralı Metredat M.Ö. 255 yıllarında Amasya, Sinop ve Amisos’u ele geçirerek bu bölgede Pont Krallığı adıyla bir devlet kurmuştur. Nitekim Amasya’daki kral mezarları bu devletin krallarına aittir.

M.Ö. 64 yılında Amisos şehri Roma hakimiyetine girmiştir. Roma hakimiyetinde iken Amisos şehrinin ticari önemi artmaya başlamıştır. Bu ticari gelişme şehrin zenginleşmesini sağlamış ve bir süre sonra da Amisos’ta hristiyanlık yayılmıştır.

Roma imparatorluğu ikiye bölündükten sonra Amisos Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun idaresine geçmiştir. Bu dönemde Amisos, psikoposluk merkezi haline getirilmiştir. Bizanslılarla müslüman Araplar arasında başlayan savaşlar Amisos’u da etkilemiştir. Nitekim Malatya Emiri Ömer b. Abdullah tarafından Anadolu’ya yapılan bir akın sırasında Amisos şehri 863 yılında alınmıştır. Ancak Ömer b. Abdullah’ı yenen Bizans ordusu burayı geri almış ve şehir Türkler tarafından fethedilinceye kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır.

SAMSUN’UN TÜRKLER’İN ELİNE GEÇMESİ

Selçuklular’ın Anadolu’ya girmesinden sonra Danişmentoğulları Amisos’a akınlar yaptılarsa da burayı alamadılar. Amisos şehri Anadolu Selçuklu sultanı II. Kılıçarslan tarafından Selçuklu hakimiyetine alındı. Türkler burada “Müslüman Samsun”u kurdular. Bundan sonra Arap kaynaklarında “Samsun”, Batı kaynaklarında ise “Sampson” adına rastlanmaktadır. Sultan II. Kılıçarslan ülkesini 11 oğlu arasında taksim ettiği zaman (1185) Samsun, Rükneddin Süleyman Şah’ın payına düştü. Samsun Selçuklular’ın hakimiyetinde olmasına rağmen şehrin eski yerleşim yeri olan ve bugün bile “Kara Samsun” veya “Gavur Samsun” diye bilinen kısmı daha uzun süre Bizans ve Cenevizliler’in elinde kaldı. Müslüman Samsun’un yanında hristiyanların meskun olduğu Kara Samsun’un yaklaşık 230 yıl gibi uzun bir müddet bağımsız yaşayabilmesi, müşterek menfaat temeline dayanan bir ilişki ile mümkün olmuştur. Nitekim denizcilik alanında henüz gelişmemiş olan Selçuklular, bu konuda hristiyanlardan istifade ederken, onlar da emniyet içinde Selçuklular’dan aldıkları ticaret eşyalarını deniz yoluyla Karadeniz’in diğer limanlarına ve Avrupa’ya naklediyorlardı.

İstanbul’un 1204 tarihinde Latinler tarafından alınması üzerine Samsun’un hristiyanların elinde kalan bu kısmı İznik Rum İmparatorluğu’na bağlı kaldı. Bir ara Trabzon Rum İmparatoru Alexios Kommenos tarafından kuşatıldıysa da alınamadı. Kuşatmanın başarısız kalmasında hristiyan kesime Selçuklular’ın yardım etmesinin de payı büyük oldu. Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra müslüman Samsun, İlhanlılar’ın eline geçti. Amisos ile öteden beri burada kuvvetli bir tüccar zümresi bulunduran Cenovalılar’ın eline geçti. Cenevizliler şehri bir asırdan fazla ellerinde tuttular. Müslüman Samsun ve çevresinde ise bir takım küçük beylikler doğdu. Bu beylikler bazen Candaroğulları’na, bazen Eretna Beyliği’ne (Kayseri), bazen de Osmanlılar’a dayanarak varlıkların sürdürdüler. “Canik Beyleri” adıyla bilinenler şunlardı: Canik, Ladik ve çevresinde Kubadoğulları, Ordu, Giresun tarafından Emiroğulları, Niksar, Terme ve Çarşamba havalisinde Taceddinoğulları, Vezirköprü Havza civarında Taşanoğulları, Bafra ovasında Bafra Beyliği. Bu beylikler daha sonra Osmanlı hakimiyetine girmişlerdir.

OSMANLILAR DEVRİNDE SAMSUN

Samsun ve çevresinde Osmanlı hakimiyeti Yıldırım Bayezıd devrinde başlamıştır. Kubadoğulları’nın elinde bulunan Müslüman Samsun, Yıldırım Bayezıd tarafından ele geçirildi (1398). Buranın idaresi, Bulgar Kralı Şişman’ın müslümanlığı kabul eden oğlu Aleksandr’a (İskender Paşa) verildi. Ankara Savaşı’nda (1402) Yıldırım Bayezıd’ın yenilmesi üzerine Timur’un ordusu bu bölgeyi de yağma ve tahrip etti. Bu tarihten sonra Samsun, bir süre Yıldarım’ın oğlu Emir Süleyman’ın, 1419′da da İsfendiyaroğulları’nın eline geçti. Kara Samsun olarak bilinen ve hıristiyanların meskun olduğu batı kısmı, Sultan Çelebi Mehmed tarafından alındı (1419). Osmanlılar’ın şehri almasından birkaç yıl sonra burada hıristiyanlar, Kara Samsun’u yakarak gemilerle buradan ayrıldılar (1425). Müslüman Samsun da yine Çelebi Mehmed tarafından İsfendiyaroğulları’ndan savaşsız olarak Osmanlı hakimiyetine geçirildi. Böylece Samsun, “Canik Sancağı” adıyla Rum (Sivas) Eyaleti’ne bağlı bir sancak olarak Osmanlı idari teşkilatına dahil edildi. Samsun çevresindeki beylikler ise daha sonraki padişahlar tarafından peyder pey Osmanlı idaresine alındı.

Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra Samsun eski ticari önemini kaybederek küçük bir iskele olarak XIX. yüzyıla kadar kaldı. Bu dönemde Samsun iskelesi, Sinop Limanı’nın gölgesinde kalarak gelişme imkanı bulamadı. XVII. Yüzyılın başlarından itibaren deniz yoluyla gelen Kazaklar’ın saldırısına maruz kalan Samsun, bakımsız haldeki kalenin tamiri ve içine muhafız tayin edilmesi suretiyle emniyet altına alındı.

1645 yılında Samsun’a gelen Evliya Çelebi bazı bilgiler vermektedir. Samsun halkının gemicilik ve kendircilikle uğraştığını söyleyen Evliya Çelebi, Samsun kalesinin deniz kıyısında taştan yapılmış sağlam bir yapı olduğunu belirtmektedir. Samsun’un lezzetli suyu olduğuna dikkat çeken Çelebi, evlerin kiremitli, bağlıbahçeli olduğunu, eğitim kurumlarının ise çok az olduğunu kaydetmektedir. Demir atılabilir nitelikte bir iskeleye sahip olan Samsun’un, yaban üzümü ve nar rengi armut turşusunun meşhur olduğunu zikretmektedir. Bunlar fıçılarla İstanbul’a gönderilmektedir. Gemi palamarları için imal edilen kendir ipinin bütün dünyaya yetecek kadar çok olduğunu da söylemektedir.

Katip Çelebi Samsun hakkında şu bilgileri vermektedir. “Samsun Karadeniz kıyısında Kefe’nin tam karşısında ünlü bir kasabadır. Amasya suyu kabanın doğusundan geçerek denize dökülür. Samsun’un güneyindeki dağ bir yay çizerek batıdan ve doğudan denizle birleşir. Samsun şehri, bu dağ silsilelerinin oluşturduğu yarım çember ile Karadeniz arasında alçak bir düzlüktedir. Eski yapı olarak bir kale ve kalenin içinde camiler, hamamlar ve çarşı vardır. Birkaç ev bir araya getirilerek oluşturulan öbeklerle mahalleler oluşturulmuştur.”

1701 yılında buradan geçen Tournefort, Samsun’un adını zikretmekte “… eski Atina kolonisi Amisos’un yerinde kurulmuş bir köyü arkamızda bıraktık” demekle, Samsun’un bu tarihte henüz gelişme temayülü göstermediğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bu yüzyılın ilerleyen tarihlerinde Samsun ile Karadeniz’in diğer limanları ve bilhassa Kırım arasında kayda değer bir deniz ticareti yapılmaya başlanmıştır.

1813-1814 senelerinde Anadolu’da gezen İngiliz seyyahı J.Macdonald Kinneir 4 mil genişliğindeki bir koyun kenarında ağaçlıklar içinde kurulmuş olan Samsun’un şirin manzarasından bahsetmekte, şehrin etrafının Türkler tarafından inşa edilmiş olması lazım gelen harap bir sur ile çevrili bulunduğunu minareli beş cami, bir hamamı ve tüccarlar için büyük bir hanın mevcut olduğunu söylemekte, nüfusunu ise ancak 2 bin olarak bildirmektedir.

1774 Küçük Kaynarca Andlaşması ile Kırım’ın elden çıkması sonucu Samsun’un ticari önemi de iyice gerilemiştir. Ancak XIX. yüzyıl ortalarından itibaren Samsun ve Canik sancağı yeniden gelişmeye başlamıştır. Tütün ekiminin yaygınlaşması ve buharlı gemi işletmesinin Karadeniz’de de başlaması bu gelişmede önemli bir etken olmuştur. Şehrin ve sancağın ticari ve ekonomik potansiyeli geliştiği gibi nüfusu da o oranda artmıştır. 1869 yangını şehrin hemen tamamını kül haline getirdiyse de zengin bir ticaret şehri olan Samsun kısa zamanda kalkındı. Belediye tarafından Fransa’dan getirilen bir mimarın planına göre şehirde birbirini dik olarak kesen fakat umumiyetle zamanımızın ihtiyacına göre dar sokak ve caddeler boyunda bir kısmı kargir olmak üzere evler ve umumi binalar yapıldı. I. Cihan Harbi yıllarında ticareti felce uğrayan Samsun çok sıkıntı çekti. 1915 yılında Rus harp gemileri şehri topa tuttu. Harbin son yıllarında ve mütareke senelerinde Samsun yakınlarında Pontus çetelerinin faaliyeti dikkat çekmektedir. Mondros Mütarekesi’nden sonra 4 bin kişilik bir İngiliz Hintli kuvveti Samsun’u işgal etti ki bu kuvvetler Milli Mücadele sırasında memleketi terk etmişlerdir.

Samsun’dan başlayarak Sivas üzerinden El-cezire’ye doğru uzatılacak bir demiryolu inşası daha XIX. yüzyılın ortalarından itibaren düşünülmüş idi. Bu mevzuda ilk imtiyaz 1891′de Belçikalı Baron Macar’a verilmiş, Amasya yönünde yola ait tetkikler yapılmaya başlanmış fakat inşaata girişilememişti. Daha sonra bir Fransız şirketi bu işi üstüne alarak 5 km. kadar ray döşemiş ve 30 km.’lik tesviye yapmış iken I. Cihan Harbi işleri durdurmuştur. Cumhuriyet kurulduktan sonra Samsun-Sivas demiryolunun inşası ilk olarak ele alınmış ve hattın ilk elli km.lik kısmı 1926′da açıldı. 1932′de demiryolu Sivas’a ulaştı. 1933 yılında Samsun-Çarşamba arasında 39 km. lik bir demiryolu yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda yapılan demiryolu ve karayolu ağları ile Samsun Karadeniz vilayetlerinin çıkış noktası haline gelmiştir.

Samsun’u konum ve önemine yakışan bir limana sahip kılmak için önceden girişilen teşebbüslerden bir netice alınamamış, nihayet bir şirket 1953′te bu işi üzerine alarak 1960′ta dalkakıran ve rıhtımların inşasını bitirmiştir. Daha sonraki yıllarda yapılan eklemelerle Samsun limanı önemli miktarda yükleme ve boşaltmanın yapılabildiği bir liman özelliği kazanmıştır.

AMAZONLAR

Amazonlar M.Ö.1200 yıllarına yaşamış efsanevi kadın savaşçılardır. Thermodon (Terme Çayı) kıyısında kurmuş oldukları Themiskyra kentinde yaşamışlardır.

Oklarının yaylarını iyi çekebilmeleri için kadınların çocukken sağ memelerini kestiklerini ve bundan dolayı kendilerine “memesiz” demek olan “Amozon” adının verildiği söylenir.

Yunan mitolojisinde Amazonlardan savaş tanrısı Ares ile iyiliksever Harmonia’nın (Afrodit) çocukları olarak bahsedilir. Göçebeliğin hakim olduğu avcı ve toplayıcı yaşam tarzından yerleşik hayata geçilmesi ve tarımın başlamasıyla ortaya çıkan artı ürün toplumlara bolluk ve bereketi getirmiştir

. Bereket ise, kadınla simgelenmiş böylece Bereket Tanrıçası Kybele ortaya çıkmıştır.

Yerleşik hayata geçiş kadınların toplumdaki yerini etkilemiş, kadının saygınlığı ve etkinliğini arttırmıştır. Kadın statüsünün yükselmesi zaman içerisinde bazı toplumlarda ana erkil yaşam tarzını doğurmuştur.

Amazonlar işte bu ana erkilliğin savaşçı şekline bürünmüş Anadolu’daki temsilcileridir. Kadınlara verilen önemi simgelediği içindir ki Ana Tanrıça Kybele’ye tapmaktadırlar.

Amazonların ilginç yaşam felsefeleri çeşitli kaynaklarda çarpıcı olarak tekrarlanmıştır. Günlük yaşamlarında erkekleri yanlarında işçi ve uşak olarak bulundurdukları, nesillerinin devam ettirebilmek için savaşlarda esir aldıkları erkeklerle beraber oldukları, sonradan da bunları öldürdükleri rivayet edilmektedir. Törelerinde bir erkekle olabilmek için en az üç erkeği öldürmeleri kuralı ve bu ilişkilerden doğan erkek çocukları sakatladıkları, öldürdükleri ya da babalarına verdikleri , kız çocukların ise at sütü ve kudret helvası ile besledikleri ve güçlü yetiştirdikleri bilinmektedir. Dünya’nın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağı ile ilişkili oldukları ve tapınağı Amazonların yaptıkları ya da orada rahibelik ettikleri, tapınağa adak olarak kestikleri memeleri ile süsledikleri efsanelerde anlatılmaktadır. Amazonların Yunan güzel sanatlarında yer alan figürlerinde sağ omuzlarından aşağı doğru indirip, kalça üzerinden bir şeritle bağladıkları hafif bir gömlek giydikleri, başlarına yunan miğferi taktıkları, kol, bacak ve ayaklarını ise çıplak bıraktıkları görülmektedir. Asyalılar gibi giyindiklerinde ise vücutlarını boyunlarına kadar sıkı sıkıya örtüp, bacaklarına ise bir çeşit mayo giydikleri, başlarına ise Frigya başlığı taktıkları ifade edilmektedir, amazonlar atların üzerine semer yerine sadece bir örtü örtmekteydiler. Atın üzerinde çok güzel ok atıp, mızrak fırlatırlardı.

Tarihin ilginç ve çekici savaşçı kadınları olan Amazonlar tarih boyunca güzel sanatlara konu olmuştur.

M.Ö.5.yy’da bir Amazon heykeli dikilmesi için Efeste yarışma açılmıştır. Bu yarışmaya katılan sanatçıların hazırlamış olduğu Amazon kadını Heykelleri günümüze kadar ulaşmıştır. Bu eserlerin en meşhurları Berlin ve Doma Capitolune müzelerinde yer alan “Yaralı Amazon” heykelleri ile Vatikan’daki “Amasone Mattei” heykeldir. Ayrıca Rubens’in ünlü “Amazon savaşçısı” isimli tablosu da en tanınmış eserlerden biridir.

AMİSOS

Amisos, küçük Asya’nın kuzeyinde Pontus Bölgesinde aynı adı taşıyan körfezde bir kıyı şehri olarak kurulmuştur. Şehir Kızılırmak (Halys) ve Yeşilırmak (İris) nehirlerinin arasında, deniz kenarında, bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Açık bir liman görünümünde olan şehir, gerek hinderlandıyla ilişkisinin elverişli durumu, gerekse Sinop (Sinope) ile Trabzon (Trapezus) limanları arasında tek liman olması nedeniyle özellikle Eski Çağda önemli bir yer tutmuştur. M.Ö. IV. yy’ın sonlarına kadar Atinalıların hakimiyeti altında kalan Amisos, 370′de Perslerin eline geçmiş, Anadolu’nun Büyük İskender tarafından ele geçirilmesinden sonra Pontus Krallığına katılmıştır. (M.Ö. III. yy) Pontus Kralı Mithridades Romalılar arasında savaşlar sırasında Amisos ismi sık duyulmuştur. Romayı General Lucullus tarafından kuşatılmış ve şehrin düşmesi üzerine Amisos, Roma İmparatorluğuna dahil olmuş ve yeniden imar edilerek eski ününe kavuşmuştur. Bizans döneminde Piskoposluk merkezi haline gelen şehir, büyüyüp gelişmeye devam etmiştir.

Amisos Hazinesi

Samsun, Merkez, İlkadım Belediyesinin Cedit Mahallesinde, Amisos Antik Kenti içerisinde yol genişletme çalışmaları sırasında 28 Kasım 1995 Salı günü açılan bir delik (boşluk) görüldüğü ihbarı üzerine Müze Araştırmacıları ile bildirilen yere gidilerek hemen çalışmalara başlanmıştır.

Konklemera tipi kaya kitlesinin oyulması ile yapılmış, tavan-taban ve duvarları Horasanla sıvanmış 5×5 m. ebadında 2.30 m. yüksekliğindeki mezar odası içerisine yerleştirilmiş (5) adet mezardan üçünün kullanıldığı, ikisinin boş olduğu görülmüş ve böylece burasının bir aile mezarı olduğu tespit edilmiştir. Kullanılmış olan üç mezardaki iskeletlerin oluşturduğu buluntuların incelenmesinden, birinin erkek ikisinin bayan mezarı olduğu; ayrıca ziynet eşyaları (ölü hediyeleri) çanak-çömlek, cam ve mermerden yapılmış arkeolojik eserlerin ilk inceleme ve değerlendirilmelerinden, erkek mezarının Pontus Krallığının en üst düzeyindeki yöneticilerinden (kral, komutan, prens gibi) birine, bayan mezarlarından birinin bu ünlü kişinin (kralın) eşine (kraliçeye) diğerinin de kızına ait olabileceğini düşünmekteyiz.

İnsitu halde bulunan mezarda ölü hediyelerinin (takılarının) uygun yerlere yerleştirildiği görülmüştür (yani taç-kafa üzerinde, kolye boynunda, küpü kulak hizasında vb.) Amisos, en parlak dönemini (altın çağını) Pontus Kralı Mithridades VI zamanında yaşamış, imparatorluğun yönetim merkezi olmuştur. Kültür ve sanatta bu dönemde gelişip yaygınlaşmış, antik çağın en gelişmiş sikke darphaneleri ile birlikte seramik atölyeleri de Amisos’ta bu dönemde kurulup geliştirilmiştir. Bu mezarların zenginliği, altın ölü hediyelerinin kalitesi, ince işçiliği ve kullanılan semboller Mithridades VI döneminde basılan Amisos Sikkeleri üzerindeki şekil ve sembollerle büyük benzerlik göstermektedir.

SAMSUNDA  NE YENİR?

Samsun’un beslenme biçiminde mısır, lahana ve kuru fasulye ağırlık kazanmaktadır. Etli, pirinçli ve hamurlu yiyecekler yaygındır. Kaz, tavuk, ördek gibi kümes hayvanları geleneksel beslenmede önemli bir yer tutar. Lorgon, Kırçan, Kaldırayak, Madımak, Nünük gibi bitkilerden kavurma ya da çorba yapılır.

Yöreye ait yemekler arasında Tir (Kaz Yufkası), Yer Pancarı (Yazı Pancarı), Mısır Çorbası, Yoğurtlu Çorba, Mercimekli Bulgur Pilavı, Keşkek, Karalahana Çorbası, Hamsili Ekmek, Hamsili Pilav (İli Pilav) ve Kocakarı Gerdanı (Burma) sayılabilir.

SAMSUNDA NE ALINIR?

İlde bez dokumacılığı yakın tarihe kadar yaygın bir el sanatıydı. Kalın dokunan keten bezleri, orak gömleği, dış giyimlik veya örtü bezi yapımında kullanılmaktadır. Dağ köylerinde yünlü dokumalar, Havza ilçesine bağlı köylerde pamuktan gömleklik, yünden kazak, denilen şalvar dokumalar bilinen el sanatları arasında yer alır.

SAMSUN GİTTİĞİNDE   YAPMADAN DÖNME

Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesini görmeden,
Amisos Hazinelerini görmeden,
Ladik Hamamayağı Kaplıcalarına gitmeden,
Onur Anıtı; 19 Mayıs 1919′da Atatürk’ün Kurtuluş Savaşımızı başlatmak üzere Samsun’a çıkışını sembolize eden bronz heykeli görmeden,
Kurupelit mevkiindeki lokantalarda Samsun pidesi ile turşu kavurması yemeden, Kaymaklı Bafra Lokumunu tatmadan,
Ladik Gölü’nde bulunan tahta balığını ve turna balığını yemeden…
Dönmeyin.

SAMSUN
Sportif Etkinlikler

Doğa Yürüyüşü: Doğa yürüyüşü için Ladik Akdağ ve Ladik Yaylaları, Baraj Gölleri çevresi, Yakakent orman tesisleri, Tekkeköy Hacı Osman ormanı, Vezirköprü Kunduz ormanı ve yaylaları, Kocadağ öncelikle sayılabilir.

Su Sporları: Uzun sahil bandı iki büyük akarsu ve bu akarsular üzerindeki 4 baraj gölü ile, birçok doğal göle sahip olan Samsun, su sporları ile ilgili büyük bir potansiyel taşımaktadır.

Olta Balıkçılığı: İlin sahip olduğu uzun deniz kıyısı boyunca, Kızılırmak’ın ve Yeşilırmak’ın üzerindeki 4 baraj gölünde, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Terme Çayının denize ulaştığı bölgelerde oluşmuş çok sayıda delta göllerinde, Ladik Gölünde ve İlde yer alan birçok gölette olta ile balık avcılığı yapılmaktadır.

Hava Sporları: Samsun’da sportif havancılık faaliyeti gösteren bir kulüp mevcuttur. Bu kulüp yamaç paraşütçüsü, motorlu uçak pilotu, paraşütçü, planörcü, yelken kanat pilotu, motorlu paraşütçü yetiştirmektedir.

SAMSUN

Camiler, Türbeler, Kiliseler

Büyük Cami: Kale mahallesinde, Saathane Meydanı yakınında yer almaktadır. Batumlu Hacı Ali tarafından 1884′te yaptırılmıştır. Mermer mihrap ve ahşap minberi dikkati çekmektedir.
Yalı Cami: Buğday Pazarı semtinde, Gümrük ve İskele Caddesi üzerindedir. Mehmet Sadık Bin Abdullah tarafından 1312 yılında yaptırılmıştır. Tronoplu kubbesi, sekizgen bir kasnak üzerine oturmaktadır. Küçük ve dikdörtgen kaideli bir minaresi vardır.

Kurşunlu Cami: Pazar Mahallesi, 100. Yıl Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Hicri 1340′da Molla Fahrettin tarafından yaptırılmıştır. Cami kare planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. Sekizgen kasnağa oturan kubbeye giriş tonozlarla sağlanmıştır.

Hacı Hatun Camii: Kale Mahallesinde Saathane Mahallesi yakınındadır. 1694 yılında İbrahim kızı Hatice Hatun tarafından hayrat olarak yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmış olan cami kare planlı, tek kubbelidir.

Kale Camii: Kuyumcular çarşısındadır. 1314′de İlhanlı Valisi Emir Timurtaş Paşa adına yaptırılmıştır.

Pazar Camii: Pazar mahallesinde bulunmaktadır. 14. yüzyıl İlhanlı yapısı olan eser, 1819’da onarılmıştır. Cami dikdörtgen planlı olup, ahşap çatı ile örtülüdür.

Türbeler: Samsun’da yer alan türbeler şunlardır: Şeyh Seyyid Kudbettin Türbesi, Kılıçdede Türbesi, Emir Mirzabey Türbesi, Hızırbey Türbesi ve Mustafabey Türbesi.

Mather Dolarosa Kilisesi: Ulugazi Mahallesinde yer almaktadır. 1846 yılında yapılan bina, 1885 yılında kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. İbadete ve ziyarete açıktır.

SAMSUNUN DOĞAL SİT ALANLARI

Kızılırmak Deltası (Balık Gölleri): İlçe sınırları içerisinde bulunan Kızılırmak’ın binlerce yıl Anadolu’dan sürükleyip getirdiği sedimenlerle oluşturduğu bereketli deltasında aynı zamanda ülkemizin en önemli sulak alan eko sistemlerinden biri olan Bafra Balık Gölleri de bulunur. Kızılırmak deltası, barındırdığı canlı türlerinin çeşitliliği; canlılar için zengin yaşam alanları bulundurması ve halen bozulmamış olan doğal yapısı ile ülkemizin uluslararası öneme sahip ender sulak alanlarından biridir. Deltadaki kuş türlerinin çeşitliliği ve sayıları eko sistemin canlılar için ne denli zengin ve sağlıklı olduğunu gösterir. Karadeniz’i cephe göçü ile aşan küçük ötücüler ve su kuşlarının yanı sıra yırtıcılar, leylekler, turnalar ve balıklar için de, delta son derece önemli bir beslenme ve konaklama alanıdır. Bölgede “Eko-Turizm” olanakları son derece fazladır.

Simenit Gölleri: Terme tarafından denize akan bir çayın, arazinin çok düz olmasından dolayı denize dökülmeden önce geniş bir alana yayıldığı, iç içe göller oluşturduğu görülmektedir.

Hacı Osman Ormanı: İlimiz Çarşamba İlçesi Gelemen Çiftliği bitişiğinde yer alan Hacı Osman Ormanı, Orman İşletme Müdürlüğü Mülkiyetinde ve koruması altındadır. Orman alanı dişbudak, meşe, gürgen ve akçaağaç türlerinden oluşmaktadır.

Kızılırmak Deltası: Kızılırmak Deltası Türkiye’nin, Karadeniz sahilindeki doğal özelliklerini koruyabilmiş en büyük ve en önemli sulak alanıdır. Samsun ilinde, Kızılırmak Nehri’nin denize döküldüğü yerde, Bafra, Alaçam, 19 Mayıs ilçeleri sınırları içinde kalan alanın Samsun-Sinop Karayolu kuzeyinde kalan kısmıdır. Delta sulak alan ekosistemi biyolojik çeşitlilik açısından son derece zengindir. Flora ve fauna zenginliği, yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Özellikle kuş varlığı ve Kumullardaki bitki örtüsü ile sazlıklar deltanın canlılar için vazgeçilmezliğini sağlamaktadır.

SAMSUN

İmaretler, Hamamlar
Havza İmareti: İmaret Mahallesi’ndedir. 1429’da Yörgüç Paşazade Mustafa Bey yaptırmıştır. 1938-1940 yılları arasında onartılıp Atatürk Kütüphanesi olarak halka açılmıştır. Kesme taştan yapı, düz çatılıdır. Doğuda biri ana mekâna, öbürü yan mekânlara açılan iki taç kapı vardır. İmaret, dikdörtgen planlı ana mekân, iki kapıyla bu mekâna bağlanan üç beşik tonozlu kare odadan oluşmaktadır.

Çifte Hamam: Samsun’da Kaneoğlu Mahallesi’ndedir. 17. yüzyıl ortalarına tarihlenen yapıyı Ayşe Sultan yaptırmıştır. Soyunmalık kubbeli olup, ortasında şadırvan bulunmaktadır. Soğukluk bölümü geniş bir kemerle kubbeli kare mekâna ayrılmıştır. Sıcaklık kare mekân ile haç planlı dört eyvandan oluşmaktadır.

Şifa Hamamı: Mehmet Paşa Mahallesi’nde, 17. yüzyıl sonlarında Köprülü Mehmet Paşa’nın kızı tarafından yaptırılmıştır. Ahşap, dikdörtgen planlı soyunmalık sonradan eklenmiştir. Şadırvanlı, kubbeli soğukluk ve iki halvet odacıklı kare planlı sıcaklık bölümü bulunmaktadır.

Kızgözü-Aslanağzı Kaplıcası: İmaret Mahallesi’ndedir. Büyük Hamam ya da Sadi Paşa Hamamı olarak da bilinir. Bizans yapısının yerine 1256’da Selçuklu Sultanı II. Mesud tarafından yaptırılmıştır. Soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık bölümlerinden oluşan hamama basık kemerli küçük bir kapıdan girilir. İki katlı, kare planlı soyunmalık, ortası sekizgen aydınlık fenerli kubbeyle örtülüdür. Soyunma odacıkları üst kattadır. Soğukluk; ortada kubbeli kare mekân ile yanlarda beşik tonozlu iki dikdörtgen mekândan ve büyük bir havuzun yer aldığı sıcaklık; kubbeli kare mekânla eyvanlardan oluşur.

Küçük Hamam (Şifa Kaplıcası): 1429’da Amasya Emiri Mustafa Bey yaptırmıştır. Kare planlı soyunmalıktan bir hol ile sıcaklık bölümüne geçilir. Mermer kaplı sıcaklığın ortasında sekiz köşeli büyük bir havuz vardır. Sıcaklığın çevresinde setler ve mermer kurnalar vardır. Buradan küçük bir yapı ile oturma şekilleriyle çevrili halvete geçilir.

SAMSUN

Hanlar, Bedestenler
Taşhan: Samsun’un Pazar Mahallesi, İskele Caddesi üzerindedir. 17. yüzyıl sonlarında inşa edilmiş olan yapı, iki katlı ve dikdörtgen planlıdır. Tuğla hatıllı taştan duvarları örülmüştür.

Fazıl Ahmed Paşa Bedesten ve Arastası: Vezirköprü ilçe merkezindedir. 17. yüzyılda yaptırılmıştır. Arasta bölümü bedestenin çevresinde gelişmiştir. Dört yandan basık kemerli kapılarla girilen bedesten, kare planlı dört kubbeyle örtülü bir yapıdır. Ana kubbeyi taşıyan tuğla kemerlerin ortada dayandığı bölümde, içeri girinti yapan kare mekân küçük kubbeyle örtülüdür. Yuvarlak kemerli kapılarla girilen arastanın kuzeyinde tonozlu dükkanlar yer alır. Bedestene bakan yüzdeki dükkanlar yer kazanmak amacıyla üçgen biçiminde yapılmıştır.

SAMSUN

Kaplıcalar
Havza Kaplıcaları: Havza ilçe merkezinin içinde yer alan kaplıca merkezi Amasya-Samsun yolunun 1 km batısında kalmaktadır. Kaplıcalar mevkiinde üçü tarihi ikisi 1986 yılından sonra yapılmış beş hamam bulunmaktadır. Hamamların dışında kaplıcalar mevkiinde özel banyolar, oteller, moteller ve pansiyonlar mevcuttur. Kaplıca suyu; romatizmal hastalıklar, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etkiyi yapmaktadır. Havza kaplıcaları Turizm Bakanlığı tarafından Termal Turizm Merkezi ilan edilmiştir.

SAĞLIK TURİZMİ

Samsun

Ladik Termal Turizm Merkezi

Yeri: Ladik “Hamamayağı” yada “Hıllaz” kaplıcası Samsun-Ankara yolunun doğusunda bulunmaktadır.

Ulaşım: Samsun il merkezine 60 km. uzaklıktadır.

Suyun Isısı: 38oC

PH Değeri: 7,2

Özellikleri: Bikarbonatlı, Kalsiyumlu, Magnezyumlu ve kısmen Radyoaktif bir bileşime sahiptir.

Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, eklem ve kireçlenme, sinirsel hastalıklar, ameliyat sonrası yorgunluklar gibi hastalıklara olumlu etki yapar.

Konaklama Tesisleri: Yaz mevsimi çadırlı kamp kurularak yararlanılmaktadır.

Tabiatı Koruma Alanları

Samsun – Hacıosman Ormanı Tabiatı Koruma Alanı
Konumu: Orta Karadeniz Bölgesinde Samsun ili Çarşamba ilçesi Çınarlı köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Ulaşım: Samsun-Çarşamba devlet karayolunun 8. km.sindedir.

Özellikleri: Avrupa çapında çok sınırlı bir yayılışa sahip ve hızla ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan eşsiz bir alüvyal orman ekosistemidir. Dişbudak (Fraxinus excelsior),meşe(Quercus hartwissiana), dişbudak yapraklı kant ceviz (Pterocarya fraxinifolia), kayacık(Ostrya calpigoliya),kayacılar(Ulmus glabra), doğu gürgeni (Carpinus orientalis), akçaağaç (Acer canpestre)önemli bitki türlerini oluşturmaktadır.

Beslenme imkanlarının çok elverişli olması nedeniyle pek çok hayvan türünün barınmasına imkan sağlamaktadır. Köstebek, kaplumbağa ve gri balıkçıl gibi türler bulunmaktadır.

Bu özelliklerinin korunması amacıyla sahanın 86 hektarlık bölümü 1987 yılında Tabiatı Koruma Alanı olarak ayrılmıştır.

Saha ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda öncelik korumaya verilmiştir. Bu nedenle saha tel çitle çevrilmiştir. Ayrıca saha girişinde bir bekçi evi bulunmaktadır. Sahada yönlendirme levhaları mevcuttur.

SAMSUN

Mesire Yerleri
Tabiat örtüsünün elverişli olması, Kızılırmak ve Yeşilırmak deltaları arasında bulunuşu, bir günde dört mevsimin yaşanışı ilin en önemli özelliğidir. Samsun’da kır gezileri için gidilebilecek mesire yerleri arasında Atakum, Kocadağ Mesire Alanı, Orman Fidanlığı, Kurupelit-İncesu, Çakırlar Korusu ve Hasköy sayılabilir.

SAMSUN

Müzeler

Samsun Atatürk Müzesi: Renkli mermerlerden inşa edilen müze 1968 yılında kurulmuştur. Müzenin cephesi, havuz, heykel ve kabartma figürleri ile süslenmiştir. Müzede Atatürk’e ait eşyalar, silahlar, kitaplar ve fotoğraflar sergilenmektedir.

Tel: (+90-362) 431 28 68
Ziyarete açık saatler :08.00-12.00
Ziyarete açık günler: Pazartesi günü hariç hergün

Detaylı Bilgi

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi: Atatürk müzesinin yanında bulunan Müze 1981 yılında açılmıştır. Samsun ve çevresinde ele geçen Kalkolitik, İlk Tunç, Hitit, Helenistik ve Roma dönemlerine ait eserler ile Müzeye intikal etmiş etnografik nitelikli eserler sergilenmektedir.

Adres: Fuar Akanı – Samsun
Tel: (+90-362) 431 28 68
Ziyarete açık saatler: 08.00-12.00
Ziyarete açık günler: Pazartesi günü hariç hergün

Detaylı Bilgi

Gazi Müzesi: Atatürk’ün 19 Mayıs 1919′da Samsun’a geldiği zaman kalmış olduğu mıntıka Palas Otelidir. Müzeye dönüştürülen Otelde Atatürk’ün kullanmış olduğu eşyalar ve fotoğraflar sergilenmektedir.

Tel: (+90-362) 435 75 35
Ziyarete açık saatleri: 08.00-12.00
Ziyarete açık günler: Pazartesi günü hariç hergün

Detaylı Bilgi

havza Atatürk Evi

Örenyerleri

Dündartepe (Öksürüktepe) Ören Yeri: Samsun Merkez ilçenin 3 km. güneydoğusunda bulunan 15 m. yüksekliğindeki Höyükte, Kalkolitik, Eski Tunç ve Hitit çağlarına ilişkin üç kültür katı vardır. Höyüğün tepesindeki en son yerleşme Eski Tunç Çağı’na aittir. Höyüğün eteklerinde Hitit yerleşmesine rastlanmıştır. 1. kültür katında Kalkolitik döneme tarihlenen yapı kalıntıları, el yapımı seramik parçaları, pişmiş toprak ağırlıklar, çakmaktaşı bıçak vs. bulunmuştur. Höyüğün tepesinde ve eteklerindeki 2. kültür katı Eski Tunç Çağı’na tarihlenmektedir. Yangınla sona eren bu katta dörtgen planlı ev ve ocak, koyu gri renkli, içi kırmızı yada kahverengi kaplar, kemik eşyalar, pişmiş toprak ağırşaklar bulunmuştur. Höyüğün tepesi dışında eteklerinde Hitit dönemine tarihlenen 3. kültür katında üç yapı katı saptanmıştır. Birinci yapı katında taş temelli kerpiçten evler (M.Ö. 1500-1200), ikinci yapı katında taş temel kalıntıları (M.Ö.1500), üçüncü yapı katında çoğu boya astarlı, çarkta yapılmış ve iyi fırınlanmış seramik buluntuları, pişmiş toprak mühürler, hayvan heykelcikleri, kemik iğneler (M.Ö.1500’den önce) ele geçirilmiştir.

Tekkeköy Ören Yeri: Dündartepe’nin 14 km. güneydoğusunda Tekkeköy ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. 1940’da yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda Hitit ve Eski Tunç Çağı dönemlerine ait buluntular ele geçmiştir. Buluntular arasında çark yapımı, devetüyü, kırmızı renkli seramikler çoğunluktadır. Eski Tunç Çağı katında ise çok sayıda gömüt, el yapımı seramik buluntular, siyah zemin üzerine beyaz boyayla yapılmış geometrik desenlerle süslü, dişli, yivli, çizgi bezekli kaplar, kabartma insan yüzlü vazolar (antropomorf) gün ışığına çıkarılmıştır.

İkiztepe Ören Yeri: Bafra ilçesinin 7 km. kuzeybatısında bulunmaktadır. Yüzey araştırmalarında Eski Tunç Çağı ile Erken Hitit dönemi yerleşimleri olduğu anlaşılmıştır. İkiztepe’yi oluşturan yükseltiler dört gruba ayrılmıştır. İkiztepe’nin ilk katı M.Ö. 2. bin başlarında yoğun yerleşmeye sahne olmuştur. İkinci katta, Tunç Çağı yapı kalıntıları ve erken Hitit dönemine tarihlenen çok sayıda gömüt bulunmuştur. Tunç yüzük, bilezik, zıpkın, mızrak ucu, metal gereçler, kemik iğne ve bizler ölü armağanı olarak bırakılmıştır. Bu armağanlar, çark yapımı seramikler, kırmızı renkli kadehler, gaga ağızlı testiler ve küplerden oluşmaktadır. İkiztepe II’nin Tunç Çağı seramik buluntuları, deniz kabuğu ve bitki katkılı kaplar ilgi çekicidir.

Bafra Asarkale ve Kaya Mezarları

Kaledoruğu Höyüğü: Kavak ilçesinde bulunan höyükte, Eski Tunç Çağı buluntuları 1940-1942 yıllarında yapılan kazılar sonucu günı şığına çıkarılmıştır. Gömütle ölülerin düzeltilmiş toprak üstüne hoker (cenin) pozisyonunda yatırıldığı dikkati çekmektedir. Ölü armağanları arasında el yapımı siyah, kırmızı, kahverengi, yivli (kazıma çizgili) kaplar, yassı balta, hançer, kemik biz ve ağırşaklar bulunmuştur.

Lerdüge Tümülüsleri: Havza ilçesinin 21 km. doğusunda Lerdüge döneminde beş tümülüs saptanmıştır. 1946 yılında başlatılan çalışmalarda çıkan buluntular Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndedir. 4 no’lu tümülüsün buluntularından ve mimari tekniğinden M.Ö. 1-M.S. 2. yüzyıl arasında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Demir kenetlerle bağlanmış taş kapaktan oluşan girişten, tonoz örtülü dromosa (geçit) ve küçük bir kapıdan gömüt odasına girilmektedir. Kesme taştan tonoz örtülü gömüt odasının duvarları insan ve hayvan betimleri ile süslenmiştir. Betimler, bitkisel ve geometrik motiflerle çevrilidir. Altın süs gereçleri, tunç kandiller, çeşitli büyüklükte şişeler, tümülüste bulunan eşyalardır.

SAMSUN

Plajlar
Yakakent ve Çam Gölü: Samsun İl merkezinin 84 km batısında bulunan Yakakent ve Yakakent’in 7 km batısında yer alan Çam Gölü mevkii doğal plajları, temiz denizi ve çam ağaçlarıyla kaplı tepeleriyle eşsiz bir doğal güzelliğe sahiptir. İlçede ve Çam Gölü sahilinde kamp yerleri ve pansiyonlar bulunmaktadır.

Alaçam Geyikkoşan Sahili: Samsun’un 78 km batısında bulunan Alaçam ilçesinin sahil kesimidir. Geniş kumsalları olan doğal plajlar mevcuttur. Sahilde pansiyonlar yer alır.

Bafra Sahilleri: Samsun’a 51 km uzaklıkta olan ilçenin sahilleri de geniş kumsallarla kaplı doğal plajlara sahiptir.

Tekkeköy: Samsun’un doğusunda yer alan Tekkeköy, Çarşamba ve Terme ilçeleri sahilleri de geniş kumsallara sahip doğal plajlarla doludur. Bu sahil bandı üzerinde de yazlık konutlar, plajlar, lokantalar mevcuttur.

SAMSUN

Anıtlar
Atatürk Anıtı: Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel’in yapıtı Hükümet Konağı yakınındaki parktadır. Tunç heykel 1932’de yerine konmuştur. Kaidenin yüzlerinde Atatürk’ün Samsun’a çıkış öyküsü betimlenmiştir. Asker giysili Atatürk, şaha kalkmış at üstündedir. Heykel kaideye, atın arka ayakları ve kuyruğuyla oturmaktadır.

İlk Adım Anıtı: Samsun Limanındaki taş anıt 1969’da açılmıştır. Dayanışmayı simgeleyen yapıt, mimar Seçkin Viter’in tasarımıdır. Ayrıca bir taş blok üstünde “1919 senesi Mayıs’ın 19. günü Samsun’a çıktım. Gazi Mustafa Kemal” yazılıdır.

Samsun İlinin Kültürel Detayları

ŞENLİKLER VE FESTİVALLER

Uluslararası Halk Dansları Festivali:

Samsun Milli Fuarı bünyesinde 23-29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenmektedir.

Hıdırellez:

Mayıs ayının 6′sında kutlanır. Bolluk ve bereket günlerinin başlangıcı sayılır.

Karpuz Festivali :

Bafra ilçesinde 1987 tarihinden beri düzenlenmektedir. Ağustos ayının son haftasında, iki gün süreyle çeşitli eğlence, müsabaka ve etkinliklerle kutlanır.

Bengü Karakuçak Güreşleri:

Bafra ilçesinin Bengü köyünde düzenlenmektedir. 1994 yılında başlatılmış olan şenlikler 10 temmuzda bir gün yapılmaktadır.

Altın Fındık Yağlı Pehlivan Güreşleri

Terme ilçesinin Köybucağı kasabasında 1986 yılında başlayan şenlikler her yıl 9 eylül günü düzenlenir.

Yaşar Doğu Şenlikleri

Kavak ilçesinde daha çok güreş ağırlıklı olarak eylül ayında düzenlenmektedir.

Geleneksel Karakucak Güreşleri ve Atyarışları

Asarcık ilçesinde Eylül ayının son günleri ve Pazar günleri düzenlenmektedir.

Yeşilırmak Kültür ve Sanat Şenliği

Çarşamba ilçesinde 1994 yılından beri düzenlenmektedir. 20-23 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Göller Bölgesi Güreşleri

Ayvacık ilçesinde yaz aylarında düzenlenmektedir.

Hüseyin Dede Şenlikleri

Alaçam ilçesinde düzenlenmekte olup, 7 mayısta kutlanmaktadır.

Neyzen Tevfik Kültür Şenliği

24 Mart 1879′da Kolay’da doğan ünlü hiciv ustası Neyzen Tevfik adına düzenlenmekte olup, ekim ayında kutlanmaktadır.

Köprülü Mehmet Paşa Kültür Sanat ve Spor Festivali

Vezirköprü ilçesinde Eylül ayının ilk Cuma günü başlayan festival 10 gün sürmektedir.

Altın Pirinç Festivali

Terme ilçesinde düzenlenmektedir. 1991 yılından beri yapılan festival, yörenin ünlü Kocaman pirinci adına haziran ayının 3. ve 4. günleri yapılmaktadır.

Karadeniz Kısa Film Festivali

Merkez ilçede ilk defa 1996 yılında düzenlenmiştir. Uluslararası nitelikte olup, 23-31 mart tarihleri arasında her yıl düzenlenmesi amaçlanmıştır.

Deniz Oyunları Festivali

Yakakent ilçesinde düzenlenmektedir. İlk başlangıç tarihi 1995 yılıdır. 22-23 temmuz tarihleri arasında yapılmaktadır.

ÖNEMLİ HAFTALAR

19 Mayıs Kültür ve Sanat Haftası

Merkez ilçede Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca organize edilmektedir. 1981 yılından beri her yıl 16-19 mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinliklerde kutlamaktadır.

25 Mayıs Kültür ve Sanat Haftası

Atatürk’ün Havza’ya gelişlerinin yıldönümünde Havza Belediye Başkanlığı’nca düzenlenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yapın

Önemli not : Yorumunuz denetim için bekliyor.. Yazıya uygun olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Kategoriler

E-POSTA