VITAMIN B6

Yazar admin on Kas 8th, 2008

Tanımı, Yapısı ve Özellikleri

Vitamin B6 biyolojik etkinlik gösteren 3-hidroksi-2-metil piridin türevleridir. İlk kez 1934 yılında Paul György tarafından laboratuar hayvanlarının büyümesi ve bazı deri lezyonlarının iyileşmesi için gerekli bir vitamin olarak açıklanmıştır. Vitamin, 1938 yılında Lepkovsky ve diğerleri tarafından yiyeceklerden kristaller halinde ayrılmıştır. Bir yıl sonrada vitaminin sentezi yapılmıştır. György ve Eckardt, vitamin etkinliği gösteren bu moleküle “piridoksin” adının verilmesini teklif etmişlerdir. Birkaç yıl sonra Snell, piridoksine benzeyen ve “piridoksal” ve “piridoksamin” adı verilen diğer iki molekülün de vitamin B6 etkinliği gösterdiği bulunmuştur. Laboratuarlarda sentezi yapılan beyaz renkli bu üç öğenin eşit oranda vitamin B6 etkinliği gösterdiği ortaya konmuştur.
Vitamin B6 ışığa karşı duyarlıdır. Özellikle nötral ve alkali çözelti içinde vitamin B6 ışık temasından etkilenir. Aydınlık yerde yüksek sıcaklıkta uzun süre muamele edilen yiyeceklerdeki vitamin B6 ‘nın bir kısmı vitamin özelliğini kaybetmektedir. Kristal şekli asit ve alkalilere karşı dayanıklıdır. Su da erir; su içinde, hava ve ısı ile temas ederse piridoksamin ve piridoksal vitamin özelliğinden kaybeder. Piridoksin ısıya diğerlerinden daha dayanıklıdır. Hayvansal yiyecekler yüksek ısıda, özellikle sıvı olarak hazırlandığında moleküller piridoksiline yıkılarak vitamin B6 değerinin % 50 kadarı kaybolmaktadır. Sterilize edilmiş mamalarda vitaminin % 50’sinin, kahvaltılık tahıl ürünlerinde % 50 – 75 ‘inin kaybolduğu bildirilmiştir.
Bitki ve hayvan dokularındaki vitamin B6 miktarının ölçülmesinde genellikle mikrobiyolojik yöntem kullanılır. Bu yöntemde, ölçülmek istenen örnek kromotografik yöntemle yabancı öğelerden ayrılır. Değişik çözelti kullanılmak suretiyle değişik şekillerini birbirinden ayırmak ta mümkündür. Örnek içindeki vitamin B6 miktarını bulmak için vitamin B6 ‘ya gereksinimi olan “ Sakkaromises uvarum “ organizması kullanılır. Bu organizmanın çoğalması örnekteki vitamin B6 miktarı ile orantılıdır. Organizmanın çoğalması sonucu oluşan bulanıklık spektrofotometrede ölçülerek bilinen standartla karşılaştırılır.
Hayvanlar ve insanlarda barsak bakterileri vitamin B6 yaparlar. Barsaklar da yapılan bu vitaminden insan yararlanamamaktadır.

Vitamin B6 ‘nın Vücutta Kullanılması

Vitamin B6 etkinliği gösteren öğeler ince barsaklardan basit difuzyonla kana emilirler. Mukoza içindeki ATP kullanılarak fosforlanırlar. Fosforlanmış olarak bulunan şekli daha yavaş emilir. Alkol ve posa emilimi azaltır. Karışık diyetteki vitaminin % 70 kadarı emilir. Piridoksin, piridoksamin ve piridoksal fosforlanabilirler. Bunlardan piridoksal ve piridoksamin fosfat ( PLP ve PMP ) vitamin B6 etkinliği gösteren şekillerdir. Yiyeceklerle alınan piridoksin, piridoksal ve piridoksamin birbirine dönüşebileceği gibi piridoksal ve piridoksamin fosfata da dönüşürler. PLP ve PMP plazma ve eritrositlerde albumin ve hemoglobine bağlanarak taşınır.
Dokuların vitamin B6 tutma yetenekleri sınırlıdır. Vücuda fazla alınan vitamin B6 4- piridoksik aside okside olur. 4-piridoksik asidin yıkımıyla asetat, amonyak, karbondioksit ve suksinat oluşur. Asetat ve suksinat Kreps halkasında okside olur. 4- piridoksik asidin bir kısmı idrarla atılır.
İşlevi : Vitamin B6 yardımcı enzimleri metabolizmadaki birçok tepkimede rol alırlar. Bu enzim sistemlerinin başlıcaları; amino transferazlar, dekarboksilazlar, desülfüderozlar ve deaminasyondur. Vitamin B6 yardımcı enzimlerinin görev aldığı tepkimelerin çoğu aminoasitlerin metabolizması ile ilgilidir. Ayrıca vitamin B6 yardımcı enzimleri yağ ve karbonhidrat metabolizmasında da bazı tepkimelerin yürümesine yardım etmektedirler. Protein metabolizmasında; bütün aminoasitlerin yıkımı, elzem olmayanların yapımı, birçoklarından karbondioksitin ayrılması, serin ve glisinin birbirine dönüşmesi, metioninin sisteine ve sisteinin taurine dönüşmesi vitamin B6 yardımcı enzimlerini gerektirir. Vitamin B6 hemin yapısını oluşturan porfirinin ön öğesi olan delta-1-aminolevulinik asit sentezi için de gereklidir.
Vitamin B6 yardımcı enziminin glikojen fosforilaz enzimi içinde gerekli olduğu da bildirilmektedir.
Bu tepkimelerdeki vitamin B6 yardımcı enzimlerinin işlevleri moleküller arasında NH2 grubunun taşınması ve CO2 ‘in ayrılması ile ilgilidir.
Vitamin B6 yardımcı enziminin görev aldığı önemli tepkimelerden bazıları:
1. Alanin + α – ketogluterat ═ piruvat + glutamat
Bu tepkime genellikle adale ve karaciğerde oluşur.

2. Aspartik asit + α – ketogluterat ═ oksalasetat + glutamat
Bu tepkime kalp, adale, karaciğer, beyin, böbrek ve testislerde oluşur.

3. Gamma – aminobutirat + α – ketogluterat ═ suksinat + glutamat
Bu tepkime beyinde olur.

Vitamin B6 yardımcı enziminin görev aldığı dekarboksilayson
tepkimelerinin en önemlileri; dihidrofenilalaninin ( dopa ), hidroksifenilalanine (dopamin) dönüşmesi ile, glutamik asidin gamma-aminoburitik aside ( GABA ) dönüşmesidir. Bu tepkimeler merkezi sinir sisteminin çalımasında önem rol oynarlar. Vitamin B6 yardımcı enziminin, triptofanın niasine dönüşmesinde önemli görevi vardır. Bu nedenle vitamin B6 niasine olan gereksinmeyi azaltır. Linoleik asidin araşidonik aside dönüşümünde, protoporfirin sentezinde, kükürtlü aminoasitlerin metabolizmasında (homosisteinin sisteine dönüşmesinde) böbreklerde oksalat taşlarının oluşumunun önlenmesinde de rol alır.
Vitamin B6 bağışıklık sistemi içinde gereklidir. Yetersizliğinde lenfoid dokuda bozulma, antikor oluşumunda azalma, nötrofil işlevinde azalma görülür.

Yetersizliği : Vitamin B6 yetersizliğinde biyokimyasal ve klinik belirtiler ortaya çıkar. Biyokimyasal belirtilerin başında triptofan metabolizmasında bozukluk gelir. Vitamin B6 yetersizliğinde idrarda “xanthurenik asit” atımı artar. Kan ve idrarda vitamin B6 ve idrarda 4-piridoksik asit miktarları azalır. Eritrosit alanin amino transferaz ve oksagluterat amino transferaz enzimlerinin aktiviteleri azalır. Metioninden oluşan homosistein sisteine dönüşemediği için kanda düzeyi yükselir (homosisteinemi) ve idrarda homosistein (homosisteinuri)
atılır. Bu tepkimede görevli apo enziminin yetersizliğinde de aynı belirtiler görünür. Hemoglobin miktarında azalma olabilir. Vitamin B6 yetersizliğinde glikolattan glisin yapımı engellerndiği için böbreklerden oksalat atımı artar. Bu durumun böbreklerde oksalat taşlarının oluşumu ile ilgili olduğu sanılmaktadır.
Vitamin B6 yetersizliğinin klinik bulguları arasında merkezi sinir sistemi bozukluğuna bağlı konvulsiyonlar, hipokromik anemi ve deride pellegraya benzer yaralar başta gelir. Bu belirtiler toplumda sık görülmez. Önce ki yıllarda hazırlanmış çocuk mamaları ile beslenen çocuklarda vitamin B6 yetersizliğine bağlı belirtiler görüldüğü rapor edilmiştir. Bu mamalar analiz edildiği zaman vitamin B6 değerinin düşük olduğu bulunmuştur. Bu araştırma bulgularına dayanılarak çocuk mamalarına vitamin B6 eklenmesi önerilmiştir. Bugün bir çok çocuk mamasına vitamin B6 eklenmektedir. Büyümede yavaşlama, bağışıklık yeterliliğinin azalması da yetersizlik belirtilerindendir. Ülkemizde, okul çağı çocuklarında görülen aneminin demir yetersizliği kadar vitamin B6 yetersizliği ile de ilgili olabileceği bildirilmiştir.

Gereksinim ve Kaynakları

Vitamin B6 gereksiniminin saptanmasında vitamin B6 yetersizliğine bağlı biyokimyasal değişikliklerin düzeltilmesi için gerekli vitamin B6 miktarları esas alınmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalar yetişkin kimselerde günlük 1.25-1.67 mg vitamin B6 ‘nın yeterli olduğunu göstermiştir. Beden ağırlığının kg başına 25-30 mcg alım yeterlidir. Vitamin B6 protein metabolizmasıyla ilgili olduğundan 0.016 mg/g protein önerilmiştir.
Vitamin B6 gereksinimi bazı durumlarda artmaktadır. Vitamin B6 yardımcı enzimi çoğunlukla protein metabolizması ile ilgili olduğundan diyette protein miktarının artışına paralel olarak vitamin B6 gereksinimi de artmaktadır. Bazı araştırmalar, oral kontraseptif kullanan kadınlarda bozulan triptofan metabolizmasının düzeltilmesi için daha yüksek dozda (20-30 mg) vitamin B6 ‘nın gerekli olduğu işaretlenmektedir. Aynı şekilde gebelikte ve menopozda da vitamin B6 gereksiniminin arttığı ileri sürülmektedir. Ayrıca idrarda oksalik asit atımının arttığı, dolayısıyla böbreklerde oksalat taşlarının görüldüğü durumlarda da B6 ‘ya olan gereksinimin arttığı ileri sürülmektedir. Yaşla vücuttaki vitamin B6 miktarında azalma olduğundan yaşlılıkta da vitamin B6 gereksiniminin arttığı görüşü vardır. İdrarda ve kanda homosistein düzeyinin artması, konvulsiyon gibi durumlarda folat ve B12 vitamini ile birlikte vitamin B6 eklenmesinin yararlı olacağı bildirilmiştir.
İzonikotinik asit hidrazid (tüberküloz ilacı) metabolizmada B6 yerine geçerek işlevini engeller. Bu durumda ek vitamin verilmesi gerekir.
Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Araştırma Konseyi Besin ve Beslenme Komitesinin vitamin B6 için önerdiği günlük tüketim standartları: 0-5 aylık bebek için 0.3 mg, 5-12 aylık için 0.6 mg, 1-3 yaş için 1.0 mg, 4 – 6 yaş 1.1 mg, 7-10 yaş 1.4 mg, 11-14 yaş 1.7 mg, daha büyükler için kadına 1.6, erkeğe 2.0 mg dır. Ayrıca gebelik ve emziklilikte ek olarak günlük 0.5 mg vitamin B6 alınması salık verilmiştir. Bu miktarlar normal kimselerin gereksinimlerini karşılayacak düzeydedir. Normal diyet bu düzeyde vitamin sağlayabilir. Ancak besinlerin pişirilmesi ve saklanması sırasında oluşacak kayıplara dikkat edilmelidir.
Vitamin B6 hayvan ve bitki dokularında proteinle birlikte bulunur. Bu nedenle yiyeceklerin vitamin B6 değeri protein miktarı ile orantılıdır.
Tahıl taneleri öğütülürken kepeğin ve embriyonun ayrılma derecesine göre vitamin B6 değerinde % 25-85 arasında kayıplar olmaktadır. Bitkisel yiyecekler su da pişirilip pişme suyu atılırsa vitamin B6 değerinde ortalama % 60 kayıp olmaktadır. Sütün pastorize edilmesi vitamin B6 kaybına neden değildir. Kaynatmakla sütün vitamin B6 değerindeki kayıp oranı % 15-25 civarındadır. Süt otoklavda çok yüksek ısıda muamele edilirse kayıp daha çok olmaktadır.
Diyet tahıllara dayalı olsa bile hazırlama ve pişirme esnasında vitamin kayıpları önlenmiş olursa normal durumlar için vitamin B6 gereksinimi kolayca karşılanabilir.

Vitamin B12 ( Kobalamin )

Tanımı, Yapısı ve Özellikleri

Pernisiyöz anemi, 1926 yılına değin tedavisi olanaksız bir hastalık olarak bilinmekteydi. Dr. Minot ve Dr. Murphy 1926 yılında çok miktarda karaciğer yedirerek pernisiyöz anemiyi iyileştirdiklerini rapor etmişlerdir. Bu buluşu izleyen yıllarda yoğun karaciğer karışımları hazırlanarak bu hastalığın tedavisi sürdürülmüştür. Bu bulgular pernisiyöz aneminin beslenme yetersizliği hastalığı olabileceği görüşünü kuvvetlendirdiğinden araştırmalar o yönde gelişmiştir.
Rickes ve arkadaşları 1948 yılında karaciğerden kırmızı renkli kristal bir öğe ayırdıklarını açıklamışlar ve buna vitamin B12 adını vermişlerdir. Diğer araştırmacılar karaciğerden kristal olmayan kırmızı renkli başka moleküller ayırdıklarını rapor etmişler ve bunların damara verilmesi ile pernisiyöz aneminin kısa sürede ve kesin olarak iyileştiğini göstermişlerdir.
Vitamin B12 biyolojik olarak syanokobalamin etkinliği gösteren korrinoid türevlerinin jenerik adıdır. Yapısında 4-pirol halkası, bir kobalt atomu, propinamidler, asetamidler, riboz, 2-metil-benzil-imidozal ve fosforik asit grupları vardır. Ticari formu syanokobalamindir. Bu form kobalt atomuna (CN) grubunun gelmesi ile oluşur. Hidroksikobalamin, nitrokobalamin gibi türevleri de vardır. Molekülde benzil-imidozal yerine ATP kullanılarak adenin geldiği zaman yardımcı enzim etkinliği gösterir. Antibiotik üreten küfler vitamin B12 de yaparlar. Bakterilerin birçoğu da B12 ‘yi yapabilirler. İşkembeli hayvanların barsaklarında bakteriler tarafından B12 vitamini yapılır ve hayvanlar böylece gereksinimlerini karşılayabilirler. Hayvanın beslendiği toprak kobalttan yetersiz olursa vitamin B12 yapımı azalır. Bitkilerde B12 vitamini bulunmaz. Bu nedenle B12 vitaminin bulunduğu yıllarda bu vitamin “ hayvansal protein etmeni” olarak tanımlanmıştır.
B12 vitamini su da, alkolde erir, eter ve asetonda erimez. Asit, alkali ve ısıya karşı dayanıksızdır. Alkali ve asit çözeltide kaynatılırsa molekül parçalanır. Nötr ortamda ısının etkisi daha da azdır. Isı derecesi arttıkça ve ısıtma süresi uzadıkça vitamindeki kayıp oranı artar. Pişirme suyunun atılması ile vitamin kaybı çoğalır.
Besin ve biyolojik sıvılardaki B12 vitaminin tayininde mikrobiyolojik ve radioimmunoassay yöntemleri kullanılır. Mikrobiyolojik yöntemde bu vitamine gereksinmesi olan Lactobassillus leichmannii kullanılır.

Vücutta Kullanılması

Radyo-izotopla yapılan araştırmalara göre yetişkin kimselerin vücudunda ortalama 4-5 mg vitamin B12 bulunmaktadır. En karaciğer, kalp ve böbrek olmak üzere dokularda vitamin B12 önemli miktarda saklanabilmektedir. Vücuda vitamin alınımı önlendiği zaman ( tüm gastrektomide ), vücuttaki B12 vitaminin günde ortalama % 0.1 oranda azaldığı bulunmuştur. Atım; idrar, gaita, ve safra ile olmaktadır. Intrinsik etmen olduğu sürece safra ile salgılanan tekrar emilir. Emilmeyen ve bakterilerce yapılan vitamin gaita ile atılır. Bu azalma hızına göre vücudunda yeterli miktarda B12 vitamini bulunan kimsede 4-5 yıl sonra 500 mikrogram kadar B12 kalacağı hesaplanmıştır. Vücutta B12 vitamini azalınca kanda ki düzeyi de düşer. Normal düzey olan 250 pg/ml, 4-5 yılda 150 pg/ml ye düşer.
Vücuttaki vitamin B12 miktarı bu düzeye düştüğü zaman yetersizlik belirtileri görülmektedir. Dokularda yeterli miktarda vitamin bulunduğu zaman fazlası atılır.
Hayvansal dokularda proteinlere bağlı olarak bulunur. İnce barsaklarda serbest hale gelen vitamin B12 “ intrinsik etmen” denen ve mideden salgılanan 5000 molekül ağırlıkta, gliko-protein yapısındaki moleküle bağlanarak emilir. Yüksek doz ( 30mcg ) alındığında % 1-3’ü basit difüzyonla emilir. R- proteinleri de olarak bilinen diğer B12 – bağlayıcı proteinler emilimi etkilerler. Bu proteinlerin pankreatik tripsin ve kemotripsinle parçalanması B12 ‘nin intrinsik etmenle bağlanmasına olanak sağlar. Pankreas yetersizliğinde B12 emilimi azalır. Genetik olarak ve mide mukozalarındaki zayıflık nedeni ile intrinsik etmen yetersiz olursa B12 emilmez. Mide salgısının azlığı, genellikle intrinsik etmenin azlığının işareti sayılır. Besinlerdeki B12 vitamini kristal B12 derecesinde emilebilmektedir. Emilme oranının normal koşullarda % 28-71 arasında değiştiği bildirilmektedir. Alım dozu arttıkça emilim oranı azalır. 5 mcg alındığında % 28 emilirken, 0.5 mcg alındığında % 71’i emilir. Emilim bozukluğu hastalıkları, (oral kontraseptifler, diğer bazı ilaçlar, pankreas yetersizliği, barsak bakteri ve parazitleri ) B12 ‘nin emilme oranını düşürür. Yaşlı kimselerde de mide salgısının azalması yüzünden B12 ‘nin emilme hızının düştüğü rapor edilmiştir. Protein, folik asit ve A vitamini gibi besin öğelerinin yetersizliği barsak mukozalarının bozulmasına neden olduklarından dolayı vitamin B12 ‘nin emiliminde olumsuz rol oynarlar. Fazla alınan alkolünde ince barsak hücrelerinin çalışmasını etkileyerek B12 vitamin emilimini engellediği rapor edilmiştir. Bütün bu veriler, sindirim aygıtında herhangi bir nedenle bozuklukların oluşmasının vitamin B12 ‘nin vücuda alınmasını engellediğini göstermektedir. Aşırı C vitamini alımı ince barsakta asit ortam oluşturduğundan B12 ‘nin biyoyararlılığı azalır.
İnce barsaklardan emilen vitamin B12 mukoza içinde trans – kobalamin denilen plazma proteinine bağlanarak karaciğer ve diğer dokulara taşınır.
İşlevi : Vitamin B12 , metabolizmadaki bazı tepkimelerde yardımcı enzimdir. Yardımcı enzimlerden biri adenozilkobalamin diğeri metilkobalamindir. İnsan plazma ve dokularında genelde bu formları bulunur. Adenozilkobalamin gerektiren tepkimeler:
1. Metilmalonil CoA mutaz. Metil malonil – CoA’nın süksinil-CoA’ya dönüşmesini sağlar. Vitamin B12 yetersizliğinde bu enzim sisteminin çalışmaması idrarda metilmalonik asit atımının artmasına ve merkezi sinir sisteminde bozukluğa neden olur.
2. Ribonükleotidlerin indirgenmesi ile DNA sentezi

Metilkobalamin gerektiren tepkimeler:
1. Homosisteinden THFA aracılığıyla metionin sentezini sağlayan enzim sistemi B12 ‘yi gerektirir. B12 yetersizliğinde, kemik iliğinde görülen bozukluk bu tepkimelerle bağlantılıdır. Kemik iliğinde kan hücrelerinin oluşumunu etkileyen bu sistemde; folik asit, B12 ve metioninin rolleri arasındaki etkileşim yüzünden megaloblastik aneminin tedavisinde her iki vitaminde etkindir.
2. Metan ve asetat sentezinde etkindir. B12 vitamini bağışıklık sisteminde, nötrofillerin fagositik etkisini artırır.
Yetersizliği : Vitamin B12 yetersizliğinde sinir sistemi bozuklukları ile
birlikte pernisiyöz anemi oluşur. Pernisiyöz anemide, kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin sayısı azalır ve şekilleri bozulur. Bu durum kemik iliğinde kan hücrelerinin yapımındaki bozukluktan ileri gelmektedir. Anemili kimse folik asitle tedavi edilirse, kan tablosunda düzelmeye karşın, sinir sistemi bozuklukları artmaktadır. Miyelinde oluşan bozukluk yüzünden uyuşukluk, kol ve bacaklarda duyu azalması ve kasılmalar, baş ağrıları, yorgunluk, depresyon, unutkanlık ve benzeri sinir sitemi bozuklukları görülür.
Pernisiyöz aneminin oluşum nedenleri değişik olabilir. Nedenlerinden biri diyetle yeteri kadar B12 alınmaması veya besinlerin hazırlanması ve saklanması için uygulanan işlemlerin vitamin kaybını arttırmasıdır. Vitamin B12 hayvansal kaynaklı besinlerde bulunmaktadır. Diyet, bitkisel besinlerden oluştuğunda alınan vitamin B12 miktarı azalmaktadır. Besinlere uygulanan yüksek sıcaklık vitamin kaybına yol açmaktadır. Örneğin etler ızgara yapılırken sıcaklık ve damlayan su ile vitamin B12’nin % 30 ‘u, nemli sıcaklıkta % 10-20’sinin kaybolduğu bulunmuştur. Sütteki vitamin B12’nin ortalama % 7-10’nun pastorize edilirken ve % 30 kadarı da kaynama ile kaybolmaktadır. Kaynatma süresinin uzaması ve derecesinin yükselmesi vitamin B12 kaybını artırmaktadır. UHT sütlerdeki kayıp da % 7-10 civarındadır. Karaciğer suda haşlandıktan sonra suyun dökülmesi, balık haşlandıktan sonra suyun dökülmesi, vitamin B12 kaybını arttırır.
Pernisiyöz aneminin oluşumundaki baş etmen alınan vitaminin emiliminin bozulması ile ilgilidir. Çeşitli nedenlerle intrinsik etmen yetersizliği veya ince barsaklar mide ve pankreastaki herhangi bir bozukluk vitamin B12 ‘nin emilimini engellemektedir. Intrinsik etmenin yokluğu kalıtımsal olabilir. Bin kişiden 1-2 sinde görülür. Yaşlılarda mide mukozasındaki zayıflama nedeniyle B12 vitamini yetersizliği sık görülür.
Vitamin B12’nin vücutta tutulması ve kemik iliğine taşınmasında da bazı bozukluklar olabilir. Karaciğer ve böbrek hastalarında vitamin B12 deposu azalabilir. Yine, genetik ve protein yetersizliği nedenleri ile kanda vitamin B12’nin bağlandığı proteinlerde azalma olabilir. Yine vitamin B12’nin yardımcı olduğu apo enzimlerindeki yetersizlikte vitamin B12 yetersizliğine yol açar.
Vitamin B12’ye gereksinmenin artmasına karşın diyetin vitamin B12 değerinin düşük olması da yetersizlik belirtilerinin nedenlerindendir.
Bu nedenle tedavide önce pernisiyöz aneminin oluşumundaki etmenin ortaya konması gerekir. Eğer hastalık vitaminin emilmesindeki yetersizlikten ileri geliyorsa damar yolu ile vitamin B12 verilerek hastalık tedavi edilir. Mide ve barsak ameliyatlarından 3-5 yıl sonra pernisiyöz anemi görülebilir. Midenin % 60 ‘ı alınan hastaların % 30 unda 1 ile 20 yıl arasında emilim bozukluğu, %  sında pernisiyöz anemi görülmüştür. Bu durumda 2-3 haftada bir vitamin B12 enjekte edilmesi gerekebilir. Bazı ilaçlar ( biguanidon türevleri, potasyum kloroid, nitroz oksit vb.) vitaminin biyoyaralılığını azaltır.

Gereksinim ve Kaynakları
Vitamin B12 için günlük gereksiniminin saptanmasında, vitaminin yetersizlik belirtilerinin önlenmesi için gerekli dozlar esas alınmaktadır. Pernisiyöz anemide parenteral yolla verilen günlük 0.1-0.2 mikrogram vitamin B12 hastalık belirtilerinin düzelmeye doğru yönlenmesini sağlamıştır. Günlük doz 0.5-1.0 mikrograma çıkarıldığı zaman iyileşme hızlanmıştır. Günlük 1.0 mikrogram vitamin, intrinsik etmenle birlikte ağızdan verildiği zaman aynı sonuca ulaşılmıştır. Buna göre kg başına 0.04 mcg yeterlidir. Bu veriler dikkate alınarak değişik yaşlar için aşağıdaki tablolardaki miktarlar tüketim standardı olarak salık verilmektedir.

Vitamin B12 İçin Tüketim Standartları
Yaş ve durum Günlük miktar mcg
0 – 12 ay 0.5
1 – 3 yıl 0.9
4 – 9 yıl 1.5
10 yıl ve yukarı 2.4
Gebelik için ek 0.2
Emziklik için ek 0.4

Anne sütü ilk 6 ayda bebeğin gereksinmesini karşılar. Yalnız bitkisel besinlerle beslenen annelerin bebeklerine 0.1 mcg/gün B12 verilmelidir. Yaşlılarda da biraz arttırılması uygun olur.
Vitamin B12 hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur. Bazı besinlerin vitamin B12 değerleri tabloda gösterilmiştir. Çoğunlukta ette adenozil ve hidroksi kobalamin, sütte metil ve hidroksi kobalamin şeklinde bulunur.

Bazı Besinlerin Vitamin B12 Değerleri (100 gramda mcg)
Vitamin B12 Vitamin B12

Besin mcg Besin mcg
Karaciğer 50-130
Süt 0.1-0.6
Böbrek 20-50
Peynir 1.2-3.6
Yürek 15-30
Yumurta sarısı 1.0-1.2
Et 2.0-8.0
Balık 2.0-8.0
İnsan vitamin B12 gereksinmesini hayvan dokularından ve mikro organizmalardan sağlar. İnsan dışkısı ile günde 5 mikrogram civarında vitamin B12 atılır. Bu kalın barsaktaki bakteriler tarafından sentezlenir. Vitamin B12 ince barsağın ileum bölgesinden emildiğinden kalın barsakta sentezlenen vitaminden insan yararlanamaz. Bazı araştırma raporları ince barsak bakterilerinin de önemli miktarda vitamin B12 sentezlediklerini göstermektedir.

Bu yazı ,Şeref Kapan tarafından eklenmiştir.

Yorum Yapın

Önemli not : Yorumunuz denetim için bekliyor.. Yazıya uygun olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Kategoriler

E-POSTA